Çocuklarda Diş Bakımı

Blogda arkadaşlarımı misafir etmeye devam ediyorum. Bugün de çocuklarda diş bakımı hakkında yazdığı açıklayıcı yazısıyla sevgili Tuğba yani Şapşikanne misafirim oldu. Beni kırmayıp, yazdığı bu bilgilendirici yazı için kendisine sonsuz teşekkürler.

Çocuklarda Diş Bakımı

Dişlerimiz hem beslenmemiz hem de estetik duruşumuz için önemli.. Peki ya çocuklarda… Onlar önemsemiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sağlıklı ve güzel dişleri olan çocukların her yaş aralığında daha mutlu ve kendine güvenli olduğunu söylüyor otoriteler..

Anlayacağınız hiç bir şey için değilse bile çocuğunuzun mutluluğu için  önemli yani dişleri 🙂

Çoğunlukla ergenlik dönemiyle kendisini ve sıkıntılarını daha fazla belli eden diş yerleşim sorunları ve diş- çene ilişkileri de işte tam da bu sebeplerden ihmal edilmemeli.

Diş yerleşim sorunları diyorum, çünkü hem çapraşıklık hem de dişlerin arasındaki açıklık rahatsız edici olabiliyor.

Peki önlemenin bir yolu yok mu? Var..

Pedodonti (Çocuk Diş hekimliği), 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal  ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesini  amaçlayan bir anabilim dalıdır.  Pedodonti, bebeklik çağından itibaren çocukların ağız-diş sağlığını ve çene-yüz bölgesi gelişimini takip ve tedavi eden, aynı zamanda koruyucu önlemleri de içine alan diş hekimliği dalıdır. Bu konuda uzmanlaşmış diş hekimlerine de Pedodontist denir.

Yaklaşık 6 aylık bir bebekte süt dişleri çıkmaya başlar ve bu dişler ortalama 13 yaşına kadar ufak eksilmeler ve artmalarla ağızda kalır. 13 yıl hiç de az bir süre değil. Süt dişlerinin önemini buradan da anlayabilirsiniz…

Zamanından önce çekilen bir süt dişi, sağındaki solundaki dişlerde boşluğa doğru kayma yapar ve çapraşıklık sebebi olur.

Okumaya devam et “Çocuklarda Diş Bakımı”

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu)

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu?

 Yaydığımız enerji frekansına denk olanı çekmemizin genel adı olan “karma” son yıllarda her yerde. Öyle ki sadece bu yasaya göre hayatını programlayanlar, yeni adımlar atanlar var. Gerçi kültürümüzde olan bir durum olması nedeniyle çok da yadsınır değil. Atasözlerimize dahî yansıyan bu görüş, şimdi moda deyimiyle “karma” olarak karşımızda. Sanskritçe dilinde “hareket” anlamına gelen bu sözcük, etkiye karşı tepki olarak da çözümlenebilir. O da Newton’ın Etki-Tepki Prensibi’ne dayanır; ki bu konu şimdi değinmek istediğimizden uzaklaşmamıza neden olur.

 Çekim yasası denilen kavram ise daha çok hayatımıza işlemiş, özellikle son birkaç yıldır dilimize de pelesenk olmuş kavramlardan biri. “Ne ekersen onu biçersin” deyiminin modern versiyonu. Haa mesela bir de “Rüzgar eken fırtına biçer ” var.  Zira karma yasası ile paralel çalışan çekim yasası, tanımlamak, istemek ve hedefe doğru emin adımlarla ilerlemekten geçiyor.

Önceki hayatlar, şimdiki durumlar

Özellikle karma yasasının dikkat çektiği en önemli konuların başında yaptığımız her şeyin, kurduğumuz her cümlenin ve hissettiğimiz her duygunun karşılığını aynı şekilde alacağımız konusu yer alıyor. Karma yasasına göre kişi önceki hayatında yapmış olduğu bir davranışın birebir karşılığını şu an yaşadığı dünyada alıyor. Davranışın, hissin veya durumun birebir karşılığı, dengi karma yasası tarafından kişinin karşısına çıkıyor.

Önceki hayatları devreye sokmayan çekim yasası ise yaşadığımız şu anki hayatta yaşadığımız, yaptığımız veya söylediklerimizin bir yansımasını yaşamamıza neden oluyor. Çünkü aslında yaşadığımız her şeyin sebebi ve sorumlusu bizleriz. Bu sorumlulukların farkında olmak ve gerekirse “karmadan arınmak” için çeşitli terapiler uygulanırken, işi bu boyuta taşımadan günlük yaşamda sınırlı tutanlar da azımsanmayacak sayıda.

Çocuklarımız büyürken “çekim yasası” devrede mi?

Peki, önemli bir soru. Bu çekim yasası ve karma denilen kavramlar hayatın her alanında var mı? Yani eşimizle, annemizle, patronumuzla ve şu aralar en önemlisi çocuğumuzla aramızdaki iletişim ve ilişkiyi ne oranda etkiliyor? Acaba daha önce, mesela gençlik yıllarımla annem ile yaşadığım bir diyalog ve bunun sonucunda olan herhangi bir olay bugün çocuğumla ilişkime etki ediyor mu? Ediyorsa iyi mi ediyor, kötü ediyorsa engelleyebilir miyim? Ne çok soru…

Başından beri bildiğim bir şey var; çocuk yetiştirirken kendi anne ve babanı çok daha iyi anlıyorsun. “Eski kendin”i görüyor, bazı olay, durum ve söylediklerine anlam veremiyorsun. “Ne çok üzmüşüm” annemi diyerek belki de kendini rahatlatıyorsun. Ama sonuçta her şey yaşandığında öğreniliyor; tecrübe ancak ve ancak kendi tecrübemiz olunca anlam kazanıyor.

O zaman neymiş karma döner dolaşır seni bulurmuş. Hem de çocuğunla seni vururmuş. Unutmayalım, sevgi ekelim, sevgi biçelim. 🙂

Sevgiler

idilob

 

Masallarla Dans

Selina bana sadece çocuklar için iyi bir şey yapmış olmanın hazzını vermiyor aynı zamanda da harika arkadaşlar, dostlar edinmemi sağlıyor. İşte onlardan biri sevgili Nur Niyaz Bildik.

Son dönemde tüm annelerin çok fazla ilgisini çeken hikaye anlatıcılığı ve dansın birleştiği masallarla dansı yaratıcısından öğrenmeye hazır mısınız? Eeeee hadi öyleyse ne bekliyorsunuz?  Buyrun okuyun…..

MASALLARLA DANS

Masallarla Dans, hikaye anlatıcılığı sanatı ile yaratıcı dans ve beden farkındalığının buluştuğu, çocuklar için özel olarak oluşturulmuş bir program. Masalın, müziğin ve dansın bir araya gelerek, çocukları kendi büyülü dünyasına çeken keyifli ve eğlenceli bir çalışma.

Peki Masallarla Dans nasıl ortaya çıkmış?

Masallarla Dans, bir balerin ve bir koreograf olan Nur Niyaz Bildik’in 2012’de, anaokulu öğrencilerine verdiği bale dersleri sırasında gelen bir ilhamla oluşmuş. Farklı öğrenme tarzları ve farklı kültürleri olan çocukların minik bedenlerini hareketleri dikte ederek değil, masallar ve hikayeler aracılığı ile yeni keşiflere açık hale getirebileceğini deneyimlemiş. Gelişimleri gereği zaten çok kısa olan dikkat sürelerini böylece optimum sürede koruyabilmiş. Hem öğretmenin hem de öğrencilerin çok ama çok eğlendiği, kendi yaratıcılıklarından da ekleyebildikleri kolektif çalışma bir süre sonra okul duvarlarından taşıp, şehirdeki tüm çocuklara ulaşmaya başlamış. Müzeler, kitabevleri, festivaller masallar ve danslarla dolmuş taşmış ve kısa sürede en sevilen ve en çok tercih edilen etkinliklerden biri haline gelmiş.

Okumaya devam et “Masallarla Dans”

Dejavu! Okullara Dönüşler Başladı.

Dejavu! Okullara Dönüşler Başladı.

Güzel geçen bir tatilin ardından gerçeklere dönüş. Eveet okulların ayak sesleri duyulmaya başladı. Hatta oryantasyon eğitimine katılanlar için okullar açıldı bile. Ne ara geçti bu upuzuuuun üç ay yahu…

Dün gittik koca bir torba dolusu kitap aldık. Üniformalarımız yenilendi. Çantamız da hazır. Yani ekipman anlamında okula hazırız da ruhen hazır mıyız? İşte ona net bir cevabım yok 🙂

Ruhen hazır olmak için galiba biraz daha tatile ihtiyacımız vardı hahaha… Neden mi? Henüz her sabah Nehir’i yataktan sürüye sürüye kaldırmaya, saç taranması ile ilgili kavgalara hazır mıyım bilmiyorum. 🙁 Ben şimdiden hadi hadiiii  ve ödevlerini yaptın mı cd mi koyduğum yerden çıkarayım.

Neyse bunlar işin şakası. Okulların açılacak olmasına seviniyorum ne de olsa kızım bu sene 7. sınıf öğrencisi oluyor. Birinci sınıfa başladığı gün sanki dün gibi. Anneannesi ve babasıyla birlikte, sevinç, gurur, merak, endişe, vs.  gibi bir an içerisinde yaşanabilecek tüm duyguları yaşayarak  Nehir’i sınıfına bıraktığımız gün hafızama kazılı. Seneler gerçekten de çocuğunuz okula başladıktan sonra daha bir hızlı geçiyor. Bir bakmışsın 1. sınıf  hoooop bir bakmışsın 7. sınıf olmuş bile.

Bu sene yeni müfredat tartışmaları arasında okula başlayacak olsak da ben okulun ilim irfan yuvası olduğuna inancımı kaybetmeden, laik, bilimsel ve çağdaş eğitim için  umut dolu  başlıyorum.

Tüm çocuklar için güzel bir eğitim ve öğretim yılı olsun.

idilob

Binicilik Sporu

Binicilik Sporu

Küçük kahramanımız Nehir‘in en büyük tutkusu at binmek. 5 yaşından beri devam ediyoruz. Biraz yavaş ilerliyoruz çünkü haftada sadece bir gün gidebilme şansımız oluyor ama buna rağmen 2 sene önce Türkiye Binicilik Federasyonu’nun ” PONY BİNİCİLİK LİSANSI” nı aldı. Yani anlayacağınız lisanslı bir sporcu oldu.

Çocuğunuzun paylaşma duygusunu öğrenmesini, doğa ve hayvan sevgisini kazanmasını mı istiyorsunuz? Size harika bir önerim var: Binicilik sporu At binmek, doğru yer ve doğru eğitmenle yapıldığı zaman, çocuğunuz için tahmin ettiğinizden de daha sağlıklı ve eğlenceli bir spor olabilir.

Okumaya devam et “Binicilik Sporu”