Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri


Bugün Blogumda ilk defa bir misafirim var. Kendisi benim için hep ilk oluyor zaten 🙂 Selina’nın Maceraları hakkında ilk röportajı da birlikte yapmıştık ve gerçekten uğuruna inanıyorum. Sevgili blogger arkadaşım   kelebeketkisi39.blogspot.com Beni kırmayıp, bir kez daha destek olduğu için kendisine teşekkür ederim.

Anneler için bence harika öneriler var. Keyifli okumalar. Ben bayıldım.

 

Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri:

Selamlar bir bebek sahibi olmak biz anneler için zorlu,hassas bir dönemdir.Aklımızda sadece bebeğimiz vardır.En ufak bir ses bizi uyarır ve derin uykumuzdan kaldırır.Annelik zor ve bir o kadar da sevgi dolu bir hayatı önümüze serer.Artık eski deli dolu kız gitmiş yerine ne yapacağını bilmeyen bir kadın gelmiştir.İşte tam da bu dönemde kendimizi unutur,hayatımıza ara verir ve bütün benliğimizle teslim oluruz minik bir yüreğe.

 

Artık saçımız,kaşımız pek umrumuzda olmaz,uykusuz geçen gecelerde bizi perişan eder.Eski kıyafetlerimize giremez,eski dostlarımızla buluşamaz oluruz.Fakat etrafımıza baktığımızda her zaman olduğu gibi bizi sinir eden birileri bulunur.Onunda iki çocuğu vardır ama gezer tozar,her zaman güzel görünmeyi başarır ve bizi gördüğünde”Ne bu halin tatlım,toparla biraz kendini”diyerek sinirlerimizi alt üst eder.

 

Mümkün mü hem anne hem güzel olabilmek?Vakit bu kadar değerliyken neler yapılabilir merak ediyorsanız keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Genç Annelere Pratik Bakım Önerileri”

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu)

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu?

 Yaydığımız enerji frekansına denk olanı çekmemizin genel adı olan “karma” son yıllarda her yerde. Öyle ki sadece bu yasaya göre hayatını programlayanlar, yeni adımlar atanlar var. Gerçi kültürümüzde olan bir durum olması nedeniyle çok da yadsınır değil. Atasözlerimize dahî yansıyan bu görüş, şimdi moda deyimiyle “karma” olarak karşımızda. Sanskritçe dilinde “hareket” anlamına gelen bu sözcük, etkiye karşı tepki olarak da çözümlenebilir. O da Newton’ın Etki-Tepki Prensibi’ne dayanır; ki bu konu şimdi değinmek istediğimizden uzaklaşmamıza neden olur.

 Çekim yasası denilen kavram ise daha çok hayatımıza işlemiş, özellikle son birkaç yıldır dilimize de pelesenk olmuş kavramlardan biri. “Ne ekersen onu biçersin” deyiminin modern versiyonu. Haa mesela bir de “Rüzgar eken fırtına biçer ” var.  Zira karma yasası ile paralel çalışan çekim yasası, tanımlamak, istemek ve hedefe doğru emin adımlarla ilerlemekten geçiyor.

Önceki hayatlar, şimdiki durumlar

Özellikle karma yasasının dikkat çektiği en önemli konuların başında yaptığımız her şeyin, kurduğumuz her cümlenin ve hissettiğimiz her duygunun karşılığını aynı şekilde alacağımız konusu yer alıyor. Karma yasasına göre kişi önceki hayatında yapmış olduğu bir davranışın birebir karşılığını şu an yaşadığı dünyada alıyor. Davranışın, hissin veya durumun birebir karşılığı, dengi karma yasası tarafından kişinin karşısına çıkıyor.

Önceki hayatları devreye sokmayan çekim yasası ise yaşadığımız şu anki hayatta yaşadığımız, yaptığımız veya söylediklerimizin bir yansımasını yaşamamıza neden oluyor. Çünkü aslında yaşadığımız her şeyin sebebi ve sorumlusu bizleriz. Bu sorumlulukların farkında olmak ve gerekirse “karmadan arınmak” için çeşitli terapiler uygulanırken, işi bu boyuta taşımadan günlük yaşamda sınırlı tutanlar da azımsanmayacak sayıda.

Çocuklarımız büyürken “çekim yasası” devrede mi?

Peki, önemli bir soru. Bu çekim yasası ve karma denilen kavramlar hayatın her alanında var mı? Yani eşimizle, annemizle, patronumuzla ve şu aralar en önemlisi çocuğumuzla aramızdaki iletişim ve ilişkiyi ne oranda etkiliyor? Acaba daha önce, mesela gençlik yıllarımla annem ile yaşadığım bir diyalog ve bunun sonucunda olan herhangi bir olay bugün çocuğumla ilişkime etki ediyor mu? Ediyorsa iyi mi ediyor, kötü ediyorsa engelleyebilir miyim? Ne çok soru…

Başından beri bildiğim bir şey var; çocuk yetiştirirken kendi anne ve babanı çok daha iyi anlıyorsun. “Eski kendin”i görüyor, bazı olay, durum ve söylediklerine anlam veremiyorsun. “Ne çok üzmüşüm” annemi diyerek belki de kendini rahatlatıyorsun. Ama sonuçta her şey yaşandığında öğreniliyor; tecrübe ancak ve ancak kendi tecrübemiz olunca anlam kazanıyor.

O zaman neymiş karma döner dolaşır seni bulurmuş. Hem de çocuğunla seni vururmuş. Unutmayalım, sevgi ekelim, sevgi biçelim. 🙂

Sevgiler

idilob

 

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Günaydınnn;

Bu sabah, bir süredir kendime alışkanlık haline getirdiğim gibi şükür egzersizlerimi yaparak kalktım yataktan. Gerçi nedendir bilmiyorum, bu aralar sabahları uyanmakta zorlanıyorum. Sanırım psikolojik olarak ben de tatil moduna girdim 🙂 Sonra hayatımda sahip olduğum tüm güzellikler için, Nehir’in annesi olduğum için şükrederken, bugün “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep” sıralamaya karar verdim ve başladım saymaya. Gerçi bunu 8 maddeyle sınırlamak pek doğru değil çünkü anne olmak anlatılmaz, yaşanır bir hal. Hadi bakalım ben sıralamaya başlıyorum. Bunlar benim maddelerim, siz de anne olmaktan keyif almak için kendi sebeplerinizi yazmaya başlayın.
Okumaya devam et “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep”

Anneler de Mola İstiyor

Anneler de Mola İstiyor

Hayatımızın odak noktasına koyduğumuz çocuklarımız!

Elbette ki tüm ilgimizi, şefkatimizi, zamanımızı hakediyorlar. Ancak farkettim ki ebeveyn olunduğunda kendine ait zamanı kesintisiz değerlendirebilmek bir hayli zor. Hatta imkansıza yakın gibi.

Doğdukları andan itibaren her ihtiyaç duyduklarında bizi yanlarında bulduklarından, biraz büyüyüp kendi kendilerini idare edebilir hale geldiklerinde bile bu durumdan fazlasıyla yararlanıyor çocuklar. Çünkü en başından beri onların en küçük problemini çözmekle kendimizi yükümlü hissedip onları da bu şekilde yetiştiriyoruz.

Bu yanlış mı?

Belki de değil.

Psikolojik gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için her çocuk anne – baba güvenine ihtiyaç duyuyor. Dilerim ki hiç bir çocuk da bundan mahrum kalmasın. Ancak benim takıldığım konu bu durumun suistimal edilme ihtimali.

Eminim ki hemen hemen hepimizin başına geliyordur. “Anneeee! Geeeellll!” kelimeleri hayatımızdan hiç eksik olmuyor 🙂

Tam işimizi bitirip bir soluklanalım dediğimiz anda, münasebetsiz bir biçimde 🙂 “yanıma gelir misiin?”, ya da filmin en heyecanlı yerinde “sana bişey söyleyeceğim, çok önemli!” gibi talepleri olur. O çok önemli mesele de genellikle saçım nasıl olmuş, kalemim kırılmış, silgim kopmuş ya da yarın bu çoraplarımı giyebilir miyim… gibi gibi hayat memat meseleleri. 😀 Çocuklar hep münasebetsiz zamanlarda eften püften şeyler mi ister? 🙂

Sanıyorum ki insan ebeveyn olduğunda artık nefes alıp vermekten başka, yaptığı hiç bir şey kendisi için olmuyor. İşe gidip çalışmak, eve gelip yemek hazırlamak, ödevlere yardım etmek, çocuğuna iyi bir alt yapı ve gelecek oluşturmak için tüm çabamız. Ama yine de bu durumdan şikayeçi miyiz?

Asla!

Sadece zaman zaman mola hakkımız olsun mesela 🙂 Kendimize ayırdığımız keyifli vakitlerimiz kesintisiz sürsün. “kendinize kocaman bir aferin diyin” http://www.idilob.com/kendimize-kocaman-bir-aferin-diyelim/yazımda da anlattığım gibi buna en çok da onlar için ihtiyacımız var çünkü.

Unutmayalım ki biz iyiysek iyi, mutluysak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. 😉

O yüzden pozitif düşünmekten ve kendimize -gerçek anlamda- vakit ayırmaktan hiç vazgeçmeyel…

…..

Geliyoruuuuuummmm!!!!! Iıhhhhh L

…..

idilob

Pazar Günü Deli Tavuğa Dönen Çalışan Anneler!

Pazar Günü Deli Tavuğa Dönen Çalışan Anneler!

Çalışan anneler için Pazar günü sizce ne anlama geliyor? Bence çalışan annemizin deli tavuk hali denebilir 🙂 Neden mi? Gelin anlatayım….

Kendiniz için ayırabileceğiniz  sadece bir gününüz vardır. “İzin gününüz” Genel de Pazar olur.  Ancak bu izin gününüzde öyle yan gelip, yatmak yok. Yapılması gereken iş listesi var.

Ev işleri (çamaşırlar yıkanacak, tozlar alınacak, değişecek nevresimler…), ev için alış veriş (migros, pazar vs….), kişisel bakım, ilgi bekleyen çocuğunuz, bir kahve içmek istediğiniz arkadaşlarınız, seyretmek istediğiniz film, çocuğunuz, eşiniz ve kendiniz için alışveriş, akraba ziyaretleri, çocuğun kursları…… liste bu kadarla bitmez daha  uzaaaaarrr gideeerrr..

Sonuç mu? Çalışan annemiz deli tavuk gibi nereden başlayacağını, ne yapacağını bilmeden bir oraya bir buraya koşturmuştur. Hepsi yarım, yamalak yapılmış işler ve her günkünden daha yorgun bir anne 🙂  Kendinizi Pazartesi olsa da bir işe gitsem hiç olmazsa önüme bir çay, kahve getiren olsa diye hayıflanırken bulabilir siniz 🙂  Hele bir de yanınızda size destek olacak bir kocanız ve anneniz yoksa yandınız….

İyi ki Pazartesi oldu da işe geldik! Yaşasın Pazartesi…

Sevgiler

idilob