Masallarla Dans

Selina bana sadece çocuklar için iyi bir şey yapmış olmanın hazzını vermiyor aynı zamanda da harika arkadaşlar, dostlar edinmemi sağlıyor. İşte onlardan biri sevgili Nur Niyaz Bildik.

Son dönemde tüm annelerin çok fazla ilgisini çeken hikaye anlatıcılığı ve dansın birleştiği masallarla dansı yaratıcısından öğrenmeye hazır mısınız? Eeeee hadi öyleyse ne bekliyorsunuz?  Buyrun okuyun…..

MASALLARLA DANS

Masallarla Dans, hikaye anlatıcılığı sanatı ile yaratıcı dans ve beden farkındalığının buluştuğu, çocuklar için özel olarak oluşturulmuş bir program. Masalın, müziğin ve dansın bir araya gelerek, çocukları kendi büyülü dünyasına çeken keyifli ve eğlenceli bir çalışma.

Peki Masallarla Dans nasıl ortaya çıkmış?

Masallarla Dans, bir balerin ve bir koreograf olan Nur Niyaz Bildik’in 2012’de, anaokulu öğrencilerine verdiği bale dersleri sırasında gelen bir ilhamla oluşmuş. Farklı öğrenme tarzları ve farklı kültürleri olan çocukların minik bedenlerini hareketleri dikte ederek değil, masallar ve hikayeler aracılığı ile yeni keşiflere açık hale getirebileceğini deneyimlemiş. Gelişimleri gereği zaten çok kısa olan dikkat sürelerini böylece optimum sürede koruyabilmiş. Hem öğretmenin hem de öğrencilerin çok ama çok eğlendiği, kendi yaratıcılıklarından da ekleyebildikleri kolektif çalışma bir süre sonra okul duvarlarından taşıp, şehirdeki tüm çocuklara ulaşmaya başlamış. Müzeler, kitabevleri, festivaller masallar ve danslarla dolmuş taşmış ve kısa sürede en sevilen ve en çok tercih edilen etkinliklerden biri haline gelmiş.

Okumaya devam et “Masallarla Dans”

Güz Güneşi

Güz Güneşi
Yolda amaçsızca yürüyordu Leyla..Yazdan kalma kilolarını eritmek mi yoksa havayı ciğerlerine çekerek ferahlamak için mi çıkmıştı hiç bilemiyordu.Zaten artık önemsemiyordu da…Kırk yaş bir dönüm olmuştu hayatında.Hep otuzlu yaşlar görüntüsünü aynada görme baskısı ruhundan çıkıp gitmişti sanki..Yaprakların yeşil kısmının sonbaharın solgun kahvesine döndüğü gibi değişmişti hayattan beklentileri.Eskiden rimelsiz ve rujsuz kendini eksik ve hasta hissederken şimdilerde sadeliğin ve asaletin zirvesini yaşıyordu.Üstelik bakışları daha anlamlı, daha derinleşmişti hani!
Havada serin bir nemlilik vardı. Ekinokstu bugün.Güneşin fersiz ama daha huzur verici yansıması vardı.En azından o öyle hissediyordu.
Tarkan ‘ın en sevdiği şarkısı kış güneşini hep bu dönemde daha bir anlamlı bulurdu.Kafasının içinde hemen çalmaya başladı şarkı.Azar coşar deli gönül, bu gözler ah neler görür …..Gerçekten de neler görmüştü bu gönül.
Bir mevsimden bir mevsime, bir dönemden bir döneme, kah mutlu ,kah umutlu şimdiyi bulmuştu.Birden nefesine odaklandı, kalbinin biraz daha hızlı attığını fark etti. Eskiyi hatırında canlandırmak kalp atışlarını hızlandırmıştı.
Aslında eski bitmişti ama niyeyse her hatırlama eylemi o an’ı kalbinde sanki şimdi yaşanıyormuş gibi hissettirdi.Tuhafına gitti biraz ama hemen o duygudan kendini uzaklaştırmayı başardı.Çünkü tam yolun kıyısında yıkık dökük bahçe duvarı olan bir ev vardı.Önce dikkatlice bu metruk evi inceledi.Bomboş ve ruhsuzdu. Perdelerin yarısı halkalarından çıkmış yarısı da kırılmış camın arasına sıkışmış şekildeydi. Duvarın kaldırıma bakan kısmında ise kocaman ve duvarın yarısını kaplamış yasemin dallarını gördü.Burnunu bembeyaz açmış yaseminlere doğru uzatırken gözleri hafif kapanmıştı.Bir an kendini cennet bahçelerinde gibi hissetmişti.O an hiç bitmesin istedi.
Ama gözlerini açınca o yemyeşil dalların arkasından o soluk ve soğuk görüntülü ev yine gözlerinin hizasındaydı. Ne garip dedi.Duvarın kendine bakan kısmı hala bahardı.Duvarın arkası ise üşüten kış gibiydi.Hemen kokuyu tekrar hissetmek için yine eğildi.O derin ve ferahlatıcı havayı içine çekti.Minik bir dal koparıp yürümeye devam etti.
Aslında güzellikte çirkinlikte tıpkı gün ışığının ve karanlığın eşit olması gibiydi.Ekinoks her şeyin içinde aynı derecede vardı.Önemli olan neyi görmeye niyetli olduğuydu.Karanlıktan şikayet etmeye mi yoksa aydınlığa şükretmeye mi .Elindeki yasemin dalını istemsizce saçına iliştirdi. Kendini daha alımlı ve farkındalıklı hissetti…
Yürüyüş parkurunun sonunda en sevdiği yere gelmişti.Dağların,güneşi evine uğurlamasını en çok buradan izlemeyi seviyordu.Derin bir nefes aldı ve evden çıkarken neye kızdığını hatırlamaya çalıştı.Hatırlayamadan o kızıla ve turuncuya çalan ateş topunun ışıklarını kaçırmamak için günün son fotoğrafını çekti ve sonbaharın ilk günü bu güzelliğe şahit olduğu için elini kalbine götürerek birkez daha şükretti.Dağın arkasına gönderdiği güneşin ışıklarının yüreğinden huzurla doğdunu hissetti… Güz güneşinin yüreğinize doğması dileğimle,
Nur Üçgün

Nur Ekizler Üçgün tarafından Cuma 22:36 itibariyle görüldü

Okumaya devam et “Güz Güneşi”

Denizyıldızı ve Ben

Denizyıldızı ve Ben

Bir okyanusun kıyısında öylece denizi seyrediyorum.Yine derin derin düşünürken sahile doğru reverans yapan bir dalga tam da ayak ucuma küçücük bir denizyıldızı bırakıverdi…Ayağımın kıyısından geçip dalganın,- eyvallah benden bu kadar! deyip gittiği bu yıldız minik çakılların üzerinde adeta kendini hissettirmeye çalışırcasına kollarını oynatıyor.Çiçekli elbisemin eteklerini ıslanmasın diye dizlerime kadar çektiğim için eğilip sadece seyretmeye koyuluyorum.Tam kollarını kaldırıp ayağa kalkmaya çalışırken pıt diye çakıl taşlarının üzerine düşüverdi.Sağ elimi uzatıp yardım etmeye çalıştım fakat nafile! kıpır kıpır hareket ederek kumlara doğru kıyıya çıktı.

Dikkatlice izledikten sonra gayretine hayran kalmış bir şekilde ,-merhaba dedim…Hiç oralı olmadı.Belli ki çok yorulmuştu .Çok üstünde durmadım.

Birkaç dakika sonra derin bir –ohhh! çekerek sırtını minik bir taşa dayayarak benimle birlikte denizi seyretmeye koyuldu.O da benim gibi esen rüzgarın ne demek istediğini duymaya çalışıyordu sanki.Soluk alıp vermesi normale dönünce şansımı tekrar denedim ve -hoşgeldiniz ! dedim.Bu ısrarcı ve güleryüzlü tavrım karşısında o da hafifçe tebessüm ederek –hoşbuldum! dedi.Yolculuk uzundu galiba biraz yorulmuşa benziyorsunuz deyince başladı anlatmaya…

-Aslında çok da uzun sayılmaz.Ben buralarda yaşıyorum.Bazı önemli zamanlarda sahile çıkıp denizde biriken iyilikleri suyun dışına çıkarıyorum.Biz deniz canlıları sizin gibi yeryüzünde yaşayan canlılara iyiliği hatırlatmak için varız.Güzelliğe ve iyiliğe dair hangi insan bir şey yaparsa gökteki yıldızlar denizdeki yıldızlara hemen haber verir.Ama bunun tam terside olursa göktaşları da denizin dibindeki keskin kayalıklara haber verir ve biliriz ki bu bizi ve tüm canlıları tehlikeye sokar.Çünkü; yapılan iyiliklerde kötülüklerde hem bizi hem de bizden sonra gelecek nesilleri etkiler.İşin en ilginç yanı ise şimdide saklı..Şimdi nasılsa, gelecek de öyle olur.Şimdi hep iyi olmak zorunda hem kendimiz hem herkes için.Bir söz vardır ne ekersen onu biçersin diye…İşte tam da benim tüm bu anlattıklarımı özetliyor aslında.

Minik denizyıldızını dinlerken kalakalmıştım.Kendi minikti ama anlattıkları tüm canlıların geleceği kadar büyüktü…Vay bee dedim içimden.Annemin iyilik yap denize at dediği meğer gerçekten doğruymuş.Üstelik bu iyilik sadece beni değil çocuklarımı bile kurtarırmış..Gerçekten büyüleyici bir an.Şimdi her an’ı ve herkesi etkiliyordu.İyilik şimdi ve tüm zamanlar için bir kurtarıcıydı aslında…

Tüm bunları düşünürken bir ses duydum ..-Anneeee ,anneeee uyan!Hemen toparlanıp etkisinde kaldığım rüyayı hatırladım.Yüzümde hafif bir tebessümle esen rüzgarı ve denizi selamladım.

Kızım ,- Bak ne buldum!Minik bir deniz yıldızı..Bunu saklayabilirmiyim anne?

-Elbette yavrum.Ama bir şartla! Ona baktığın hergün mutlaka bir iyilik yapmak koşuluyla..

-Tamam söz veriyorum..Oleeeey!

İçimde gelecek nesillere kadar ulaşacak olan iyiliğin huzuruyla evimizin yolunu tuttum…

İyiliğin huzuru hep sizinle olsun

Nur Üçgün

Bu Sıralar Ne Öyleyim Ne Böyle!

Bu sıralar Ne Öyleyim Ne Böyle!

Ne yazacağını bilemeden öylece klavyenin tuşlarına basmakla başlar belkide bir yazı hikayem…

Zaman ne yavaş ne hızlı akıyor, İstediğim şeylere ne ulaşabildim ne de o şeyler hayâl oldu..

Havasıcaktadeğilsoğuk da. ,

Ne içim mutluluktan kıpır kıpır ne de mutsuzluktan sıkılıyor kalbim.

Sorumluluklarımı yapmak ne huzurlu hissettiriyor ne de tatile çıkmamış olmak sıkıntı yaratıyor.

Bütün ütülerin bitmiş olması ne içime tamamlanmışlık duygusu veriyor ne de şunu da bitireyim öyle yatayım diyorum.

Telefonuma gelen mesajları ne çabucak cevaplamak istiyorum ne de kimseye karşı bir kırgınlığım var.

Okumak istediğim kitabı ne bitirebildim ne elimden bırakıyorum.

Televizyonda izlediğim haberlere ne kızıyorum ne de sevdiğim filmi bıraktığım yerden izlemek istiyorum.

Ne uykum var ne kendimi dinlenmiş hissediyorum.

Ne yapılmamış ödevleri hatırlatıyorum ne de kontrol ediyorum.

Eskiden inandığım kişilere ne güveniyorum ne de onlardan bir beklentim var.

Mutlaka görüşelim diyenlerle ne buluşasım var ne de inanasım.

Hedeflerimi ne yakaladım,ne de vazgeçtim.

Kafamda ne planlarım var ne de tembelliklerim.

Ne diyetteyim ne çok yemek yiyorum. Ne çok bitkinim ne de enerjik.

Ruhum ne olgun ne de çocuk…

Hep çocuk ruhlu kalmanız  dileğimle, Sevgiler

Nur Üçgün

Dejavu! Okullara Dönüşler Başladı.

Dejavu! Okullara Dönüşler Başladı.

Güzel geçen bir tatilin ardından gerçeklere dönüş. Eveet okulların ayak sesleri duyulmaya başladı. Hatta oryantasyon eğitimine katılanlar için okullar açıldı bile. Ne ara geçti bu upuzuuuun üç ay yahu…

Dün gittik koca bir torba dolusu kitap aldık. Üniformalarımız yenilendi. Çantamız da hazır. Yani ekipman anlamında okula hazırız da ruhen hazır mıyız? İşte ona net bir cevabım yok 🙂

Ruhen hazır olmak için galiba biraz daha tatile ihtiyacımız vardı hahaha… Neden mi? Henüz her sabah Nehir’i yataktan sürüye sürüye kaldırmaya, saç taranması ile ilgili kavgalara hazır mıyım bilmiyorum. 🙁 Ben şimdiden hadi hadiiii  ve ödevlerini yaptın mı cd mi koyduğum yerden çıkarayım.

Neyse bunlar işin şakası. Okulların açılacak olmasına seviniyorum ne de olsa kızım bu sene 7. sınıf öğrencisi oluyor. Birinci sınıfa başladığı gün sanki dün gibi. Anneannesi ve babasıyla birlikte, sevinç, gurur, merak, endişe, vs.  gibi bir an içerisinde yaşanabilecek tüm duyguları yaşayarak  Nehir’i sınıfına bıraktığımız gün hafızama kazılı. Seneler gerçekten de çocuğunuz okula başladıktan sonra daha bir hızlı geçiyor. Bir bakmışsın 1. sınıf  hoooop bir bakmışsın 7. sınıf olmuş bile.

Bu sene yeni müfredat tartışmaları arasında okula başlayacak olsak da ben okulun ilim irfan yuvası olduğuna inancımı kaybetmeden, laik, bilimsel ve çağdaş eğitim için  umut dolu  başlıyorum.

Tüm çocuklar için güzel bir eğitim ve öğretim yılı olsun.

idilob