Dil Bozukluğu Nedir?

Dil Bozukluğu Nedir?

Uzun bir aradan sonra gelelim Batu’ya…

Dil bozuklukları okul öncesi dönemde çocukların hem konuşulan dili anlama hem de kendisini ifade etme boyutunda yaşanan zorlukları kapsamaktadır. Bu dönemde çocuklar, alıcı dil becerilerinden; jest ve mimikleri anlamakta, yönergeleri takip etmekte, sorulan soruları anlayıp uygun cevap veya tepki geliştirmekte, nesneleri ayırt etmek ve tanımakta ve ayrıca sıra alma becerilerinde de sorun yaşayabilirler.

Alıcı dile ilişkin sorunların yanı sıra, çocuklar ifade edici dil boyutunda; soru sorma, jest ve mimikleri kullanma, kuralına uygun cümle kurma, şarkıları öğrenme ve söyleme, adıllar, sıfatlar, yapım ve çekim eklerini kullanma, iletişimi başlatmak ve yürütme vb. dil ve konuşma gelişimiyle ilgili alanlarda sıkıntı yaşayabilirler. Aslında Batu örneğinde de gördüğümüz gibi dil bozukluğu olan çocuklar genellikle hem alıcı dil hem de ifade edici dil boyutunda yaşıtlarından geri kalabilmektedir. Bunların yanı sıra dil bozukluğuna artikülasyon bozukluğu da eşlik edebilir. Başka bir deyişle alıcı ve ifade edici dil becerilerinde farklı düzeylerde sorun yaşansa da bu iki alanı birbirinden tamamen ayrı olarak düşünmek mümkün değildir.

Erken okur-yazarlık becerileri de yine etkilenebilen alanlar arasındadır. Çocuk eline aldığı kitabı nasıl tutacağını bilemeyebilir, ters tutabilir, sayfaları çeviremeyebilir. Gösterdiğiniz renkli bir kitap ve içeriği ilgisini çekmeyebilir veya çekse bile uygun bir şekilde size dönüt veremeyebilir. Hikayeleri giriş, gelişme ve sonuç gibi bir sırayla anlatmakta, yarım bırakılmış öykülerin sonlarına ilişkin tahminlerde bulunmakta, okunan öykü içinden sorulan sorulara cevap vermekte, sayıları ve sesleri adlandırmakta ve öğrenmekte sorun yaşanabilir.

Çocuğunuzun dil ve konuşma beceriyle ilgili sorun olduğunu düşünüp dil ve konuşma terapistine başvurduğunuzda, terapist çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre alıcı ve ifade edici dil becerilerini değerlendirdikten sonra, aileden çocuğun gelişimi ile ilgili detaylı bilgi alır. Örneğin; çocuğun oyuncakları kullanıp kullanmadığı, eğer kullanıyorsa kullanış şekli, hayali oyun oynayıp oynamadığı, oyuncaklarını konuşturup konuşturmadığı, kategorik kavramlara ilişkin bilgisi, günlük rutinlere evde veya okulda ne derece uyup uyamadığı, cümle tekrarı yapıp yapamadığı, annenin ve çocuğun hamilelikten bu zamana kadar olan sağlık öyküsü, ailede başka birinde herhangi bir konuşma bozukluğu olup olmadığı, doğum kilosu, yürüme yaşı, ilk konuşma yaşı, sıklıkla geçirdiği bir hastalığı olup olmadığı, düzenli ilaç kullanıp kullanmadığı, tanılanmış başka bir sendrom veya işitme kaybı gibi bir durumun olup olmadığı vb. gibi bir çok alanda aileden bilgi toplar.

Dil ve konuşma terapisti formal ve informal değerlendirmeleri tamamladıktan sonra, çocuğun ihtiyacı doğrultusunda çalışma programı oluşturur. Tüm dil ve konuşma bozukluklarında sanılanın aksine haftada bir ya da iki kere dil ve konuşma terapistine gidildiğinde çocuğun tüm sorunları hızlıca kaybolmayabilir. Bu bağlamda terapist aileyi de eğiterek, çocuklarının dil gelişimlerini evde nasıl destekleyeceklerini ve terapiye nasıl katkı sağlayacakları konusunda aileyi bilgilendirir.

Örnekte bahsettiğim Batu, hatırlayacağınız üzere psikolojik destek de almaktaydı. Bu konu oldukça önemli olduğu için bir iki satırda geçmek istemiyorum. Bir sonraki yazım, ‘Dil ve konuşma ile ilgili sorun yaşayan çocukların alması gereken psikolojik veya psikiyatrik destek, neden, ne zaman belki de hiçbir zaman…’

Sevgiler

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

İpek ÖZDEMİR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.