Reklam VerBurada rekalamım görünsün istiyorum.

SIRLI AYNA

SIRLI AYNA

Ayna ayna söyle bana,kimdir en güzel şu dünyada? sorusunu birkaç zamandır kendime aynada bakarken, çocukluk dönemindeki o masal kahramanlarını izlediğim o masumane haleti ruhaniyeti içinde soruyorum.

Bu soru elbetteki masaldaki kötü üvey annenin fiziksel dünyaya ait bir beklenti içinde sorduğu gibi değil de ,en güzel ruha sahip kişiye ait özellikleri ve itiraf etmek gerekirse o güzel ruhlardan biri miyim acaba ?kibirliliği de barındıran bir merak sorusuydu maalesef…

Çocukluktan beri aynaya  bakmayı pek sevmezdim.Daha çok kendi işime odaklı mutlu olma peşindeydim.Her genç kız gibi bende ergenlik çağına gelince tek tük çıkan sivilcelerimle birlikte saçlar,hafif pembe rujlar ve o dönemde pek moda olan saks mavisi rimeller sayesinde aynayla haşır neşir olmaya başlamıştım.Yıllar içinde olduğumdan daha güzel olma gayreti estetik açıdan toplumu ve kendimi rahatsız hissetmeyeceğim şekilde görünme eğiliminin ötesine geçmedi.

Kırklı yaşlarla beraber ise hafif ince çizgilerin zuhur etmesiyle birlikte münasebetimiz hala çok sıkı fıkı değil açıkçası..

Aynalar ve teraziler hiç yalan söylemezlermiş !Ben de buna istinaden yüzüme tuttuğum aynanın bu zamana kadar bana kusurlarımı görmeme vesile olmasının faydası dışında başka bir faydası olabilir mi diye düşündüm ve elimdeki aynamı kendime değil başkalarına tutmaya ve kendim dışında başkalarında neler görüyoruma şahit olmak istedim.Bu sayede kendimi daha iyi tanıyarak kendi aynamı sırlamak istedim…

İlk önce etrafımdaki çok sevdiğim insanlara çevirdim aynamı. Hoş sohbetlerini, kendilerine ve etrafa olan güzel bakışlarını, yardımlarını, mutluluklarını, sevinç kaynaklarını fark ettikçe kendim mutlu olduğum zamanki gibi tanıdık bir duygu hissettim. Bir tamamlanmışlık hissi gibi baktıkça bakasım, tebessüm ettikçe edesim geldi. O görüntüdeki huzurla sonsuza dek kalabilirdim.

Sonra aynamı en kızdığım insanlara çevirdim. O korkunç yüz ifadelerini, mutsuzluklarını, kıskançlıklarını,  öfkelerini ve kısacası o çirkinliklerini görünce gözlerime inanamadım. Hemen gözlerimi kırpıştırarak dehşet içinde başımı çevirdim. İnanamadan bir daha baktım ve evet gördüğüm doğruydu. Daha bu sabah otobüse benden önce binen kişiye haksızlığa uğradığım gerekçesiyle baktığım bakışların aynısını o kişi de yapıyordu. Üç kez annesinin sözünü dinlemeyen ve ağlamaya başlayan çocuğun annesi olan kişinin çocuğuna olan tavrı, oğlumla kızıma yapma deyip onların ısrarlı bir şekilde yaptığı ve benim onların ruhunu zedelercesine bağırmamla aynı çirkinliği taşıyordu. Tahammülsüzlükle kendini haklı görme gerekçeleriyle geçen saniyeler içindeki yüz ifadelerindeki tanıdıklık hissi içimi dağlıyordu.

İçim daha fazla bu görüntüleri kaldıramadan hemen bir şimşek çaktı beynimin içinde.Dışarıdaki güzelliği de ,çirkinliği de gören gözün bana ait olduğunu farkediyordum.Güzeli gördüğümdeki mutluluğun, çirkini gördüğümdeki mutsuzlukla değiştirmek için hemen aynayı kendime çevirdim ve o meşhur soruyu tekrardan sordum.

Ayna ayna söyle bana kimdir en güzeli bu dünyada???

İçimden çoook derinlerden bir nida işittim yerle bir olmuş benliğimde.

-En güzel olan yok ki bu dünyada..

Kendi sınırlarımızı aşıp sınırsız gelişmenin var olduğu bir dünyada nasıl en güzel olunabilirdi ki şu sırlı aynada ?

 

Sevgilerimle,

 

Nur Üçgün

7 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

E-posta Bildirimi Almak için Kayıt Olun

Abone Ol!