İnternet Anneleri

INTERNET ANNELERİ

Sosyal medya yani sanal dünya hayatımıza girdiğinden beri her birimize bir mükemmellik geldi 🙂 En güzel fotoğrafları biz çekiyoruz, en güzel yerlerde yer bildirimlerini yapıyoruz, herkese ve her şeye duyarlıyız ve bu konuda sürekli duruma uygun postlar paylaşıyoruz. Bloggerlar en iyi modacı, en modern tasarımcı, en iyi anne… yani anlayacağınız her şeyi biliyor ve her konuda mükemmel olabiliyoruz.

Peki gerçekten de durum böyle mi? Yani bir konu hakkında görüş bildirmek için o konunun feriştahı olmak gerekir mi? En iyi anne benim, en güzel yemeği ben yaparım, sizinki de tatil mi canım, siz bir de benim seyahat hikayelerime bir göz atın da gözünüz tatil görsün! 🙂 Ben bunların doğruluğuna inanmıyorum, i na na mı yo rum!

Yani, tabi ki insanlar iyi oldukları konularda başkalarını da aydınlatmak, yol göstermek istiyorlar. Bunu çok başarılı şekillerde yapanlar da var. Benim dediğim herkesin böyle bir kalıptan çıkmış gibi olması gerekmediği. Neticede insanız ve eksikliklerimiz, yetersizliklerimiz, hatalarımız elbette var.

Kendi adıma konuşacak olursam; ben bloğumu açarken mottosunu neşeli aile bloğu olarak baştan belirlemiştim zaten. Bizim evin hallerinden, ergenliklerden, modadan, yemekten, müzikten… kısacası canımın istediği, yazmak istediğim, paylaşmak istediğim her konuda bir iki satır karalıyorum nacizane 🙂 Fikirlerimi, düşüncelerimi, bildiklerimi ya da öğrenmek istediklerimi siz canım takipçilerim ile paylaşmak bana huzur veriyor çünkü. Ve hiç bir zaman da mükemmel olma iddiasında bulunmuyorum. Kendi annem bile bana “sen yemek tarifi veriyorsun ama yemekleri ben yapıyorum, nasıl olacak?” diye sormaya başladığında farkettim bu durumu ve sizlerle de dertleşmek istedim ki bu konu hakkında görüşlerimi bilin, yarın öbür gün bana “evinde yemek yapmıyorsan, yemek tarifi de verme” diye gelmeyin diye. Hahahah 🙂

Şaka bir tarafa dediğim gibi, insanlarla bir şeyler paylaşmak için, onlara sesinizi duyurmak içn mükemmel olmak gerekmiyor. Hele de elimizin altında internet gibi eşsiz, derya deniz bir imkan varken… Ben istedim ve yaptım. Her gün bir kişi bile okusa yazdıklarımı, bu beni mutlu etmeye yetiyor da artıyor bile.. O yüzden hiç bir kalıba girmiyorum, samimiyet her şeyimizdir neticede 🙂

Sevgilerimle 🙂

idilob

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep

Günaydınnn;

Bu sabah, bir süredir kendime alışkanlık haline getirdiğim gibi şükür egzersizlerimi yaparak kalktım yataktan. Gerçi nedendir bilmiyorum, bu aralar sabahları uyanmakta zorlanıyorum. Sanırım psikolojik olarak ben de tatil moduna girdim 🙂 Sonra hayatımda sahip olduğum tüm güzellikler için, Nehir’in annesi olduğum için şükrederken, bugün “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep” sıralamaya karar verdim ve başladım saymaya. Gerçi bunu 8 maddeyle sınırlamak pek doğru değil çünkü anne olmak anlatılmaz, yaşanır bir hal. Hadi bakalım ben sıralamaya başlıyorum. Bunlar benim maddelerim, siz de anne olmaktan keyif almak için kendi sebeplerinizi yazmaya başlayın.
Okumaya devam et “Anne Olmaktan Keyif Almak İçin 8 Sebep”

Anneler de Mola İstiyor

Anneler de Mola İstiyor

Hayatımızın odak noktasına koyduğumuz çocuklarımız!

Elbette ki tüm ilgimizi, şefkatimizi, zamanımızı hakediyorlar. Ancak farkettim ki ebeveyn olunduğunda kendine ait zamanı kesintisiz değerlendirebilmek bir hayli zor. Hatta imkansıza yakın gibi.

Doğdukları andan itibaren her ihtiyaç duyduklarında bizi yanlarında bulduklarından, biraz büyüyüp kendi kendilerini idare edebilir hale geldiklerinde bile bu durumdan fazlasıyla yararlanıyor çocuklar. Çünkü en başından beri onların en küçük problemini çözmekle kendimizi yükümlü hissedip onları da bu şekilde yetiştiriyoruz.

Bu yanlış mı?

Belki de değil.

Psikolojik gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için her çocuk anne – baba güvenine ihtiyaç duyuyor. Dilerim ki hiç bir çocuk da bundan mahrum kalmasın. Ancak benim takıldığım konu bu durumun suistimal edilme ihtimali.

Eminim ki hemen hemen hepimizin başına geliyordur. “Anneeee! Geeeellll!” kelimeleri hayatımızdan hiç eksik olmuyor 🙂

Tam işimizi bitirip bir soluklanalım dediğimiz anda, münasebetsiz bir biçimde 🙂 “yanıma gelir misiin?”, ya da filmin en heyecanlı yerinde “sana bişey söyleyeceğim, çok önemli!” gibi talepleri olur. O çok önemli mesele de genellikle saçım nasıl olmuş, kalemim kırılmış, silgim kopmuş ya da yarın bu çoraplarımı giyebilir miyim… gibi gibi hayat memat meseleleri. 😀 Çocuklar hep münasebetsiz zamanlarda eften püften şeyler mi ister? 🙂

Sanıyorum ki insan ebeveyn olduğunda artık nefes alıp vermekten başka, yaptığı hiç bir şey kendisi için olmuyor. İşe gidip çalışmak, eve gelip yemek hazırlamak, ödevlere yardım etmek, çocuğuna iyi bir alt yapı ve gelecek oluşturmak için tüm çabamız. Ama yine de bu durumdan şikayeçi miyiz?

Asla!

Sadece zaman zaman mola hakkımız olsun mesela 🙂 Kendimize ayırdığımız keyifli vakitlerimiz kesintisiz sürsün. “kendinize kocaman bir aferin diyin” http://www.idilob.com/kendimize-kocaman-bir-aferin-diyelim/yazımda da anlattığım gibi buna en çok da onlar için ihtiyacımız var çünkü.

Unutmayalım ki biz iyiysek iyi, mutluysak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. 😉

O yüzden pozitif düşünmekten ve kendimize -gerçek anlamda- vakit ayırmaktan hiç vazgeçmeyel…

…..

Geliyoruuuuuummmm!!!!! Iıhhhhh L

…..

idilob

Çocuklu Tatil

Çocuklu Tatil

Sizce çocuklarla çıkılan tatil bir dinlenme mi yoksa iki katı yorgunluk mu? 🙂

Çocuklarla vakit geçirmek harika. Fakat enerji seviyelerimiz bir değil ki!!! Biz de pil biterken onlar hala full battery. Eeee çocuk istiyor. Havuza girmek istiyor, parka gitmek istiyor, dans etmek istiyor, denizde yüzmek istiyor, deniz yatağı ile saatlerce oynamak istiyor. İstiyor da istiyor. Seyrederken bile insanı yoruyor.

Bir de benim en sinir olduğum, en münasebetsiz zamanlarda gelen tuvalet!!! Tam güneşlenecek bir yer bulursun, yağlarını sürünürsün, şezlonguna yerleşirsin; “Annneeeeee, çişim geldi!!!” Hatta iki çocuğu olanları seyrediyorum da onların durumu daha vahim. Birini getiriyor, birini götürüyor. Sürekli bir trafik var. Ben Nehir’e öğretmiştim; “Çiş geldi mi babaya söyleyeceksin, annecim.” Peki işe yaradı mı? Hayır ama olsun 🙂 şansımı denedim.
Okumaya devam et “Çocuklu Tatil”

Pazar Günü Deli Tavuğa Dönen Çalışan Anneler!

Pazar Günü Deli Tavuğa Dönen Çalışan Anneler!

Çalışan anneler için Pazar günü sizce ne anlama geliyor? Bence çalışan annemizin deli tavuk hali denebilir 🙂 Neden mi? Gelin anlatayım….

Kendiniz için ayırabileceğiniz  sadece bir gününüz vardır. “İzin gününüz” Genel de Pazar olur.  Ancak bu izin gününüzde öyle yan gelip, yatmak yok. Yapılması gereken iş listesi var.

Ev işleri (çamaşırlar yıkanacak, tozlar alınacak, değişecek nevresimler…), ev için alış veriş (migros, pazar vs….), kişisel bakım, ilgi bekleyen çocuğunuz, bir kahve içmek istediğiniz arkadaşlarınız, seyretmek istediğiniz film, çocuğunuz, eşiniz ve kendiniz için alışveriş, akraba ziyaretleri, çocuğun kursları…… liste bu kadarla bitmez daha  uzaaaaarrr gideeerrr..

Sonuç mu? Çalışan annemiz deli tavuk gibi nereden başlayacağını, ne yapacağını bilmeden bir oraya bir buraya koşturmuştur. Hepsi yarım, yamalak yapılmış işler ve her günkünden daha yorgun bir anne 🙂  Kendinizi Pazartesi olsa da bir işe gitsem hiç olmazsa önüme bir çay, kahve getiren olsa diye hayıflanırken bulabilir siniz 🙂  Hele bir de yanınızda size destek olacak bir kocanız ve anneniz yoksa yandınız….

İyi ki Pazartesi oldu da işe geldik! Yaşasın Pazartesi…

Sevgiler

idilob