SEVGİYE UYANIŞ…

SEVGİYE UYANIŞ…

Bugün günlerden cuma! Hissettiğim güzellikleri yazmak,yaşama geçirmek ve mühürlemek için bu satırları kaleme alıyorum.

Bugün gökte yeniay var.Yeni ay benim için yepyeni bir dönemin başlangıcı oldu.Yeni bir çevre,yeni bir ev,yeni eşyalar,yeni çiçekler,yeni bahçeler ve yeni insanlar… Bugüne kadar yaşamıma eşlik etmiş tüm insanlara ve canlılara teşekkür ediyorum.Değerlerimi ve eksikliklerimi tanımama ve daha iyi bir insan olmak için çabalamama katkıda bulundukları için.

Kafamda bir dolu gerçekleştirmek istediklerim,hayallerim var.Umarım hayalini kurduğum her hedef olmam gereken yolda bir basamak olur.Yaşamımda temasta olduğum kişilerin de olması gereken yolda doğru şekilde katkıda bulunabilirim.

Bizler bağımsız gibi görünsek de evimizin içinde kamp kurmuş karıncalara olan davranışlarımızdan bile sorumlu olacak kadar birbirine bağlı canlılarız.Her daim farkında olarak yaşamak en büyük uyanıştır aslında…

Okumaya devam et “SEVGİYE UYANIŞ…”

EYVAAAH! EVDE ERGEN VAR!

EYVAAAH! EVDE ERGEN VAR!

Bir evlat sahibi olduğunuzda o ilk heyecanla sanki hiç büyümeyeceklermiş gibi gelir. Zamanla yürümeye başladığında rahatlayacağınızı, daha sonra okula başladığında daha düzenli bir hayata sahip olacağınızı falan düşünürsünüz. Ancak gerçekte durum hiç de böyle değildir! Çünkü gözden kaçırdığımız çok önemli bir dönem daha var ki, tüm ebeveynlerin korkulu rüyası; ERGENLİK!
Bizim evde de bu durum bir süre önce yaşanmaya başladı. Kıyafetlerine kendisi karar vermek istemesinden, isyankar hallerinden, kendisinden istenildiği gibi değil de kendi bildiği gibi hareket etmek istemesinden ve saman alevi gibi gelip geçen sinirli hallerinden ergenlik bize ilk sinyallerini veriyor bile.
Valla, bizim zamanımızda bu ergenlik denen dönemler anne terliği ile ya da sert bir bakışla gelip geçerdi. Ancak zamane çocukları bu konuda bizim kadar uysal değiller. Tabi onlar mı daha hassas, yoksa biz mi eski nesil ebeveynlere göre daha hassasız orası da tartışılır 🙂
Ben Nehir’in bu ergenlik hallerine karşı daha ılımlı olan tarafım. Murat ve annem biraz daha otoriter bir duruş gösteriyorlar. Ancak karşılığında zaten boğa burcu olan Nehir de ayağını yere vura vura konuşunca ben de genelde ara bulucu olarak “şştt.. tamaam.. yapmayıın..”larla durumu dengelemeye çalışıyorum. Aslında Murat da her ne kadar Nehir’in bu halleri karşısında esip gürlese de, bir süre sonra gönlünü almaya çalışıyor ergen kızının.
Hepimiz zamanında anne babamıza yaptığımız atarların bir nevi de ceremesini çekiyoruz bence. “Beni hiç anlamıyorsunuz.” “Beni neden doğurdunuz ki?” “Ben gideyim zaten, rahat edersiniz..” gibi cümleler biz söylerken kendi içimizde ne kadar da haklı isyanlar gibi gelirdi. Ama insan kendi evladından böyle şeyler duyduğunda gerçekten ne yapacağını şaşırır oluyormuş.
Fizyolojik olduğu kadar psikolojik gelişim açısından da oldukça önemli olan bu süreç eminim ki hemen hemen her evde yaşanıyordur. Herkesin de başa çıkma yöntemleri birbirinden farklı şüphesiz. Ama ben kendi adıma nasıl ki “ergenlik” diye her asabiliğin arkasına saklanılan bir dönem varsa “ergen ebeveynliği” diye bir kavramın da literatüre girmesini talep ediyorum! 🙂

Sevgiler

idilob

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütünü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Haftanın Kitap Önerisi – Beni de Bedenimi de Seviyorum

Beni de Bedenimi de Seviyorum

Bence herkesin evinde bulunması gereken, ilk yardım kitabı. Bazen cinselliği anlatmakta zorlanabiliyoruz, işte size cankurtaran.

Bakalım neymiş bu cankurtaran kitabın içeriği;

“Beni de Bedenimi de Seviyorum” çocuklar ve ebeyenler için hazırlanmış kapsamlı cinsellik eğitim serisinin ilk kitabıdır. Çocuklar kendi anlayabilecekleri dilde ve rengarenk karakterlerin dünyasında beden ve özel bölgeler hakkında bilgilenirken, ebeveynler ve profesyoneller de yetişkin versiyonunu aynı şekilde çocuklarla beden, özel bölgeler ve kapsamlı cinsellik eğitimi hakkında konuşmak için bir rehber olarak kullanabilir.

Çocuk Kitabı
Olumlu beden algısı yaratmak ve kapsamlı cinsellik eğitiminin temel taşı olan anatomik olarak doğru isimleri kullanmak üzerine birinci şahıstan yazılmış bir şiir ile, her bir sayfası suluboya ile hazırlanmış Beni de Bedenimi de Seviyorum kitabı, çocuklara akılda kalıcı bir dil ve rengarenk karakterlerle bedenlerinin çok güzel olduğunun mesajını verirken, aynı zamanda bedenlerini ve özel bölgelerini normalleştirmeyi hedefliyor. Bedenlerinin güzel ve kendilerine özgü olduğunu, farklı bedenlerin varlığını ve bedenlerinin doğru isimlerini çekinmeden telaffuz etmeyi öğreniyorlar.

Ebeveyn Kitabı
Kapsamlı cinsellik bilgisine sahip olan çocuklar ve yetişkinler; beden, ilişkiler, iletişim metotları ve cinsel davranışlar konusunda daha sağlıklı karar alırlar. Çocuklara verilen tepkiler, sorulan sorulara yanıtlar ve edilen sohbetlerin hepsi birer cinsellik eğitimi anı olabilir. Cinsellik eğitimi çocuklara anlatılan birşeyden çok, onlarla hakkında konuşulan birşey olduğunda çok daha sağlıklı sonuçlar verir vearaba kullanırken, çamaşır yıkarken, hafta sonu çocuklarla yürüyüş yaparken, evde televizyon izlerken ya da diş fırçalarken bile verilebilir. Ebeveyn kitabı bu bilgileri evebeynlere kolayca anlaşılacak bir dille aktarırken;
-Çocuklarla kim, nasıl, ve ne zaman konuşmalıdır?
-Anatomi bilgisi ve doğru isimlerin kullanımı neden önemlidir?
-Çocukların bedenleri ile ilgili sordukları sorulara nasıl cevap verilir?
-Özel bölgeler neden özeldir?
-Çocuklarda cinsel kimlik ve cinsiyet rolleri nasıl ele alınır? gibi, sıkça sorulan sorulara da cevaplar sunar.
(Tanıtım Bülteninden)

ANDA KALIN

 ANDA KALIN

Hayatımıza yeni bir kavram girdi Multitasking. Yani çoklu görev. Ekşi sözlükte sakız çiğnerken, merdiven çıkabilmek diye yazmış. Yada eli işte, gözü oynaşta durumu demiş 🙂

Bu kavrama nedense en çok kadınlar uyuyor gibi düşünmeye başlıyorum artık. Pazar sabahı uyandığımda aklımdan ilk önce “Ayyy dün çok yoruldum, bugün bol bol dinleneceğim” diye geçirdim. Sonra günün planını yapmaya koyuldum. İlk düşündüğüm “Kahvaltıda şöyle güzel bir tereyağlı yumurta yapalım da keyfime diyecek olmasın” oldu. Fakat peşi sıra düşünceler akın etmeye başladı: önce “kahvaltıyı hazırlarken önden ocağı bir sileyim de sonra iş kalmasın” dedim sonra “ocağı silmeye başlamadan önce bir çamaşır atayım da biz kahvaltı yaparken o çıkar” diye düşündüm. Üzerine çamaşır çıkınca kurutma makinesine atayım da ikinci makineyi de o arada doldurur yıkarım diye planladım. Bütün bunları kafamda planlarken de eşimin ve çocuğumun uyumaya devam etmesini, kahvaltı hazır olunca onları kaldırmayı planladım. Sonuçta bir tane hafta sonumuz var onlar da rahatça uyusun istedim. Tamam da hani ben de dinlenecektim?

Hafta sonu versiyonu deyip belki abartıyor olduğumu düşündüğünüz bu planın bir de hafta içi versiyonu var ki o çok daha beter. Kahvaltı mı hazırlayayım, işe mi hazırlanayım, çocuğu servise mi yetiştireyim, akşamın yemeğini mi düşüneyim, toplantıya mı konsantre olayım derken, en iyisi öğle arasında bir şeyler atıştırıp kırılan saçımı kestirmeye kuaföre gideyim diyorum.

Bu sürekli bir şeyleri yetiştirme ve bir şeylere yetişme telaşındaki bünyenin de arada bir durması, yediği yemeğin lezzetine varması, bahar güneşinde bir banka oturup içini ısıtması lazım. Her şeye yetişeyim derken hiçbir şey yaşayamadığımızın farkında mısınız? İnsan aynı anda 5 iş birden yapmaya çalışırken, çocuğunun yüzündeki ışıltıyı, radyoda çalan müziği, kapının önünde açan gülü görüp, fark edebilir mi??? Telaş içinde yaşarken “anda kalmayı” unutuyor insan.

Birkaç yıl sonra dönüp geçmişe baktığımızda, en çok kahkaha attığımız günü, en eğlendiğimiz geziyi, en huzurlu olduğumuz mekanları hatırlayacağız. Evimizin bir ayın kaç gününde pırıl pırıl olduğunu ya da kaç kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu bulunduğunu değil. Ailenizle beraber geçireceğiniz güzel an sayısı şu anda kafanızda planladığınız yapılacak işlerin hepsinden daha önemli.

“Bugün hava ne güzel” dedikten hemen sonra dışarı atın kendinizi, çok acıktığınızı hissettiğiniz anda mutfağa koşun, çocuğunuz sıkıldım diyorsa can sıkıntısını beraber yok edin.

Unutmayın, en önemli kişi şu anda yanınızda bulunan kişidir.

En önemli iş şu anda yaptığınız iştir.

En önemli an ne geçmiş, ne de geleceğinizdir.

Anda kalın.

idilob