Reklam VerBurada rekalamım görünsün istiyorum.

HİÇ

HİÇ

Neyin var? diye sordu genç kadına uzun beyaz sakallarıyla kendinden çok  daha yaşlı görünen ama ruhu zamansızmış gibi olan adam..Kadın cevap verdi:

-Hiiiiç! Hiç!

Ne mutlu sana! İnsanoğlu Hz.Adem’den beri  senin geldiğin şu duruma gelebilmek için ne hayatlar yaşadı ,ne acılar ,ne hüsranlar ,ne savaşlar yaşadı da bir arpa boyu yol kat edemedi…Sen HİÇ olabilmeyi başarmışsın daha ne istersin şu hayatta…

Kadıncağız ne diyeceğini bilemeden son birkaç dakikayı ve bulunduğu ortamın derinliğini anlamaya çalışıyordu. Sanki; bütün üzüntü duyduğu olaylar bir anda bitmiş ya da hiç yaşanmamış gibi hissetmişti aniden. Bir kaç kelime edecek gibi oldu ama gözlerindeki hayret dilini bağlamıştı adeta. Kısa bir sessizlik oldu .Öylece yaşlı adamı izlemeye başladı .Asasının kokusu tatlı bir rüzgar eşliğinde kadının burnuna geldi. Eskimiş ama kalbe huzur veren, tatlı mı hafif mi karar veremediği bu kokuyu daha iyi hissedebilmek için hafifçe gözlerini kapadı…Hafif bir baş dönmesiyle beraber üşütmeyen fakat ferahlık verici serinlikte bir ormanda buldu kendini. Gökyüzüne bakmaya çalıştı başını yukarılara kaldırdı ama yapraklar o kadar uzak görünüyordu ki gün ışığı yaprakların arasından sızarken bile göz kamaştırıcıydı. Zaman ve  mekan kavramını algılayamadan neler oluyor diye düşünürken  hızla geçen arabanın ani freniyle sıçradı. Karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir köpeğin birden durmasıyla araba ne yapacağını bilemeden frene basmıştı. Bu olaylar olurken ve genç kadın saniyeler içinde başka bir aleme gidip gelmişken yaşlı adam asası elinde hala sükunet içinde bankta oturuyordu.

Kadının yüreği ağzına gelmişti fakat yaşlı adam film seyreder gibi izliyordu tüm olanları. Olması gerekenlerin muhteşem ahenginde huzur bulmuşçasına bir tebessüm vardı yüzünde.

Kadıncağız derin bir soluk alarak siz kimsiniz?  adınız nedir?  Dedi.  Birkaç dakikadır yaşadıkları üzüntüsünü adeta unutturmuştu. Neye üzgün, kime kırgın olduğunu sanki bir nefeste uçurmuştu içinden. Tam bir şey söylemeye niyet etti ama yaşlı adam konuştu tekrardan.

-Hayatta yaşadığın  şeylerden hiç şüphe ettiğin oldu mu ? Sonuçlarının farklı olacağına inandığın zamanlar, kendini ya da başkalarını suçladığın olaylar?

  Babalar ve Kızları

Kadın: -Evet hem de çok!

Yaşlı adam yine aynı tebessümle peki az önceki köpek durmasaydı bu adam yine frene aniden basar mıydı sence ? Kadın durup biraz düşündü ve :

  • Hayır basmazdı. Dedi
  • Peki nerden biliyorsun bir kedinin çıkmayacağını iki dakika sonra ? Yine şaşırmış bir yüz ifadesiyle bilmiyorum olabilir dedi…Yaşlı adam sessizce elindeki asasını banka dayadı ve şöyle dedi..
  • Bak güzel kızım. Belli ki kalbin üzgün, kırgın ama bil ki kendini suçladığın olaylar ya da başkalarını suçladığın olaylar olmasaydı sen bugün yine burada bu duygu durumunda olacaktın. Şahıslar, olaylar bizim yaşantımızdan geçer gider ama bizim hayatımızda asıl öğrenmemiz gerekenleri öğrenmediğimiz sürece bu olaylar tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Allah kullarına çalıştığı yerden sınav yapmaz. Az önce arabadaki adam da dikkatini toplamayı öğrenmediği sürece daha önüne çoook canlı çıkar. Ta ki pişmanlığın sebebini öğrenene kadar .

 

Genç kadının içinde az önce ruhen hissettiği yaprakların arasından sızan ışık, adeta parlamaya başlamıştı. Yaşlı adamın söyledikleriyle, bugüne kadar yaşadıklarını süzgeçten geçirip içinde bir ferahlama hissetti. Üstünden bir yük kalkmıştı adeta. Hava da bahar olmasına rağmen ağaçların dallarını eğecek kadar kuvvetli bir rüzgar çıkmıştı. Heyecan içinde düşünürken elinde tuttuğu dosyanın elinden yavaşça kaydığını hissetmeden yerden pat diye bir ses geldi. Esen rüzgarla uçuşmaya başlayan dosyadaki kağıtları yakalamaya çalıştı. Hepsini toplayıp banka tekrar oturmak için geldiğinde bir de baktı ki yanında bebek arabasıyla oturan bir bayan gördü. Gözleri yaşlı adamı merakla ararcasına bakarken yanındaki kadın kibarca ,

-Neyiniz var iyi misiniz? diye  sordu.

Genç kadında hafifçe tebessüm ederek cevap verdi:

-HİİİİİÇ! HİÇ!