Haydi Çocuklar Doğaya

Haydi Çocuklar Doğaya

Evimizin küçük bir bahçesi var ve hafta sonumuzu bu bahçeye çiçek ekerek, toprakla oynayarak geçirdik. Nehir toprakla oynadığı zaman, toprağın içinden çıkan solucanı eline alıp, anne bak bu ” Bay Solucan” diye ona isim koyduğu zaman o kadar mutlu oluyorum ki. Neden mi? İşte bu yüzden;

Sabahtan akşama kadar biri bizi eve çağırana kadar kaygısızca, dertsiz, tasasız sokakta oynayan çocuklardık. Mutlu Çocuklar! Sokaktan eve bir gelirdim, elim, yüzüm pislik içinde. Annem bağırırdı ” İyice sokak çocuğu oldun sen!!!Şu elini, yüzünü bir yıka, pislik içindesin ”
Okumaya devam et “Haydi Çocuklar Doğaya”

1 Yaş… Gözyaşları ve Doğam!!!

1 YAŞ…GÖZYAŞLARI VE DOĞA’M !!!

Anne anne diye seslenerek uyandı bu sabah.Başını kaldırmadan yatakta sadece gözleri açık kendince bana birşeyler anlattı.Sonrasında sevimli kablumba gibi başını kaldırdı sağa sola çevirdi sonra tekrar anne dedi yanına gittim beni görünce hemen gülümsedi.Yatma pozisyonundan kalkıp oturma pozisyonuna geçti bu sırada hala konuşuyor hala bana birşeyler anlatıyor o kadar sevimli ki aşı günümüz olduğundan geç gideceğim işe oleyyyy!!! Bundan faydalanıyoruz ikimizde tekrardan yatma pozisyonu alıyoruz,  yatakta öle sarmaş dolaş yatıyoruz. Ben onu güzelce kokluyorum, öpüyorum bugün ki programdan bahsediyorum ona. Aşıyı anlatıyorum biraz canının yanacağını ama aşının sağlığı için olduğundan bahsediyorum. Tabi dinleyen veya anlayan var mı ? tabiki hayır. Doğa’ma üzerinde  “Yavru Aslan” yazan eşofmanını giydirdim.(Babamız için Doğa’mın en güzel, en kaliteli giyeceği o.) Çıkmadan önce nefis mis kokulu Hatay kahvesinden içtik Dilarayla beraber 2 kez üst üste. Ben aslında gergin değilim sadece heyecanlıyım.

Okumaya devam et “1 Yaş… Gözyaşları ve Doğam!!!”

Kampa Gidelim mi Baba? Vol 2

Kamptan notlar:

1- Tadı damakta kalmış.
2- Nehirde yüzülmüş.
3- Balık tutulmuş.
4- Ördekler beslenmiş.
5- Rafting yapılmış.
6- Doğa yürüyüşüne çıkılmış.
7- 4×4 jeeplerle dağa çıkılıp, tarihi yerler gezilmiş.
8- Mangal yakılmış. Sopalara takılarak, marşmelov ve sucuk kızartılmış.
9- Maceraya atılınmış. Telden kayarak nehirin üzerinden geçilmiş.
10- Yıldızlar seyredilmiş.
11- Çadırda uyunmuş.
12- Arkadaşlık pekişmiş, unutulmaz anılar hafızalara kazınmış.

En önemli not: Tüm bu güzelliklere rağmen anneler çok özlenmiş. Bir daha ki sefere annelerle plan yapılmaya karar verilmiş. 🙂 :):)

Sevgiler

idilob
kamp (2)
kamp 4

Kampa Gidelim mi Baba?

Bugün bizim evde çok büyük heyecan ve hazırlık var. Nehir ve kankası Açelya babaları ile kampa gidiyorlar…

Geçen sene verilen sözler nihayet bugün tutuluyor. Söz bir kere verildi mi tutulmak zorunda, yapacak bir şey yok. Biz anneler merakla bekliyoruz bakalım bizim şehir çocukları doğada ne yapacak? Nasıl uyuyacaklar, böceklerle nasıl baş edecekler, üşüyecekler mi, sıcaklayacaklar mı, tuvalet meseleleri vs. çok merak içindeyiz.

Ama hepsi bir yana hani ağaç yaşken eğilir ya.. doğayı korumayı öğretmenin en güzel yolu doğanın içinde büyütmek çocuklarımızı. Bu konuda Murat’ın engin tecrübelerine güveniyoruz. Bolu yaylalarında yaptığı kampları, anlattığı izcilik maceralarını test etme zamanı geldi 🙂

Amonyaklar, yara bantları, defans böcek kovucular, 50 faktör güneş koruyucular, deniz ayakkabıları, marşmelovlar, mangallar, sucuklar,abur cuburlar, oltalar, uyku tulumları, çadırlar… daha neler, neler.

Kıskanıyor muyum? Immmmm evet galiba azıcık. Ömür boyu unutamayacakları, akıllarına kazınacak bir macera yaşayacaklar çünkü. Ben de hemen bir anne – kız programı ayarlamayı düşünüyorum.

Bu maceranın kahramanları, Oğuz, Murat, Açelya ve Nehir’e şimdiden iyi eğlenceler. İki günlük, Beş konaklar doğa kampı sonrası gelişmeleri de Pazartesi günü paylaşacağım sizinle. Ayyyyy bakalım bizimkiler, oralarda neler yapacak… Çoookkkk merak ediyorum.

Sevgiler

idilob

Çocuklarımıza Doğa Sevgisini Aşılayalım

Bugün haberleri seyrederken, sosyal medya paylaşımlarına bakarken gerçekten de içim acıdı. Çok ama çok üzülüyorum. Kumluca’da, Adrasan’da ve Olimpos’daki orman yangınları, yanmış hayvan görüntüleri dayanılır gibi değil. Tüm Antalya’yı ayağa kaldıracak bir kampanya düzenlemeyi bile düşündüm. Hep birlikte ormancılara, itfaiyeye yardımcı olsak,bir şeyler yapsak böyle seyirci kalmasak:(

Dünyanın en güzel koylarından biri gözümüzün önünde yanıp, gidiyor. İnsanoğlu sanki güzel olanı yok etmeye, yakıp, yıkmaya programlı.

Sonra aklıma blog da çocuklara doğayı sevdirmekle ilgili yazdığım yazı geldi. ‘Haydi Çocuklar Doğaya’

Bizden sonraki nesillere hiç olmazsa doğa sevgisini aşılamayı başarırsak, dünyamızın betona değil, yeşile ihtiyacı olduğunu anlatırsak, öğretirsek belki bizim de çorbada tuzumuz olur.Unutmayın, Orman bekçiyle değil, sevgiyle korunur. Ormanların dünyanın akciğerleri olduğunu,temiz hava ve yağmur için önemini lütfen çocuklarımıza anlatalım. Binlerce hayvanın yaşamı için, binlerce insanın evine ekmek götürebilmesi için önemini öğretelim. Ağaçları keserek yapacağımız evlerin, otellerin, beton yapıların sadece bazı insanların para ile ilgili aç gözlülüğünden kaynaklandığını unutmayalım. Hepimize yetecek kadar barınma alanı zaten var. Neden özellikle ağaç keserek, ormanı yok ederek, gerekmediği halde yenilerini yapıyoruz. Başka yer mi yok?

Ve tabii bir ormanın oluşabilmesi için yüz yıllık bir sürece ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. Çocuklarımızla seyredeceğimiz belgeseller, doğayı anlatan kitaplar bize yardımcı olacaktır. Belki doğa yürüyüşleri, doğal güzelliklere yapılacak geziler, kamplar da iyi olur.

idilob

“Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün
Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün
Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:
Susun, susarak doğayı görün.”
MEVLANA