Human Design Sistemi

human design ve çocuklarımız

Merhaba,

Hani bazen olayların içindeyken gidişatı çok iyi tahlil edemez, objektif bir göze ihtiyaç duyarsınız ya, bana sorarsanız ” Human Design Sistemi ” de işte tam olarak hayatınızın gidişatı için ihtiyaç duyduğunuz o “objektif göz”. Yaşarken kendi içinizde fark edemediğiniz güçlü ve zayıf yönlerinizi önünüze koyup, kendinizi daha iyi tanımanızı,hangi alanlara yönelirseniz başarı basamaklarını daha rahat, güvenle ve sevgi içinde çıkacağınızı size gösteriyor. Hatta öyle bir gösteriyor ki benim gibi kendinizi hiç aklınızda yokken blogger olarak bulabiliyorsunuz 🙂
Dünya genelinde bu sistem öylesine yaygınlaştı ki bildiğim kadarı ile Amerika’da pek çok büyük şirket, Human Design Sistemi ile çıkarılmış Kişisel Tasarım Tablolarını değerlendirerek işe alım yapıyorlar.

Human Design Sisteminin Türkiye’deki sayılı uygulamacılarından biri olan ve ne şanslıyım ki benim çok yakın dostum olan Aysu Yıldız’ın anlatımı ile öğrenelim bakalım bu “Human Design Sistemi” neymiş ve çocuklarımız için bu sistemden nasıl faydalanabilir, nasıl daha uyumlu ilişkiler kurabilir mişiz?

Umarım bu yazıların devamı gelir ve yazdıkların gelecek olan kitabın ayak sesleri olur Aysucuğum <3 Human Design Sistemi

Human Design (insan tasarımı) sistemi, Astroloji, kabala, I-ching ve Chakra Sistemi gibi öğretilerin izlerini de taşıyan ama bütününde kendine özgü bilgileri içeren, dönüşümsel bir sistemdir.

Bu sisteme göre her insan kendine özel bir tasarımla doğar ve tasarımımıza dair bilgileri içeren yaşam tablomuz bize ne tür enerjilere sürekli olarak sahip olduğumuzu ve hangi enerjileri çevremizdeki dünyadan aldığımızı gösterir.

Human Design sistemi bizim genetik ve spritüel mührümüz gibidir. Doğum anımız evrene enerjisel bir damga vurur. Haritamız tam doğum anında gezegenlerin konumuna göre ve heksagramların, çakraların ve yaşam ağacımızın etkileri ile oluşur. Ve aynı zamanda doğumumuzdan yaklaşık üç ay öncesi de bilincimizin oluştuğu anı (Human Design sistemine göre) da belirleyerek özümüzdeki insanı keşfetmemizi sağlar.

Gerek ailemiz, gerekse toplum, kurallar, eğitim sistemi nedeniyle zamanla unuttuğumuz özümüzü, doğalımızı hatırlamamız ve yaşamamız; bizim için hayatta mutlu olmamız ve yönümüzü bulmamız açısından önemlidir. Çünkü hayat yolunda ilerlerken birçoğumuz toplumun ‘’doğru’’ ve ‘’başarılı’’ tanımına uyma ve onu benimseme mücadelemiz ile kendimiz olarak algıladığımız benlik ile gerçek benliğimiz arasında kopukluk hissederiz. Bu hepimiz için oldukça acı verici olur.

Human Design bize sevinçli, amaçlı ve bilerek yaşamak, çevremizde ne olursa olsun gelişebilecek kuvveti ve bolluğu bulmak için gerekli bilgiyi verir. Enerjileri doğru biçimde kullanmayı öğreten bir sistemdir.

Benim Human Design ile tanışmam bundan yaklaşık beş yıl öncesinde oldu. Önce kendi tasarımımı keşfetmem sonrasında da kızımı anlama, tanıma ve bireysel farklılıklarını kabul etme sürecimde bana yol gösteren önemli bir araçtı Human Design. Çalıştığım yüze yakın çocuk ve ebeveyn için de durum benzerdi.

Tanıdığım ve yoluna eşlik ettiğim meslek seçme aşamasında olan gençlerden, ya da daha yaşını doldurmamış olan bebeklerden ve bu konuda tasarımlarını anlayarak ve tasarımındaki anahtarları kullanarak dönüşen anneler ve çocuklarından ve onlarca güzel hikayeden sonra bu konudaki inancım şöyle ki, özellikle çocuklarımızın tasarımlarını tanımak, tüm koşullandırmalardan ve yönlendirmelerden bağımsız kendileri olmalarına izin vererek yetiştirmek ve özlerini tanımaları, sevmeleri ve potansiyellerini hayat deneyimlerine yansıtmalarına olanak tanımak gerçekten önemli.

Çocuklarımızın Human Design tasarımlarını anlamak, bize ebeveyn olarak onların doğalarına uygun seçimler konusunda destek olmak ve zaman zaman onların adına yaptığımız seçimlerde doğru karar vermek için ışık tutan bilge bir sistem.

Benim annelik yolculuğumda, kızım için seçeceğim okullarda, onu yönlendireceğim aktivitelerde, onun güçlü yanlarını görmemde, onun kendi seçimlerini yaparken kullanacağı otoritesini fark etmemde, onun enerjisel ritmini, duygusal dalgalarını, korkularını ve korkularına yaklaşımını, iletişim şeklini anlamamda en büyük yardımcım oldu, yaşam tablosu dinamikleri…

Ebeveynler olarak esas görevimizin çocuklarımıza yol göstererek yön çizmeye çalışarak, ne yapıp yapmayacaklarını söyleyerek değil, onlara yollarında güvenle eşlik ederek, kendi yollarını bulmalarına aynalık ederek, kendilerini toplumun, diğerlerinin yargılarına, kalıplarına, sınırlamalarına göre bazı kalıplarla ifade etmek yerine oldukları gibi kabul etmelerini, sevmelerini, gerçekleştirmeleri konusunda cesaretlendirerek rehberlik etmek olduğunu düşünüyorum.

Biliyorum ki bu çağda dünyaya gelen ve bizi ebeveyn olarak seçen çocuklar çok özel, çok bilge.. Onları aynılaştırmak yerine tüm renklerini yaşamalarına izin vermeliyiz. Kendilerini sevmeleri, ışıklarının parlamasına cesaretle izin vermeleri, yaratıcılıklarını ifade etmeleri ancak böyle mümkün olabilir.

Kendisini kabul eden, gücünün farkında olan, önce kendisini severek bu sevgiyi paylaşan, neşesini unutmayan, mutluluğun ve tam hissetmenin ‘’yap’’ maktan ‘’ol’’ maya doğru giderek arttığını bilen çocuklar ile dünya çok daha farklı bir yer olacak…

Aysu YILDIZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.