Kitap Önerisi – Selina’nın Yaz Tatili Macerası

Kitap Önerisi – Selina’nın Yaz Tatili Macerası

Ve Selina’nın Maceraları Tüm Hızıyla Devam Ediyor;

Selina’nın Okul Macerası’nın ardından Selina’nın Yaz Tatili Macerası da kitap raflarındaki yerini aldı. Bir annenin dünya klasiklerinde yer alan büyücülere, canavarlara ve kötü kalpli üvey annelere inat kendi masalını yazma girişimiyle başlayan Selina’nın Maceraları, ikinci kitabıyla yoluna devam ediyor. Çocuklar, anneler ve öğretmenler tarafından çok sevilen Selina bu gidişle Ayşegül serisinin en önemli rakibi olacak gibi görünüyor.

Selina’nın Maceralarının en önemli özelliği; içerisinde kötülük barındırmaması. Sevgiyle, iyi niyetle yaratılmış, doğru ve güzel mesajlar veren bir kitap olması. İçerisinde subliminal mesajlar, erotik objeler vs. yok. Kitap tamamen bir annenin kendi tecrübelerinden ve kızından esinlenerek yaratılmış, eğitici ve eğlenceli bir kitap.

Ayrıca kahramanımız Selina bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen yine kendi hem cinsi büyücü, cadı veya kötü kalpli üvey kardeş veya anne eziyeti gören bir prenses de değil. Tam da yaşının gerektirdiği hayatı yaşayan bir kız çocuk.

Selina’nın Maceraları 6-10 yaş grubu için uygun bir kitap olmakla birlikte hikayeler öyle güzel resimlendirilmiş ki…  3 yaşından itibaren tüm çocukların ilgisini çekiyor ve sıkılmadan zevkle hem dinliyor hem de resimlerine bakarak kendi hikayelerini yazıyorlar.

Ayrıca serinin bir başka özelliği de  Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilen kitaplar listesinde yer alması.

Selina’nın Okul Macerası ve Selina’nın Yaz Tatili Macerası tüm online kitapçılarda ve kitap dükkanlarında sizleri bekliyor.

Haaa unutmadan  haftasonuna özel www.dr.com.tr de kargo bedava fırsatını kaçırmayın derim….

İnternet Anneleri

INTERNET ANNELERİ

Sosyal medya yani sanal dünya hayatımıza girdiğinden beri her birimize bir mükemmellik geldi 🙂 En güzel fotoğrafları biz çekiyoruz, en güzel yerlerde yer bildirimlerini yapıyoruz, herkese ve her şeye duyarlıyız ve bu konuda sürekli duruma uygun postlar paylaşıyoruz. Bloggerlar en iyi modacı, en modern tasarımcı, en iyi anne… yani anlayacağınız her şeyi biliyor ve her konuda mükemmel olabiliyoruz.

Peki gerçekten de durum böyle mi? Yani bir konu hakkında görüş bildirmek için o konunun feriştahı olmak gerekir mi? En iyi anne benim, en güzel yemeği ben yaparım, sizinki de tatil mi canım, siz bir de benim seyahat hikayelerime bir göz atın da gözünüz tatil görsün! 🙂 Ben bunların doğruluğuna inanmıyorum, i na na mı yo rum!

Yani, tabi ki insanlar iyi oldukları konularda başkalarını da aydınlatmak, yol göstermek istiyorlar. Bunu çok başarılı şekillerde yapanlar da var. Benim dediğim herkesin böyle bir kalıptan çıkmış gibi olması gerekmediği. Neticede insanız ve eksikliklerimiz, yetersizliklerimiz, hatalarımız elbette var.

Kendi adıma konuşacak olursam; ben bloğumu açarken mottosunu neşeli aile bloğu olarak baştan belirlemiştim zaten. Bizim evin hallerinden, ergenliklerden, modadan, yemekten, müzikten… kısacası canımın istediği, yazmak istediğim, paylaşmak istediğim her konuda bir iki satır karalıyorum nacizane 🙂 Fikirlerimi, düşüncelerimi, bildiklerimi ya da öğrenmek istediklerimi siz canım takipçilerim ile paylaşmak bana huzur veriyor çünkü. Ve hiç bir zaman da mükemmel olma iddiasında bulunmuyorum. Kendi annem bile bana “sen yemek tarifi veriyorsun ama yemekleri ben yapıyorum, nasıl olacak?” diye sormaya başladığında farkettim bu durumu ve sizlerle de dertleşmek istedim ki bu konu hakkında görüşlerimi bilin, yarın öbür gün bana “evinde yemek yapmıyorsan, yemek tarifi de verme” diye gelmeyin diye. Hahahah 🙂

Şaka bir tarafa dediğim gibi, insanlarla bir şeyler paylaşmak için, onlara sesinizi duyurmak içn mükemmel olmak gerekmiyor. Hele de elimizin altında internet gibi eşsiz, derya deniz bir imkan varken… Ben istedim ve yaptım. Her gün bir kişi bile okusa yazdıklarımı, bu beni mutlu etmeye yetiyor da artıyor bile.. O yüzden hiç bir kalıba girmiyorum, samimiyet her şeyimizdir neticede 🙂

Sevgilerimle 🙂

idilob

Selina’nın Yaz Tatili Macerası İçin Geri Sayım Başladı!

Selina’nın Yaz Tatili Macerası İçin Geri Sayım Başladı!

Çok heyecanlıyım.Bir an önce kavuşmak istiyorum. Benim hayat dersim de sabır  üzerine herhalde 🙂

Artık son günler. Kitabın matbaadan çıkıp, elime ulaşmasına çok az kaldı. Yine içimde bir heyecan, karnımda uçuşan kelebekler. Bir yandan çocuklar beğenecek mi diye düşünüyorum, bir yandan çok mutluyum, gururluyum… Nasıl çocuğunuz doğduğunda aynı anda bir sürü duyguyu yaşarsınız, işte aynen öyle. Sevinç, sorumluluk hissi, heyecan, aşk, mutluluk… say, say bitmez..

Bir şey yarattım. Kızım benimle gurur duysun istedim. Bir gün ben bu dünyadan gidersem bile arkamdan yaşamaya devam edecek,  çocuklar için bir şey bırakmak istedim. Son dönemde çocuklar o kadar çok istismara uğruyordu ki onlar için iyi bir şeyler yapan insanlar da olduğunu bilsinler istedim. Elimden geldiğince kitabı ücretsiz olarak çocuklara ulaştırdım.

Diğer taraftan belki henüz çok satanlar listesinde olmayabilirim. Belki bir Şermin Çarkacı, İpek Ongun değilim ama ben de geliyoruuummmmm….. Çünkü çocuklar için sevgiyle, aşkla, iyi niyetle ve pozitif düşüncelerle yaratıldı. Umarım elden ele dolaşsın, tüm çocuklara ulaşsın!!! Maceraya devam.

Sevgiler

idilob

 

Anneler de Mola İstiyor

Anneler de Mola İstiyor

Hayatımızın odak noktasına koyduğumuz çocuklarımız!

Elbette ki tüm ilgimizi, şefkatimizi, zamanımızı hakediyorlar. Ancak farkettim ki ebeveyn olunduğunda kendine ait zamanı kesintisiz değerlendirebilmek bir hayli zor. Hatta imkansıza yakın gibi.

Doğdukları andan itibaren her ihtiyaç duyduklarında bizi yanlarında bulduklarından, biraz büyüyüp kendi kendilerini idare edebilir hale geldiklerinde bile bu durumdan fazlasıyla yararlanıyor çocuklar. Çünkü en başından beri onların en küçük problemini çözmekle kendimizi yükümlü hissedip onları da bu şekilde yetiştiriyoruz.

Bu yanlış mı?

Belki de değil.

Psikolojik gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için her çocuk anne – baba güvenine ihtiyaç duyuyor. Dilerim ki hiç bir çocuk da bundan mahrum kalmasın. Ancak benim takıldığım konu bu durumun suistimal edilme ihtimali.

Eminim ki hemen hemen hepimizin başına geliyordur. “Anneeee! Geeeellll!” kelimeleri hayatımızdan hiç eksik olmuyor 🙂

Tam işimizi bitirip bir soluklanalım dediğimiz anda, münasebetsiz bir biçimde 🙂 “yanıma gelir misiin?”, ya da filmin en heyecanlı yerinde “sana bişey söyleyeceğim, çok önemli!” gibi talepleri olur. O çok önemli mesele de genellikle saçım nasıl olmuş, kalemim kırılmış, silgim kopmuş ya da yarın bu çoraplarımı giyebilir miyim… gibi gibi hayat memat meseleleri. 😀 Çocuklar hep münasebetsiz zamanlarda eften püften şeyler mi ister? 🙂

Sanıyorum ki insan ebeveyn olduğunda artık nefes alıp vermekten başka, yaptığı hiç bir şey kendisi için olmuyor. İşe gidip çalışmak, eve gelip yemek hazırlamak, ödevlere yardım etmek, çocuğuna iyi bir alt yapı ve gelecek oluşturmak için tüm çabamız. Ama yine de bu durumdan şikayeçi miyiz?

Asla!

Sadece zaman zaman mola hakkımız olsun mesela 🙂 Kendimize ayırdığımız keyifli vakitlerimiz kesintisiz sürsün. “kendinize kocaman bir aferin diyin” http://www.idilob.com/kendimize-kocaman-bir-aferin-diyelim/yazımda da anlattığım gibi buna en çok da onlar için ihtiyacımız var çünkü.

Unutmayalım ki biz iyiysek iyi, mutluysak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. 😉

O yüzden pozitif düşünmekten ve kendimize -gerçek anlamda- vakit ayırmaktan hiç vazgeçmeyel…

…..

Geliyoruuuuuummmm!!!!! Iıhhhhh L

…..

idilob

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Teknoloji ışık hızıyla ilerliyor. Hatta öyle ki; takip etmekte zorlanıyoruz. Ama diğer yandan da en son çıkan telefon, tablet hangisiyse koştura koştura almaya gidiyoruz. Üstelik sadece kendimize değil, çocuğumuza da en güzelinden bir tane. Eee alacağız tabi , ne de olsa bir tanecik çocuğumuz var, paraya kıyıp en güzelinden en kalitelisinden alacağız.

Alalım tabi ki iyi güzel de; bunları yaparken çocuğumuzun ruhunu doyurmaya, hayal gücünü geliştirmeye yarayan kitapları arka plana atmayalım. Çocuklarımız en büyük hazinemiz değil mi? Onlara kitapları sevdirmemiz, okuma alışkanlığı edinmesine yardımcı olmamız gerekmez mi? Elbette ebeveyn olarak bu bizim en önemli görevlerimizden birisi. Bunun içinde öncelikle çocuklarımıza  kitap almalıyız!!! Ne yazık ki  toplumumuz şöyle bir anlayışa sahp; kitap almayı gereksiz buluyor ve kitaba verilen paranın da boşa giden bir para olduğunu düşünüyor. Her şey internette var nasılsa, kitaba ne gerek var ki?

Birileri hediye ederse o zaman iş başka. Ama kendimiz almaya gelince nedense zor geliyor. Hatta imza gününe gidip, kitabın ücretli olduğunu öğrenince ortadan kaybolan insanlar biliyorum 🙂 🙁 Traji komik değil mi? Kendi başıma geldi de oradan biliyorum. Hatta daha da acı bir şey, arkadaşımın açtığı resim sergisine gelen bir grup insan, ikram olarak verilen kurabiyeleri alıp, az ötede piknik yapacak kadar da işi ileri götürebilmiş.

Ben bir uzman, bir eleştirmen değilim. Amacım nasihat vermek de değil, zaten haddime de değil. Sadece ben de bir anne olarak bazı gözlemlerimi yazmak istedim.Çocuklarımıza kitaplar alalım, mutlu, pozitif, eğitici, öğretici kitaplar. Okumaz, dinlemez demeyelim.  Kitaplara dokunsunlar, resimlerine baksınlar bu bile yeter. Daha sonra dinlemeye, zamanı gelince de kendisi okumaya başlayacaktır.

Kitap okumak beyni açar, hantallıktan kurtarır. Bilgi dağarcığımızı ve kelime haznemizi zenginleştirir. Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir. Genel kültürümüzü arttırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar.Hayal gücümüzü geliştirir.

Umarım okuyan bir toplum olabiliriz. Onun, bunun ağzından çıkan kelimelere bakacağımıza kendimiz okuyup, en doğrusunu öğreniriz.

Güzel bir kitap önerisiyle de yazımı bitireyim. İdil Öztürk Başara’nın yani kendimin yazdığı Selina’nın Maceraları serisinin 1. Sayısı Selina’nın Okul Macerası. Eğitici, eğlenceli ve özellikle okula gitmek istemeyen bir çocuğunuz varsa mutlaka edinmelisiniz. Kitap 1. ve 2. sınıfa yönelik. Daha alt yaş grupları da resimlerini çok ama çok seviyor.

Kitap okuyalım! Hem de pek çok kitap!

Sevgiler,

İdilob