Reklam VerBurada rekalamım görünsün istiyorum.

Kendine Alan Açmak

 

Yaz mevsimi toplandı gidiyor işte…

Sonbahar pastel tonlarıyla kapımızda.

Uzun ve yorucu bir tatilden geriye iyot kokusu, bol bol kahkaha ve birazcık farkındalık kaldı. Çakra’nın da hayatımıza katılmasıyla sorumluluk dağımızın yüksekliği arttı. Her sabah 4:30’da uyanmak, sonra 6’da ve 7:30’da tekrar kalkmak zorundayız. Çakra’nın gezdirilmesi, yemeği, tuvalet ihtiyacı derken sonsuz bir döngünün içine sıkışmış durumdayız.

Yoğun iş temposu ise etrafımı kuşattı…

Bu kaosun ortasında durmak, nefes almak, bir çiçeğin büyümesine tanık olmak neredeyse imkansız. Sabah pencereyi açıp taze günün kokusunu ciğerlerime çekmek ya da ayaklarımı uzatıp miskinlik etmek istediğim oluyor. Fakat sorumluluklar ve kendimle verdiğim mücadele durdurulamayan bir alarm gibi zihnimin kuytularında çalıyor. İş hayatında yaşadığım olumsuzluklar da bu zararlı etkiyi ikiye katlıyor.

Olumsuzluklarla örülü bir yazı gibi gelmiş olabilir. Aslında tam tersi…

Sıkıntıların farkına varmak, onlardan arınmanın ilk adımıdır. Bu kadar yorgunluk ve fedakarlığın arasında ayak uçlarımda yükselip etrafıma bakmak istiyorum. Öylesine yalnızlaşmışım ki, çalışmak ve başkaları için efor harcamaktan en sevdiğim şeyleri bile unutmuşum. Günün telaşına nasıl mola verirdim mesela? Fedakarlığa gömülmeden önce nasıl birisiydim?

Kendime alan açıp ciğerlerimi dolduracak kadar derin bir nefes almalıyım.

Her şeye aynı anda yetişmek ve herkesi aynı anda mutlu etmek imkansız. Mekanlar, her şey herkesin başına gelmesin diye vardır. Bazen mekan değiştirerek sıkıntılarımızdan arınabiliriz. Zaman ise, her şey aynı anda yaşanmasın diye vardır. Zamanı kontrol edemeyiz, ama içini güzelliklerle doldurabiliriz.

Bugünden itibaren kendim için daha çok şey yapacağım. Ayaklarımı uzatıp mis gibi kokan bir fincan kahveyi yudumlamanın da en az yetişmesi gereken işler kadar önemli olduğunu hatırlayacağım. Yarın Pazartesi ve ben bu başlangıç gününde kendim için de üretime geçmenin keyfini yaşayacağım.

Sonrası mı? Sonrası daha kolay…

Shakespeare ne demiş?

Hayat kısadır, öyleyse hayatınızı sevin. 
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve konuşmadan önce dinleyin, 
Yazmadan önce düşünün, harcamadan önce kazanın, 
Dua etmeden önce bağışlayın, incitmeden önce hissedin, 
Nefret etmeden önce sevin, vazgeçmeden önce çabalayın, 
Ölmeden önce yaşayın. 
Hayat budur, onu hissedin, yaşayın ve ondan hoşnut olun.

Sevgiler.

6 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

E-posta Bildirimi Almak için Kayıt Olun

Abone Ol!