Kilitleri Açma Vakti

Kilitleri Açma Vakti 
Bir hazan mevsimi yeniden içime sonbaharın diriltici rüzgarı esti. Taaa çocukluğumdaki havuz problemlerine kadar açtı zihnimi.Aslında tam da şimdi ki ruh halim gibi sanki. Bu an’a kadar okuduğum onca kitaptan akan bilgilerle öğretmenimin tahtaya ,soruyu nasıl çözmek gerektiğini anlatan formülleri yanyana …Bunca yıl bunca saat sanki hiç yaşanmamış gibi.
Ben hep başarılı bir öğrenci sayıldım.Sorumluluk sahibi ve hep gayretli idim.Ama o formülleri baştan aşağı bilmeme rağmen öyle bir an gelirdi ki o soruları çözemezdim.Bilgim işe yaramazdı.Bu durum yıllarca beni çok üzdü ve hep daha çok hırslandırdı.Sonuç ben hâlâ havuz problemlerini çözemem.Bu kadar analitik düşünüp bu kadar geride kalmamın sebebini şimdi yaşadığım an ‘da fark ediyorum. Bilmek ve uygulamak bu hayatın adeta kilidi ve anahtarı gibi.Fakat daha iyi olmak,daha başarılı olup birilerini geçmek,daha çok akıllı sanılmak,daha çok bilgili zannedilmek ve en önemlisi en çok sevilen olmak uğruna kocaman bir yaşam beyhude geçmeye mahkum oluyor.
Ben fark ettim ki yıllardır okuduğum ve öğrendiğim bilgileri tıpkı havuz problemlerindeki gibi uygulamakta sıkıntı çekiyorum.Öğrendiğim bir bilgi yaşam için bir anahtar niteliğinde ve kapı açma gibi bir fayda sağlamasına rağmen ben o anahtarı hep elimde tutuyorum.Elimdeki onca anahtarın ağırlığını hissederek hep daha iyi olmak isterken buluyorum kendimi.
Son zamanlarda elime kitap alınca birkaç sayfadan fazla okuyamaz oldum.Kendime şaştım kaldım.Hani en çok okuyandın dedim kendi kendime ve yüz yüze geldim beni yıllardır havuz problemlerinden mahrum kılan hırsımla.Yıllarca azimle hırsın arasındaki farkı anlayamamış olmak içimdeki onca kitabı yakmak kadar acı verdi.O acıyla içgüdüsel olarak ellerime baktım ve bütün anahtarlar yok olmuştu.
Ruhumdaki o hafiflemeyle bir karar aldım sessizce. Öncelikle okuduğu her değerli bilgiyi kendi içinde anlamaya çalışıp ,yaşayıp, sindirmeye çalışmalı insan. En iyi olmak sadece en iyi şekilde anlamak ve yaşamakla oluyor.Gerisi zaten zaman ve su misali akıp gidiyor. Ve son olarak en iyi öğrenci olma derdiyle havuzun içindeki suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu merak etmek ise şimdiye nasipmiş…
Değerlerinizle en çok sizin mutlu olmanız dileğiyle,
Nur Üçgün

 

 

 

 

Çocuklarda Diş Bakımı

Blogda arkadaşlarımı misafir etmeye devam ediyorum. Bugün de çocuklarda diş bakımı hakkında yazdığı açıklayıcı yazısıyla sevgili Tuğba yani Şapşikanne misafirim oldu. Beni kırmayıp, yazdığı bu bilgilendirici yazı için kendisine sonsuz teşekkürler.

Çocuklarda Diş Bakımı

Dişlerimiz hem beslenmemiz hem de estetik duruşumuz için önemli.. Peki ya çocuklarda… Onlar önemsemiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sağlıklı ve güzel dişleri olan çocukların her yaş aralığında daha mutlu ve kendine güvenli olduğunu söylüyor otoriteler..

Anlayacağınız hiç bir şey için değilse bile çocuğunuzun mutluluğu için  önemli yani dişleri 🙂

Çoğunlukla ergenlik dönemiyle kendisini ve sıkıntılarını daha fazla belli eden diş yerleşim sorunları ve diş- çene ilişkileri de işte tam da bu sebeplerden ihmal edilmemeli.

Diş yerleşim sorunları diyorum, çünkü hem çapraşıklık hem de dişlerin arasındaki açıklık rahatsız edici olabiliyor.

Peki önlemenin bir yolu yok mu? Var..

Pedodonti (Çocuk Diş hekimliği), 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal  ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesini  amaçlayan bir anabilim dalıdır.  Pedodonti, bebeklik çağından itibaren çocukların ağız-diş sağlığını ve çene-yüz bölgesi gelişimini takip ve tedavi eden, aynı zamanda koruyucu önlemleri de içine alan diş hekimliği dalıdır. Bu konuda uzmanlaşmış diş hekimlerine de Pedodontist denir.

Yaklaşık 6 aylık bir bebekte süt dişleri çıkmaya başlar ve bu dişler ortalama 13 yaşına kadar ufak eksilmeler ve artmalarla ağızda kalır. 13 yıl hiç de az bir süre değil. Süt dişlerinin önemini buradan da anlayabilirsiniz…

Zamanından önce çekilen bir süt dişi, sağındaki solundaki dişlerde boşluğa doğru kayma yapar ve çapraşıklık sebebi olur.

Okumaya devam et “Çocuklarda Diş Bakımı”

Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri


Bugün Blogumda ilk defa bir misafirim var. Kendisi benim için hep ilk oluyor zaten 🙂 Selina’nın Maceraları hakkında ilk röportajı da birlikte yapmıştık ve gerçekten uğuruna inanıyorum. Sevgili blogger arkadaşım   kelebeketkisi39.blogspot.com Beni kırmayıp, bir kez daha destek olduğu için kendisine teşekkür ederim.

Anneler için bence harika öneriler var. Keyifli okumalar. Ben bayıldım.

 

Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri:

Selamlar bir bebek sahibi olmak biz anneler için zorlu,hassas bir dönemdir.Aklımızda sadece bebeğimiz vardır.En ufak bir ses bizi uyarır ve derin uykumuzdan kaldırır.Annelik zor ve bir o kadar da sevgi dolu bir hayatı önümüze serer.Artık eski deli dolu kız gitmiş yerine ne yapacağını bilmeyen bir kadın gelmiştir.İşte tam da bu dönemde kendimizi unutur,hayatımıza ara verir ve bütün benliğimizle teslim oluruz minik bir yüreğe.

 

Artık saçımız,kaşımız pek umrumuzda olmaz,uykusuz geçen gecelerde bizi perişan eder.Eski kıyafetlerimize giremez,eski dostlarımızla buluşamaz oluruz.Fakat etrafımıza baktığımızda her zaman olduğu gibi bizi sinir eden birileri bulunur.Onunda iki çocuğu vardır ama gezer tozar,her zaman güzel görünmeyi başarır ve bizi gördüğünde”Ne bu halin tatlım,toparla biraz kendini”diyerek sinirlerimizi alt üst eder.

 

Mümkün mü hem anne hem güzel olabilmek?Vakit bu kadar değerliyken neler yapılabilir merak ediyorsanız keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri”

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu)

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu?

 Yaydığımız enerji frekansına denk olanı çekmemizin genel adı olan “karma” son yıllarda her yerde. Öyle ki sadece bu yasaya göre hayatını programlayanlar, yeni adımlar atanlar var. Gerçi kültürümüzde olan bir durum olması nedeniyle çok da yadsınır değil. Atasözlerimize dahî yansıyan bu görüş, şimdi moda deyimiyle “karma” olarak karşımızda. Sanskritçe dilinde “hareket” anlamına gelen bu sözcük, etkiye karşı tepki olarak da çözümlenebilir. O da Newton’ın Etki-Tepki Prensibi’ne dayanır; ki bu konu şimdi değinmek istediğimizden uzaklaşmamıza neden olur.

 Çekim yasası denilen kavram ise daha çok hayatımıza işlemiş, özellikle son birkaç yıldır dilimize de pelesenk olmuş kavramlardan biri. “Ne ekersen onu biçersin” deyiminin modern versiyonu. Haa mesela bir de “Rüzgar eken fırtına biçer ” var.  Zira karma yasası ile paralel çalışan çekim yasası, tanımlamak, istemek ve hedefe doğru emin adımlarla ilerlemekten geçiyor.

Önceki hayatlar, şimdiki durumlar

Özellikle karma yasasının dikkat çektiği en önemli konuların başında yaptığımız her şeyin, kurduğumuz her cümlenin ve hissettiğimiz her duygunun karşılığını aynı şekilde alacağımız konusu yer alıyor. Karma yasasına göre kişi önceki hayatında yapmış olduğu bir davranışın birebir karşılığını şu an yaşadığı dünyada alıyor. Davranışın, hissin veya durumun birebir karşılığı, dengi karma yasası tarafından kişinin karşısına çıkıyor.

Önceki hayatları devreye sokmayan çekim yasası ise yaşadığımız şu anki hayatta yaşadığımız, yaptığımız veya söylediklerimizin bir yansımasını yaşamamıza neden oluyor. Çünkü aslında yaşadığımız her şeyin sebebi ve sorumlusu bizleriz. Bu sorumlulukların farkında olmak ve gerekirse “karmadan arınmak” için çeşitli terapiler uygulanırken, işi bu boyuta taşımadan günlük yaşamda sınırlı tutanlar da azımsanmayacak sayıda.

Çocuklarımız büyürken “çekim yasası” devrede mi?

Peki, önemli bir soru. Bu çekim yasası ve karma denilen kavramlar hayatın her alanında var mı? Yani eşimizle, annemizle, patronumuzla ve şu aralar en önemlisi çocuğumuzla aramızdaki iletişim ve ilişkiyi ne oranda etkiliyor? Acaba daha önce, mesela gençlik yıllarımla annem ile yaşadığım bir diyalog ve bunun sonucunda olan herhangi bir olay bugün çocuğumla ilişkime etki ediyor mu? Ediyorsa iyi mi ediyor, kötü ediyorsa engelleyebilir miyim? Ne çok soru…

Başından beri bildiğim bir şey var; çocuk yetiştirirken kendi anne ve babanı çok daha iyi anlıyorsun. “Eski kendin”i görüyor, bazı olay, durum ve söylediklerine anlam veremiyorsun. “Ne çok üzmüşüm” annemi diyerek belki de kendini rahatlatıyorsun. Ama sonuçta her şey yaşandığında öğreniliyor; tecrübe ancak ve ancak kendi tecrübemiz olunca anlam kazanıyor.

O zaman neymiş karma döner dolaşır seni bulurmuş. Hem de çocuğunla seni vururmuş. Unutmayalım, sevgi ekelim, sevgi biçelim. 🙂

Sevgiler

idilob

 

Sonbahar

Sonbahar

Yine bir sonbahar geldi.Son Bahar! Söylerken son derece sıradan ama kelimeye dikkatini verince hafif bir veda hissi anlamı içeren gizemli mevsim.Bu mevsimde doğduğum için midir neden çok severim ben sonbaharı.Yaprakların yeşilden kahveye dönüşünü,güneşin alevli sıcaklığından içleri sıcacık ısıtan havadaki o muhteşem döngüyü…Pencere kıyılarını,yağmur damlalarını eve yayılan kahve kokusunu…

Bence yapraklar da benim gibi en çok bu mevsimi seviyor.Bağrında yetiştiği daldan kopup rüzgarın sayesinde o sokak senin bu kaldırım benim geziyorlar..E hakları tabii.O kadar zaman insanoğluna oksijen sağlayıp bu kadarcık keyifle havalara uçmayı çok görmemek lazım o aşktan gevremiş,misyonunu tamamlamış aziz yapraklara…Belki de giderayak bir karıncaya çatı olurlar yağmurda belli mi olur hiç?Ne çok izledim o uğultulu rüzgarlarla halay çeken o yaprakların dansını.Tozu dumana katan coşkuları ilham oldu ruhuma.Karıştık coştuk hep beraber şu üç günlük dünyada..

Okumaya devam et “Sonbahar”