Reklam VerBurada rekalamım görünsün istiyorum.

Dünya Çocuk Hakları Günü

Dünya Çocuk Hakları Günü

Dün yani 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları günüydü. Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır.

Kendi kendime çocukların gerçekten bir hakkı var mı acaba diye sorgulamadan duramadım. Tüm gün iş arasında aklımdan geçti durdu. Hem bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran çocuklar yetiştirmek istiyoruz, diğer yandan da bize bağımlı olsun istiyoruz. Aaaaa olmaz! Sen daha küçüksün. Olmaz gidemezsin, olmaz yapamazsın. Önce bana soracaksın, benden izin almadan sakın!

Kısmen öyle olması  bazı durumlarda gerekiyor. Çocuğumuzun belli bir olgunluğa gelene kadar takip etmemiz  gerekiyor ama su içebilir miyim? diye de bize sormamalı. Kendi giysisini kendi seçme hakkı olmalı. Kendi zevkini çocuğa empoze etmeye çalışmamalısın.

Sonra bir de sürekli çocuklara emir kipleriyle hitap etme. ” Şunu getir! ” “Odanı Topla!” Odana Git diyorum!”

Ne hakkı kardeşim bildiğin ast üst ilişkisi! Üst düzey yönetici edasında, kendi yapamadıklarımızı, yaşayamadıklarımızı müthiş bir egoyla çocuğumuza dikte ediyoruz. Küçük olduğu için bize koşulsuz bir sevgiyle bağlı olduğu için yanında olmamızı istediği için duygusal mobingle çocuklarımızı farkında olmadan eziyoruz.

Küserim sana!  Yapmazsan ben de senin istediklerini yapmam!Bak giderim görürsün! Yapamayacaksın madem çocuğu tehdit edip, korkutma.

Nereye gidiyorsuunnn… Bir düşünün bakalım aslında kim kime bağlı, kim kime daha çok ihtiyaç duyuyor.

Sonra bir de el alem meselesi var tabiii. Aaaaa şu Ayşe’ye bak! Ne biçim çocuk yetiştirmiş. Amaaaaannn bir aile terbiyesi verememiş derler sonra endişesiyle çocuklarını sustalı maymuna çevirmeye çalışanlar.

İnsanın anne-baba olmadan önce mutlaka kendi içindeki egolarıyla vedalaşması ve farkındalık seviyesini arttırmasını gerekiyor çünkü aklı eripte çocuğunuz size karşı çıkmaya başlayınca bu sefer tartışmalar ve yaralanan egolar çok daha kırıcı oluyor

İlginizi Çekebilir:  Ağlayan Çocuklara Nasıl Davranacağız???

Her çocuğun kendi ruhsal ve fiziksel doğasına göre bir birey olma hakkı var. Çocuklarımıza sevgimizi verelim ama düşüncelerimizi değil. Onların da bir birey olduğunu asla unutmayalım. Kendi hayallerimizi yaşatmaya çalışmayalım. Bırakalım kendi istediği yöne kanatlanıp uçsun.  Sevgiyle büyütülen, düşünceleri dinlenen ve değer verilen çocuk zaten sizin emirlerle yarattığınız robotik çocuktan çok daha iyi yetişmiş bir evlat olacaktır. Neden mi? içinde size karşı bir öfke, kırgınlık olmayacaktır da ondan. Kendi istediği hayatı yaşadığı için yapmaktan zevk aldığı mesleği icra ettiği için mutlu olacak. Her şeyin başı sevgi. Sevginizi verin ve bunu belli edin. Sarılın hem de sıkı sıkı sarılın. Onu sevdiğinizi söylemekten korkmayın.

Fiziksel, psikolojik ve cinsel sömürü ise içimizde kanayan bir yara ve bu konudaki düşüncelerimi daha farklı bir yazıda sizlerle paylaşacağım. Ama çocuğunuzun aklı erdiğinden itibaren ona özel bölgelerimizi ve bu bölgelerimize kimsenin dokunamayacağını öğretelim. Konuşmaya başladığı andan itibaren yapalım bunu.

Çocuklarımızı seviyoruz ve ne kadar çok sevdiğimizi onların da bilmeye duymaya ihtiyacı ve hakkı var unutmayalım! Onlar dünyamızın renkleri en saf, en masum en hesapsız insanları….

 

sevgiler

 

idilob

Okuduğunuz yazı içerisinde hatalı yada yanlış bir kısım olduğunu düşünüyorsanız fare imleciniz yardımı ilgili kısmı seçili hale getirip Ctrl+Enter tuşlarına basarak bana gönderebilirsiniz.

Etiketler:
18 Comments

Bir Cevap Yazın

Spelling error report

The following text will be sent to our editors: