Aylar: Ağustos 2017

BİR BAYRAM YAZISI

BİR BAYRAM YAZISI

Bir gün dönümü yazısıyla tatile girmişti klavyeyle aramızdaki ilişkimiz…Koca bir yaz geçti aradan.Ve yine önemli bir gün olan arefe gününde bu yazıyı yazarken parmaklarımda hafiften bir karıncalanmayla beraber tatlı bir heyecan hissettim. Yazı yazmadan önce tıpkı disleksi hastalarının gözlerinde dolaşan harfler gibi benimde kafamın içinde kelimeler dolanıp duruyor.Neyin arefesi neyin kurbanı diye…

Çocukluğumun bayramlarında arife, benim için bayramlıklarımla uyuduğum,  bayramlar ise harçlık toplayıp kuzenlerimle olduğum mutlu günleri anlatırdı.Sanki o günleri şimdi hayal ettiğimde başka bir dünyada başka zamanlarda yaşanmış anılar gibi geliyor.Hele sizi bu dünyaya getiren anne bağınız artık yoksa, geçmiş zaman iyice silikleşmeye başlıyor zihninizde.Ama her şeye rağmen bunları düşündüğünüzde kalbinizdeki ince sızı hiç geçmiyor…

İnsanoğlu hep yaşadığı an’ı yaşayıp o an içindeki alacağı hazza odaklı yaşıyor.Ben uzunca bir zaman bu illüzyonu kendi yaşamımda yaşadım ve bunun doğru olduğunu savundum.Fakat evlat yetiştirme gibi büyük bir sorumluluk bana bahşedildikten sonra aslında bunun tamamen nefsimin beni kandırması olduğunu ve ruhumun bu şekilde bir arpa boyu ilerleyemeyeceğini anladım.Bakış açımı değiştirince gerçek arefe gerçek bayram nedir farkına vardım.

Bütün bunları anlamama yardımcı olan en önemli duygu sorumluluk bilinci ve sonsuz olana duyulan AŞK oldu…Tabi bir de teslimiyet duygusu var ama bu henüz benim hamlığımdaki bir yüreğin edeceği kelam değil..

Kurban bayramı deyince hep o dönemin bir değeri gibi algılanır.Ben iki ay on gün önce ramazan orucuyla başlayan bir süreç olduğunu çocuklarımı gelecek nesillere şimdiden hazırlarken anladım ..Çocuğuma yemek yedirirken ben aç kaldım, o an yemek yiyemedim nefsimi ve midemi terbiye edebildiğim için de sonrasında yemek bile istemedim.Ramazan oruçları esnasında insanlar en büyük zaafları olan yemek yemeyi kontrol altına alabildikleri için ruhlarında nefisleri susturup, terbiye etmeyi öğreniyorlar.Bununla beraber öfkelenmeyi bırakıp, sükunete nail oluyorlar.Kendileri dışındaki canların da ihtiyaçlarını gözetip, koruyup kollamayı öğreniyorlar.Yaşayarak ve hissederek yavaşça öğrenen insanoğlu nefsinde aşırı olan her şeyi Allah’ın huzurunda kestiğini gösteriyor.Asıl bayram işte o zaman oluyor.Kesilen kurbanlar haşa Allah’a hediye değil, Allah’a tüm bu nefis mertebelerindeki feda ettiğimiz kusurlarımız demek oluyor.Biz kusurlarımızı ancak ve ancak hizmet ederek törpüleyebiliriz. Ruhlarımız aç insanları doyurarak, fakirlere yardım ederek, her yaratılmış canlıya şefkat göstererek ve tüm yaptıklarımızı işe yarama hazzıyla değil yaratıcımıza layık kul olma bilinciyle yaparsak ancak o zaman gerçek anlamda bayramlarımızı yaşayabilir hale gelebiliriz.

Kusurlarımızı bir daha ne kendimize ne de başkalarına yaşatmayacak şekilde kurban ettiğimiz , tüm evrene karşı barış ,sevgi dolu hissettiğimiz ve hissettirdiğimiz bir bayramımız olsun inşallah…

Dualarınızda olmak dileğimle,

Sevgiler

Nur Üçgün

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 BİR BAYRAM YAZISI

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Çocuklarımıza bayrak, vatan ve millet sevgisini öğretmeliyiz.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Sevgili yazar çocuğumuz 12 yaşındaki Beril Üçgün’e, bize umut verdiği, bizleri gururlandırdığı için bir kez daha teşekkürler!

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Annemin odasındaydım yine. Oraya gizlice girmiştim. Orayı çok seviyordum. Evin bütün odalarından farklı bir havası vardı. Bir köşesi klasikler, bir köşesi renkli ansiklopediler, diğer bir köşesi ise okunmayı bekleyen özel kitaplardı.

Annem her zamanki masasında oturmuş, ince camlı yakın gözlüğünü takmış, konsantre olmuş bir şekilde yazı yazıyordu. Her yazıdan sonra etkilenir, duygulanıp, ağlardı. Ama bu sefer farklı bir şey vardı. Bu kez gözleri dolmamıştı. Gerçekten de ağlıyordu. Gözlerinden düşen damlalar, yazdığı harflerle birdi sanki. Beraber hareket ediyorlardı. Sonra annem hızlandı. Adeta parmakları dans ediyordu. Bir yandan da gözünden damlalar düşmeye devam ediyordu.

Sonunda yazmayı bitirmişti. Göz yaşları da dindi. Etraf bir anda sessizleşti. Az önce duyulan hızlı klavye sesinden eser kalmamıştı. Yağmur sonrası sessizliği kaplamıştı odayı adeta. Anneme “ Ne oldu?” diye sorduğumda bana cevap vermedi. Başı yukarı bakıyordu. İlk başta anlamadım. Sonra masanın üzerinde asılı olan, odanın en güzel köşesinde duran al bayrağımızı gördüm. Yanında da canım atam vardı.

Annemin gözleri kıpkırmızıydı. Adeta Atamla konuşmuş, Ona teşekkür etmiş gibiydi. Gözleri uzunca bir süre Atam’da kaldı. Tekrar gözleri doldu. En sonunda bana cevap verdi.

“Kızım; bu ülke size emanet. Ona sahip çıkın. Onu hep yukarıda tutan bayrağımızı da hep gururla taşıyın. Ama en önemlisi hep aynı coşkuyla kutlayın bu özel günü, hep aynı gururla bahsedin 30 Ağustostan. Hep aynı inançla inanın Atamıza. Ve şunu unutma kazanmak tek bir kişiye aittir ama zafer; barışı, eşitliği ve kardeşliği simgeler. Aynı bizim ayrılmaz vatanımız gibi. O yüzden hiçbir zaman kazanmaya uğraşma. Azimle ve gururla çabala. O zaman zaferi elde edebilirsin “ dedi.

Annemin cümlesi bittiğinde ben de kendimi tutamayıp, ağlamaya başladım ve annem gözleriyle bana adeta sımsıkı sarıldı. Hemen odama gidip, en güzel köşesine ben de al bayrağımızı astım. Her seferinde bayrağıma bakıp, Atamı saygıyla anıyorum. İyi ki bize bu güzel ülkeyi hediye etti diye.

 

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!!!

 

Beril ÜÇGÜN

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

estetik, asil, kadın ve erkeğin birlikte yarışabildiği, iki canlının birlikte yaptığı harika bir spor

Binicilik Sporu

Binicilik Sporu

Küçük kahramanımız Nehir‘in en büyük tutkusu at binmek. 5 yaşından beri devam ediyoruz. Biraz yavaş ilerliyoruz çünkü haftada sadece bir gün gidebilme şansımız oluyor ama buna rağmen 2 sene önce Türkiye Binicilik Federasyonu’nun ” PONY BİNİCİLİK LİSANSI” nı aldı. Yani anlayacağınız lisanslı bir sporcu oldu.

Çocuğunuzun paylaşma duygusunu öğrenmesini, doğa ve hayvan sevgisini kazanmasını mı istiyorsunuz? Size harika bir önerim var: Binicilik sporu At binmek, doğru yer ve doğru eğitmenle yapıldığı zaman, çocuğunuz için tahmin ettiğinizden de daha sağlıklı ve eğlenceli bir spor olabilir.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Binicilik Sporu

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.

                                                               kullanim-kolayl-20171708023928482 Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).

kullanim-kolayl-20171708023928482 Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

kullanim-kolayl-20171708023928482 Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kitap Önerisi – Selina’nın Yaz Tatili Macerası

Kitap Önerisi – Selina’nın Yaz Tatili Macerası

Ve Selina’nın Maceraları Tüm Hızıyla Devam Ediyor;

Selina’nın Okul Macerası’nın ardından Selina’nın Yaz Tatili Macerası da kitap raflarındaki yerini aldı. Bir annenin dünya klasiklerinde yer alan büyücülere, canavarlara ve kötü kalpli üvey annelere inat kendi masalını yazma girişimiyle başlayan Selina’nın Maceraları, ikinci kitabıyla yoluna devam ediyor. Çocuklar, anneler ve öğretmenler tarafından çok sevilen Selina bu gidişle Ayşegül serisinin en önemli rakibi olacak gibi görünüyor.

Selina’nın Maceralarının en önemli özelliği; içerisinde kötülük barındırmaması. Sevgiyle, iyi niyetle yaratılmış, doğru ve güzel mesajlar veren bir kitap olması. İçerisinde subliminal mesajlar, erotik objeler vs. yok. Kitap tamamen bir annenin kendi tecrübelerinden ve kızından esinlenerek yaratılmış, eğitici ve eğlenceli bir kitap.

Ayrıca kahramanımız Selina bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen yine kendi hem cinsi büyücü, cadı veya kötü kalpli üvey kardeş veya anne eziyeti gören bir prenses de değil. Tam da yaşının gerektirdiği hayatı yaşayan bir kız çocuk.

Selina’nın Maceraları 6-10 yaş grubu için uygun bir kitap olmakla birlikte hikayeler öyle güzel resimlendirilmiş ki…  3 yaşından itibaren tüm çocukların ilgisini çekiyor ve sıkılmadan zevkle hem dinliyor hem de resimlerine bakarak kendi hikayelerini yazıyorlar.

Ayrıca serinin bir başka özelliği de  Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilen kitaplar listesinde yer alması.

Selina’nın Okul Macerası ve Selina’nın Yaz Tatili Macerası tüm online kitapçılarda ve kitap dükkanlarında sizleri bekliyor.

Haaa unutmadan  haftasonuna özel www.dr.com.tr de kargo bedava fırsatını kaçırmayın derim….

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kitap Önerisi - Selina'nın Yaz Tatili Macerası

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku