Yazar Çocuk – Gerçek Sihir

Alooooooooo Alooooooooooooooooooooooo!!!!!!

YAZAR ÇOCUK BAŞLIYOR…. İLK MASAL BERİL ÜÇGÜN’DEN

Ben bayıldım bakalım siz nasıl bulacaksınız. Kendisi 11 yaşında.

Gerçek Sihir

Merhaba ben Aslı. Yazı yazmayı ve bana yazı yazmayı sevdirdiği için Türkçe öğretmenim Hatice öğretmenimi çok seviyorum.
Ben 10 yaşındayım.Sabırla beklediğim doğumgünüm sonunda geldi ve 11 yaşına bastım.Artık sorumluluk alabilecek kadar büyüdüğüm için ailem bana doğumgünü hediyesi olarak dünyalar tatlısı bir kedi aldı. Kedimin adını Köpük koydum. Çünkü bembeyaz ve çok küçüktü. En yakın arkadaşım Selin ise bana yazı yazmayı çok sevdiğim için çok güzel bir kalem aldı. Ertesi sabah yeni kalemimle bir masal yazmak istedim ve başladım yazmaya. Yazdıkça aklıma yeni şeyler geliyordu. Saate baktığımda öğlen üçtü. Sonra sanırım uyuyakaldım ama bir terslik vardı. Uyandığımda saat hiç değişmemişti ve ailem evde değildi. Aslında korkmuştum ama dışarı çıktım, her yerde gökkuşakları vardı. Bulutlar pespembeydi ve dışardaki herkes mutlu ve çok iyiydi. Aynı masalımdaki gibiydi herşey. Aklıma o an Köpük geldi. Eve koşarak döndüm ama ev yerinde değildi. Kafamı kaldırıp bir baktım ev havada balonlarla uçuyordu. Çok endişelendim çünkü Köpük yoktu. Yere oturup ağlamaya başladım ki bir de baktım Köpük yanıma gelip yüzümü yalamaya başladı. Köpük yanımda, kalemim masada, ben de yatağım da uykulu bir vaziyette duruyordum. Endişe içinde Köpüğü ararken bir anda onu yanımda bulmak beni çok mutlu etti.
Ben de kalemim sihirli sanmıştım ama hayal gücüm sihirliymiş. Tatlı bir tebessümle minik Köpük’e sıkıca sarılıp sevgiyle içimden ;umarım bu sihir ve Köpük beni hiç bırakmaz diye dilekte bulundum….

Beril Üçgün

Çocuklarımızın Yazdığı Masallar Artık Blogumuzda Okuyucuları ile Buluşacak!!!! Yazar Çocuk Projesi Başlıyor…

Merhaba,

Biliyorsunuz blogumuzda, içinde kötülük, cadı, canavar, ölüm, savaş,büyü vs. barındırmayan masalları paylaştığımız bir bölüm var. Çocuklarımızı korkutmadan anlatabilecek masal bulamamak neredeyse tüm annelerin ortak sorunu haline geldi. Yani şöyle bir düşünsenize, Pamuk Prensesde kötü kalpli üvey anne Pamuk Prensesi öldürüp, kalbini sökmeye kalkıyor, Cinderella’da üvey anne dehşeti, Rapunzel kuleye kapatılmış, hapis, Güzel ve Çirkin büyüyle canavara dönüşmüş bir insan. Amaaaaaan hiçbirinin elle tutulacak yeri yok. Çocuğuna anlattığına bin pişman oluyorsun. Anneee, niye o kadın Pamuk Prensese öyle yapmış. Yazık değil mi? Ehh anlat bakalım niye öyle yapmış, anlatabilirsen…

Şimdiiiii… Bu girişi neden yaptım biliyor musunuz çünkü bloguma yazdıkları ile yeni bir enerji getiren Sevgili Nur Üçgün’ün kendisi gibi yazı yazmayı çok seven, hayal gücü çok kuvvetli 12 yaşında Beril isimli dünyalar güzeli bir kızı var. Aynı zamanda benim gibi YAY burcu 🙂 Gezentiyiz yani biz biraz. Beril’in çok güzel hikayeler yazdığını biliyordum ve blogda yayınlamak için bir hikaye yazmasını istedim. Yazmaya başladı sanırım bir, iki güne kadar yayınlarım. Bu bana bir fikir verdi. Eğer sizin çocuğunuzun da böyle bir yeteneği varsa lütfen yazdığı masalları, hikayeleri benimle paylaşır mısınız. Böylece, her hafta bir çocuğumuzun yazdığı hikaye okurlarla buluşur. (Belki ileride tüm bu hikayeleri birleştirir bir de Andersen’den masallar tarzı, “İdilob’dan Masallar” kitabı haline getiririz.) Neden olmasın???

Veeee bir de şöyle bir hediyem var. En çok beğeni alan hikayeyi yazan çocuğumuza Faber Castel’den harika bir kalem seti hediye edeceğim ki belki bir gün Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling kadar ünlü olur. Evet kampanyamızın ismi
“YAZAR ÇOCUK”. Ben bir yaş grubu koymuyorum çünkü okuyucuların çocukları kendi yaş grubu içerisinde değerlendirerek, beğeni yapacaklarını düşünüyorum.

Çocuklarınızın hatta sizlerin yazdığı masalları bana ulaştırabileceğiniz mail adresi :

id_mu02@hotmail.com.

Hadi bakalım küçük yazarlar, bizleri şaşırtacak eserlerinizi bekliyoruz. Bu kez çocuklar yazıyor, büyükler okuyor.

Sevgiler,

idilob

Çocuğumuza Kitap Okuma Alışkanlığı Kazandırmak

İyi bir anne miyim? değil miyim? tartışılır ama ben çocuğuna kitap okuma alışkanlığı kazandırmış bir anneyim. Bu konuda gerçekten mütevazilik yapamayacağım. Kızım neredeyse doğduğundan beri ona masal anlattım, masal okudum, kitap okudum ama her akşam okudum. Bir de klasik müzik dinlettim. Simdi bu yaptıklarımın meyvelerini toplama zamanı geldi. Nehir piyano çalıyor, cıstak cıstak müzikten ziyade klasik müzik seviyor. Uyumadan önce muhakkak kitap okuyor. Belkide Nehir’in daha bu yaşta sahip olduğu kütüphane pek çok yetişkinde yoktur. Daha sonra Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Mustafa Şahin’in bu yazısını gördüm ve hoşuma gitti. Umarım siz de beğenirsiniz…

çocuklar kitap okumayı sevsin
kitap aşkına, kitap sevgisi

Önceden çok okumayan bir toplumduk, şimdi neredeyse hiç okumayan bir toplum olduk çıktık. Kitapların yerini internet, telefon, televizyon… aldı artık. Okumanın zevkinden mahrum, teknoloji bağımlısı bir nesil yetişiyor. Çoğu anne-baba da bilerek veya bilmeyerek buna katkıda bulunuyor ve hatta destekliyor. Günümüzün çoğunu televizyon başında ya da internette geçiriyoruz. İçinde kültürümüzü, medeniyetimizi, kendimizi ve hayatın ta kendisini bulacağımız kitaplardan çok çok uzağız. Kitap deyince çoğumuzun aklına gelen sadece “test kitapları” oluyor!
Okumaya devam et “Çocuğumuza Kitap Okuma Alışkanlığı Kazandırmak”

Masallar – Neşe Doktoru

Eğitici, öğretici, sevgi ve mutluluk dolu masallar serimize devam ediyoruz. İşte hafta sonu çocuğunuza anlatabileceğiniz harika bir masal daha buldum sizler için.

Sevgiler

idilob

Neşe Doktoru

   Şehrin birinde akıllı, çalışkan bir Bey varmış. Bu Bey ileri görüşlü, yenilikler yapmayı seven biriymiş. Her sabah kalktığında bugün, dünden farklı, iyi bir şey yapabilir miyim diye düşünürmüş.

Okumaya devam et “Masallar – Neşe Doktoru”

Kıvırcık Saçlı Kız ve İyilik Masalı

Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde
Develer top oynarken
Eski hamam içinde
Horozlar tellal iken
Pireler hamal iken
Ben anamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken
Anam düştü beşikten
Babam düştü eşikten
Biri kaptı maşayı
Dolandım dört köşeyi

Ülkenin birinde bir köy varmış. Köyün çıkışında yıkılmak üzere olan çok eski bir ev varmış. Evde küçük bir kız çocuğu ile ihtiyar annesi yaşamaktaymış. Küçük kızın simsiyah, upuzun, kıpkıvırcık belini döven saçları varmış. Yaşadığı köyde herkes ona kıvırcık saçlı kız diyormuş. Kıvırcık saçlı kız akranlarıyla oynayacağı yerde, sabahları güneş doğmadan annesiyle birlikte uyanır kuru iki lokma ekmek ısırır ve ana kız yemyeşil ağaçlarla kaplı ormana gitmek için uzunca bir yolu yürümeye başlarlarmış.

Kıvırcık saçlı kız, ormana gittiğinde çok mutlu olurmuş. Annesi odun toplarken o, kuşların cıvıltılarını dinler, renk renk çiçeklerin her birinin kokusunu derince içine çekermiş. Böcekleri kovalayıp, çiçeklerle dertleşen kıvırcık saçlı kız, akşam olduğunda sırtına birkaç parça odun yükler yola koyulurmuş.

Babasını küçük yaşta kaybeden kıvırcık saçlı kız, annesine çok düşkünmüş. Gece oldu mu duvardaki gaz lambasını söndürüp annesinin yanına sokuluverir orda uyuyakalırmış. Yeni bir gün daha güneşin ışıltısıyla aydınlanıvermiş.
Okumaya devam et “Kıvırcık Saçlı Kız ve İyilik Masalı”