Reklam VerBurada rekalamım görünsün istiyorum.

İlk İmza Günüm

İlk İmza Günüm

Tabii ki ilk kitap fuarımı  ve ilk  imza günümü sizinle uzun uzun paylaşmasam olur muydu? Olmazdı… Ehhh hadi başlayın okumaya neler oldu neler bitti…

Hazırlıklar Cumartesiden başladı. Önce saçım başım düzgün olsun, fotoğraflarda iyi çıkayım diye kendimi bakıma aldım. Bu arada tüm fotoğraflarda Doğu Alman Bayan Gülleci Helga kıvamındayım ama olsun 🙂 Çok keyifli, bol sohbetli ve bol arkadaş karşılaşması içinde geçen kişisel bakım seansım sonrası İzmir’den gelip, bir kahve içebilmek için köşe kapmaca oynadığım 30 yıllık biricik arkadaşım Sibelimle nihayet Terra City Midpointte buluşabildik. Kavuşmamız tam bir Filiz Akın – Tarık Akan filminden çıkmaydı. Birbirimizi görüp de ağır çekimde koşup, sarılışımız efsaneydi. Tabii ben bir içli köfte olarak hemen gözlerimi doldurup, sulu sulu gözlerle sohbete damgamı vurdum. Bunun imza günüyle ne alakası var derseniz arkadaşım bana uğurlu geldi de ondan anlatıyorum tabii ki de….

Neyse en nihayetinde evime ulaştım ki amaaaannn canımın içi biricik Nehir’im benden daha heyecanlı. Ne giyeceğini planlıyor. Aman yarabbim yazlık sırtı açık yerlere kadar elbiseler mi denenmedi, disko topumsu parlak ceketler mi, dantelli etekler mi, gotik tarz simsiyah kıyafetler mi? Bu arada sürekli de bir tartışma… Anneannesiyle bana siz ne bilirsiniz, ne istersem giyerim filan…  Bunca çılgınlıktan sonra  balıkçı bir kazakla, mini bir etek giymeye karar vermesine ne demeli. Ergen işte ne yapacaksın, ergenliğine verdik bizde.  Aaaaa kocişkom da ne giyeceğini düşünmüş ve otelden kıyafetlerini alıp da gelmiş.

Peki ben ne giyeceğim!!!!! Tabii ki şöyle kilolarımı saklayacak, tarz bir şeyler seçtim kendimce… Neden kendimce çünkü maşallah aman bir saklamış bir saklamış ki sormayın. Patates kıvamındayım. Merhaba ben kitabın yazarı Patates İdil 🙂 Neyse, giysilerin ne suçu var! Börekleri, makarnaları yerken düşünecektin desenize…

Gece güzel güzel uyumayı başardım ama sabah erkenden uyanıp, ev ahalisi uyanıncaya kadar biraz tablette solitaire oynadım :)Bu arada Murat’ın hakkını yememeliyim ojelerim bozulmasın diye gösterdiğim çabaya ortak oldu ve mutfaktaki işlerde hem akşam hem de sabah inanılmaz yardımcıydı. Çok teşekkür ederim.

İmza gününün tek  eksiği annemin kendini pek iyi hissetmediğini söyleyip gelmemesiydi 🙁 Neyse artık, fotoğraflar ve anlatılanlarla idare etti Kraliçe Merihzabeth’ imiz de…

Sonunda 8. Antalya Konyaaltı Kitap Fuarına katılmak üzere biz Başaragiller koyulduk yola. Ayy arabaya binince midemde kelebekler uçuşmaya başladı. Tatlı bir H E Y E C A N oldum. Antalya için alışılmadık yoğun bir trafikten sonra nihayet vardık ve sonunda yayın evimizin standında şimdiye kadar bana her konuda destek olan, tüm sorularımı sabırla yanıtlayan İbrahim Horuz Beyle yüz yüze de tanıştık. Sonra mini eteğiyle, balıkçı kazağıyla, örgülü saçları ve kırmızı gözlükleriyle tam bir edebiyat öğretmeni kıvamındaki Asistanımın Nehir Başara ile kitaplarımızı imzalamaya başladık.

İlginizi Çekebilir:  Eşeğe Altın Semer de Vursan, Eşek yine Eşektir.

“Merhaba! Kaçıncı sınıfa gidiyorsun. Oooo harika Selina tam sana göre. Şöyle bir aç incele, yazılarına, resimlerine bak bakalım sevecek misin. Eğer seversen ben senin için bu kitabı  imzalayabilirim çünkü çok şanslısın kitabın yazarı da burada:) Ben de bu arada annene neden bu kitabı yazdığımı, içeriğini anlatayım canım.” Nehir de oradan merhaba ben de size kitap ayracı vereyim. Ayraç ister misin…:) 🙂

Her şey mucizevi bir şekilde iyi gidiyordu taaa ki Yılmaz Özdil gelene kadar:) Ayyy Allah’ım ben de kendimi bir şey sanıyordum.. O ne izdiham, ne kavga kıyamet imza sırası öyle… Benim asistanla kocişkom bile beni terkedip sıraya girmiş. 🙂 Oooooo önümüzden de insanlar geçip, geçip Banu Avar söyleşisine gidiyor 🙂

Bu arada standımız tam giriş kapısının yanındaki ilk stand ve arama yapan güvenlik görevlisi kadın bir papağan edasında Tüm metal eşyalarınızı, çakmak, bozuk para telefon lütfen hepsini buraya koyun!!!!! diye bir bağırmak bir bağırmak. Yanındakini bile duymuyorsun ve sürekli hiç susmamacasına bu çabasını devam ettiriyor. Ben işine bu kadar bağlı, böyle sorumluluk sahibi görevli görmedim. Kesinlikle ona çalıştığımız otelde iş vermek istiyoruz. 🙂 Başımız şişti yahuuu. Burası kitap fuarı mahalle pazarı mı… Gel vatandaş geeeellllll! tarzı bağıra çağıra…

Neyse şaka bir yana imza günüm hayallerimin ötesinde güzel ve keyifli geçti. Tüm kitaplarım tükendi. Umarım geri dönüşler de güzel olur çünkü neydiii? O çocuklar için sevgiyle, iyi niyetle, pozitif düşüncelerle ve aşkla yazıldı. Elden ele dolaşsın tüm çocuklara ulaşsın.

Bu arada kitap fuarının yeni alanı ve organizasyon bence hiç ama hiç iyi değil. Ciddi bir otopark sorunu var. Ayrıca içerideki kalabalığı da organize edemiyorlar. Seneye yine Cam Piramitte olur umarım.

 

Doğu Kitabı 201 numaralı stand artık benim için unutulmaz bir anı, bir ilk olarak hafızama kaydedildi.

 

Zaman ayırıp gelen değer verip kitabımı alan herkese sonsuz sevgiler ve teşekkürler.

 

idilob.

 

 

Okuduğunuz yazı içerisinde hatalı yada yanlış bir kısım olduğunu düşünüyorsanız fare imleciniz yardımı ilgili kısmı seçili hale getirip Ctrl+Enter tuşlarına basarak bana gönderebilirsiniz.

20 Comments

Bir Cevap Yazın

Spelling error report

The following text will be sent to our editors: