Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu)

Karma Döner Dolaşır Sizi Bulur Mu?

 Yaydığımız enerji frekansına denk olanı çekmemizin genel adı olan “karma” son yıllarda her yerde. Öyle ki sadece bu yasaya göre hayatını programlayanlar, yeni adımlar atanlar var. Gerçi kültürümüzde olan bir durum olması nedeniyle çok da yadsınır değil. Atasözlerimize dahî yansıyan bu görüş, şimdi moda deyimiyle “karma” olarak karşımızda. Sanskritçe dilinde “hareket” anlamına gelen bu sözcük, etkiye karşı tepki olarak da çözümlenebilir. O da Newton’ın Etki-Tepki Prensibi’ne dayanır; ki bu konu şimdi değinmek istediğimizden uzaklaşmamıza neden olur.

 Çekim yasası denilen kavram ise daha çok hayatımıza işlemiş, özellikle son birkaç yıldır dilimize de pelesenk olmuş kavramlardan biri. “Ne ekersen onu biçersin” deyiminin modern versiyonu. Haa mesela bir de “Rüzgar eken fırtına biçer ” var.  Zira karma yasası ile paralel çalışan çekim yasası, tanımlamak, istemek ve hedefe doğru emin adımlarla ilerlemekten geçiyor.

Önceki hayatlar, şimdiki durumlar

Özellikle karma yasasının dikkat çektiği en önemli konuların başında yaptığımız her şeyin, kurduğumuz her cümlenin ve hissettiğimiz her duygunun karşılığını aynı şekilde alacağımız konusu yer alıyor. Karma yasasına göre kişi önceki hayatında yapmış olduğu bir davranışın birebir karşılığını şu an yaşadığı dünyada alıyor. Davranışın, hissin veya durumun birebir karşılığı, dengi karma yasası tarafından kişinin karşısına çıkıyor.

Önceki hayatları devreye sokmayan çekim yasası ise yaşadığımız şu anki hayatta yaşadığımız, yaptığımız veya söylediklerimizin bir yansımasını yaşamamıza neden oluyor. Çünkü aslında yaşadığımız her şeyin sebebi ve sorumlusu bizleriz. Bu sorumlulukların farkında olmak ve gerekirse “karmadan arınmak” için çeşitli terapiler uygulanırken, işi bu boyuta taşımadan günlük yaşamda sınırlı tutanlar da azımsanmayacak sayıda.

Çocuklarımız büyürken “çekim yasası” devrede mi?

Peki, önemli bir soru. Bu çekim yasası ve karma denilen kavramlar hayatın her alanında var mı? Yani eşimizle, annemizle, patronumuzla ve şu aralar en önemlisi çocuğumuzla aramızdaki iletişim ve ilişkiyi ne oranda etkiliyor? Acaba daha önce, mesela gençlik yıllarımla annem ile yaşadığım bir diyalog ve bunun sonucunda olan herhangi bir olay bugün çocuğumla ilişkime etki ediyor mu? Ediyorsa iyi mi ediyor, kötü ediyorsa engelleyebilir miyim? Ne çok soru…

Başından beri bildiğim bir şey var; çocuk yetiştirirken kendi anne ve babanı çok daha iyi anlıyorsun. “Eski kendin”i görüyor, bazı olay, durum ve söylediklerine anlam veremiyorsun. “Ne çok üzmüşüm” annemi diyerek belki de kendini rahatlatıyorsun. Ama sonuçta her şey yaşandığında öğreniliyor; tecrübe ancak ve ancak kendi tecrübemiz olunca anlam kazanıyor.

O zaman neymiş karma döner dolaşır seni bulurmuş. Hem de çocuğunla seni vururmuş. Unutmayalım, sevgi ekelim, sevgi biçelim. 🙂

Sevgiler

idilob

 

Renkli Smoothie Tarifleri

Renkli Smoothie Tarifleri

Merhaba,

Çocuklarımız bazen meyve tüketmeyi ihmal edebiliyor ama üzülmeyin bunun da çaresi var.Çocuklar yemek yemeyi sevmese de renkli şeyler içmeyi sevmeyen çocuk yok gibi bir şey. İşte bu yüzden smoothie’lere bayılıyorum. Fırsatım oldukça ben de içmeye çalışıyorum. Hatta buradan bana harika meyve karışımları yapan Ayşe Seyis Hızlı‘ya da kocaman bir öpücük gönderiyorum.

İlk olarak karpuzlu bir içecek hazırlıyoruz çünkü Nehir’in çocuk doktoru Sevgili Mürüvet Hanım karpuzun doğal bir ateş düşürücü olduğunu söylemişti ve yazın ateşi çıktığında bol bol karpuz yedirmemizi, suyunu içirmemizi önermişti.

Bu arada dondurmadan da yavaş yendiği ve üzerine ılık bir su içildiği takdirde korkmamak gerektiğini düşünüyorum.

Evet hem çocuklarımız hem de sağlıklı ve organik yaşam ile ilgili bilincin gittikçe yükseldiği günümüzde bizler için lezzetli tarifler birer birer geliyor.

Seviyorum Sizi

İdilob

Karpuzlu Smoothie

Malzemeler:

1 büyük dilim karpuz
3-4 top vanilyalı dondurma
10 küp buz
Tüm malzemeleri blenderda karıştırın ve servis edin. Sıcak günlerde bu serin lezzetin tadını çıkarın.
Okumaya devam et “Renkli Smoothie Tarifleri”

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Günaydınnn;

Bu sabah, bir süredir kendime alışkanlık haline getirdiğim gibi şükür egzersizlerimi yaparak kalktım yataktan. Gerçi nedendir bilmiyorum, bu aralar sabahları uyanmakta zorlanıyorum. Sanırım psikolojik olarak ben de tatil moduna girdim 🙂 Sonra hayatımda sahip olduğum tüm güzellikler için, Nehir’in annesi olduğum için şükrederken, bugün “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep” sıralamaya karar verdim ve başladım saymaya. Gerçi bunu 8 maddeyle sınırlamak pek doğru değil çünkü anne olmak anlatılmaz, yaşanır bir hal. Hadi bakalım ben sıralamaya başlıyorum. Bunlar benim maddelerim, siz de anne olmaktan keyif almak için kendi sebeplerinizi yazmaya başlayın.
Okumaya devam et “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep”

Anneler de Mola İstiyor

Anneler de Mola İstiyor

Hayatımızın odak noktasına koyduğumuz çocuklarımız!

Elbette ki tüm ilgimizi, şefkatimizi, zamanımızı hakediyorlar. Ancak farkettim ki ebeveyn olunduğunda kendine ait zamanı kesintisiz değerlendirebilmek bir hayli zor. Hatta imkansıza yakın gibi.

Doğdukları andan itibaren her ihtiyaç duyduklarında bizi yanlarında bulduklarından, biraz büyüyüp kendi kendilerini idare edebilir hale geldiklerinde bile bu durumdan fazlasıyla yararlanıyor çocuklar. Çünkü en başından beri onların en küçük problemini çözmekle kendimizi yükümlü hissedip onları da bu şekilde yetiştiriyoruz.

Bu yanlış mı?

Belki de değil.

Psikolojik gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için her çocuk anne – baba güvenine ihtiyaç duyuyor. Dilerim ki hiç bir çocuk da bundan mahrum kalmasın. Ancak benim takıldığım konu bu durumun suistimal edilme ihtimali.

Eminim ki hemen hemen hepimizin başına geliyordur. “Anneeee! Geeeellll!” kelimeleri hayatımızdan hiç eksik olmuyor 🙂

Tam işimizi bitirip bir soluklanalım dediğimiz anda, münasebetsiz bir biçimde 🙂 “yanıma gelir misiin?”, ya da filmin en heyecanlı yerinde “sana bişey söyleyeceğim, çok önemli!” gibi talepleri olur. O çok önemli mesele de genellikle saçım nasıl olmuş, kalemim kırılmış, silgim kopmuş ya da yarın bu çoraplarımı giyebilir miyim… gibi gibi hayat memat meseleleri. 😀 Çocuklar hep münasebetsiz zamanlarda eften püften şeyler mi ister? 🙂

Sanıyorum ki insan ebeveyn olduğunda artık nefes alıp vermekten başka, yaptığı hiç bir şey kendisi için olmuyor. İşe gidip çalışmak, eve gelip yemek hazırlamak, ödevlere yardım etmek, çocuğuna iyi bir alt yapı ve gelecek oluşturmak için tüm çabamız. Ama yine de bu durumdan şikayeçi miyiz?

Asla!

Sadece zaman zaman mola hakkımız olsun mesela 🙂 Kendimize ayırdığımız keyifli vakitlerimiz kesintisiz sürsün. “kendinize kocaman bir aferin diyin” http://www.idilob.com/kendimize-kocaman-bir-aferin-diyelim/yazımda da anlattığım gibi buna en çok da onlar için ihtiyacımız var çünkü.

Unutmayalım ki biz iyiysek iyi, mutluysak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. 😉

O yüzden pozitif düşünmekten ve kendimize -gerçek anlamda- vakit ayırmaktan hiç vazgeçmeyel…

…..

Geliyoruuuuuummmm!!!!! Iıhhhhh L

…..

idilob

Çocuklu Tatil

Çocuklu Tatil

Sizce çocuklarla çıkılan tatil bir dinlenme mi yoksa iki katı yorgunluk mu? 🙂

Çocuklarla vakit geçirmek harika. Fakat enerji seviyelerimiz bir değil ki!!! Biz de pil biterken onlar hala full battery. Eeee çocuk istiyor. Havuza girmek istiyor, parka gitmek istiyor, dans etmek istiyor, denizde yüzmek istiyor, deniz yatağı ile saatlerce oynamak istiyor. İstiyor da istiyor. Seyrederken bile insanı yoruyor.

Bir de benim en sinir olduğum, en münasebetsiz zamanlarda gelen tuvalet!!! Tam güneşlenecek bir yer bulursun, yağlarını sürünürsün, şezlonguna yerleşirsin; “Annneeeeee, çişim geldi!!!” Hatta iki çocuğu olanları seyrediyorum da onların durumu daha vahim. Birini getiriyor, birini götürüyor. Sürekli bir trafik var. Ben Nehir’e öğretmiştim; “Çiş geldi mi babaya söyleyeceksin, annecim.” Peki işe yaradı mı? Hayır ama olsun 🙂 şansımı denedim.
Okumaya devam et “Çocuklu Tatil”