Eşeğe Altın Semer de Vursan, Eşek yine Eşektir.

Eşeğe Altın Semer de Vursan, Eşek Yine Eşektir.

Bugün sabah sabah gördüklerim beni çoooook şaşırttı. Ofise doğru yürürken karşıdan küçük kızının elini tutmuş bir yandan da telefon ile konuşan hoş bir hanım geliyordu. Hemen yanlarında da  5-6 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim oğlu yürüyordu. Küçük kız belki 10 kere anne! anne! anne! dediği halde, annesi hiç oralı olmadan, sanki ona seslenilmiyormuş gibi suratında son derece umursamaz ve rahat bir ifadeyle telefonda konuşmaya devam etti. Daha sonra küçük oğlan Yeter sus!!! diye bağırıp, 3 yaşlarındaki kız çocuğuna sert bir tokat attı. Çocuğun yanağı kıpkırmızı oldu. Ağlamaya başlayıp, bir de sinirden çığlıklar atan kıza, oğlan daha da sinirlendi ve “Sussss! diyorum” diye bağırıp, boğazını sıktı.

Ben şoktan kocaman kocaman açılmış gözlerimle anneye bakarken, anne ne mi yapıyordu??? suratında aynı umursamaz ve sanki kavga edenler kendi çocuğu değilmiş gibi  şuursuz ve alık ifadeyle baygın baygın telefonda konuşmaya devam ediyordu.

Çocuğun boğazını sıktı yaaa.. İnanılmazdı. Ağzını açıp, bir kelime etmedi. Oğlum niçin vuruyorsun? O senden hem küçük, hem kardeşin demedi. Al işte kadına şiddet canavarının tohumları yeşertilmeye başlanıyor. Çocuğuuuummm kardeşine ne kızıyorsun, ben kardeşine bir kerecik “efendim” deseydim, kardeşin de boğazını yırtmak zorunda kalmayacaktı diyemedi. Aval aval bir de etrafa baktı. Ne var bunda, ne bakıyorsunuz der gibi. Yani anlayacağınız o hoş görünümünün altında bu hanım çocuk yetiştirme konusunda ciddi anlamda sınıfta kaldı.

Bu konuyu zaten içimde bir süredir düşünüyordum. Eğitimli ve bilgili olmak, görgülü ve terbiyeli olmak anlamına gelmiyor. Görgü ve terbiye kesinlikle aileden geliyor. Hep, diyoruz ya çocuklarımız bizim dev aynasındaki yansımalarımız diye. Daha şimdiden kaba kuvvetle karşısındakini susturmayı öğrenen , fiziksel gücünü, güçsüzü ezmek için kullanabilen bir çocuk Harvard’ da okusa, Boğaziçinden mezun olsa ne yazar. Ya diğerine ne demeli, içinde şimdiden büyümeye başlayan öfke ve nefret, kim bilir nasıl dışa vurulacak. Ya içine kapanacak ya da isyankar bir genç kız olacak. Boşuna dememişler; ” eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir.” 

Bunun için aile içi düzen, anne ve babanın bir birine davranışları, evin içindeki konuşmaların düzeyi hepsi çok ama çok önemli.

Sevgiler

idilob

Ergenlikle Birlikte Gelen “Güzellik”

Ergenlikle Birlikte Gelen “Güzellik”

Çocuklarımızın çocukluktan çıkıp ergenliğe adım attığı dönem, bizim de tecrübe etmediğimiz, ne yapacağımızı bilmediğimiz bir dönem olup çıkar J Bu dönemde çocuğumuzun yaşadıklarını anlamak ve ona göre davranmak, kimi zaman zor olsa da ebeveynler olarak dileğimiz bu dönemi olabildiği kadar sıkıntısız geçirmeleridir. Bana sorarsanız bu dönemde yaşanan çatışmaların ve sorunların önemli bir nedeni de biz ebeveynlerin çocuğumuzun artık büyüdüğünü, bizlerden bağımsız,  kendi kararlarını kendi verebilen ve artık kendi hayatlarını yalnız başlarına da idame ettirebilen gençler  olmalarını kabul edemememizden ve kendi fikirlerimizi dayatmamızdan da kaynaklanıyor biraz.

Koşturmalı geçen bir bebeklik dönemi ardından iletişimin zirve yaptığı çocukluk dönemi gelir. Bu dönemde anne ve baba olarak çocuğunuzun tüm ihtiyaç ve isteklerini çözdüğünüzü düşünürsünüz. Tam da bu sırada ergenlik başlar; hiç tanımadığınız bir dönem ile karşı karşıya kalırsınız. 11-12 yaşlarında başlayan ergenlik, 17-21 yaşları aralığında sona erer. İlk dönemlerde hormonlarda yaşanan değişimler, çocuğunuzun da kendisini çözmeye uğraştığı, davranışlarını kimi zaman kontrol edemediği bir döneme işarettir.

Her Şey Hormonların Suçu Mu?

Ergenlik dönemi vücudun çeşitli değişimlerden geçtiği, değişimlerin fark edildiği ve bu değişimlerle mücadele edildiği bir dönemdir. Tam olgunluğa erişme döneminde kat edilen büyük yol bu dönemde zirve yapar; çocuklarımız kendilerini ve bedenlerini daha yakından tanır, tanıma isteği duyar. Karşı cinse olan ilginin de arttığı bu dönemde çocuğumuz kas gücünün de farkına varır; erkekler kızlardan çok daha yoğun kas gücüne sahip olduklarını ayırt eder.

Okumaya devam et “Ergenlikle Birlikte Gelen “Güzellik””

Doğal, Organik, Glutensiz Derken Kaçırdığımız Bir Şey Var Mı Acaba?

Doğal, Organik, Glutensiz Derken

Kaçırdığımız Bir Şey Var Mı Acaba?

Özellikle son yıllarda giderek artan oranda doğala, organiğe, işlenmemiş olana yönelen bilinçli ve okuyan kesim, bu yönde sektörün gelişmesini, hatta yepyeni bir sektörün oluşmasını sağladı. Anneler çocukları için araştırmaya başlarken, doğalın ve “iyinin” aynı kaynaktan geldiğini görünce kendisi ve çevresi için de uygulama yöntemlerini düzenleme gereği duydu J Ancak üzerinde doğal yazan her besin doğal değil ve kaldı ki doğal ile organik aynı şey de değil…

Doğal ve Organik Besinlere Gidiş

Özellikle Nehir gibi çocuk ve genç nesil için her gün daha geniş bir çapta pompalanan hazır gıdalar, ergenlik çağındaki gençler için sakıncalara sahip. Asitli içecekler, enerji içecekleri gibi vücuda giren kimyasal maddelerle etki altına alan ürünler, gelişme çağındaki çocuk ve gençleri, hormonlarını olumsuz yönde etkiliyor. Bu da bilinçli aileleri, doğalı ve yerinde yetişeni arama ve ulaşma aşamasına getirdi.

Günümüzde giderek artan sayıda doğal ve organik besinler, şüphesiz bizlerin talebiyle ortaya çıktı. Çevremde gördüğüm yeni anneler özellikle bu konuda oldukça hassas. Anne sütü dışında seçilen tüm gıdalar özenle aranıp bulunuyor, bin bir çeşit arasından seçilerek bebeğin ağzından içeri girmeye hak kazanıyor J Uzun yıllar paketli, ambalajlı, hazır ve içeriği bilinmeyen ürünler tüketen anneler, bebekleri söz konusun olunca oldukça seçici davranıyor. Evet, doğal olanı bu; fakat gerçekten seçimlerimizi olması gerektiği gibi yapıyor muyuz acaba?

Okumaya devam et “Doğal, Organik, Glutensiz Derken Kaçırdığımız Bir Şey Var Mı Acaba?”

Uyku Savaşları! Bizim Evin Sabah Savaşçıları!

UYKU SAVAŞLARI! BİZİM EVİN SABAH SAVAŞÇILARI!

Yeni doğan bebeklerimizin ardından uykuya hasret o yıllar. Ah ne çok dua ederdik “lütfen biraz uyusun da, dinleneyim, işlerimi halledeyim, kendime zaman ayırayım” diye.

Sonra yıllar geçti, miniklerimiz büyüdü, okullu oldu.

Ama şimdi de uyanmak bilmiyorlar! 🙁

Bizim evde her sabah adeta uyku savaşları çıkıyor. Nehir bir beş dakika uyumak için neredeyse her şeyden vazgeçebilir bir hal alıyor! 🙂

Okumaya devam et “Uyku Savaşları! Bizim Evin Sabah Savaşçıları!”

Çocuklarda Göz Bozuklukları ve Erken Teşhisin Önemi

Çocuklarda Göz Bozuklukları ve Erken Teşhisin Önemi

Merhaba,

Bugün çocuklarda göz bozuklukları ve erken teşhisin önemi var..
Nehir üç, üç buçuk yaşındayken bir yere dikkatli şekilde baktığında sol gözünün kaydığını fark ettik. Hatta ilk olarak Murat’ın dikkatini çekti. Daha sonra çevrede ki insanların ” çocuklarda normaldir, öyle şehlalık olur, daha kasları tam gelişmedi vs.” şeklindeki yorumlarına hiç aldırış etmeden, doktora gittik. Bu arada çocuklara bakan uzman göz doktorlarına “pediatrik oftalmolog” deniyormuş. Bunu da öğrenmiş olduk.

Bu kadar küçük çocuklar henüz harfleri bilmedikleri için onlara şekiller gösteriyorlar. Araba, uçak, ağaç vs.. Ayrıca çeşitli makinelere de sokuyorlar ve neticede Nehir’in gözünde hem tembellik hem de hipermetrop bozukluk çıktı. Benim de sağ gözümde tembellik var ve genetik bir durummuş!!! Bilgilerinize, lütfen dikkat edin…

Doktorumuz, göz hastalıkları ile ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımızın ileri yaşlarda tedavisi oldukça zorlaşan sorunlarla karşılaşabildiklerini söyledi. Pek çok önemli göz hastalığı küçük yaşlarda ortaya çıkarmış ve ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Nehir’e kırmızı bir gözlük aldık. Ayrıca tembellik için akşamları sadece iki saat, çalışan gözünü kapatıyorduk ve tembel gözü ile bakıyordu.

Okumaya devam et “Çocuklarda Göz Bozuklukları ve Erken Teşhisin Önemi”