Yazar: İdil Öztürk Başara

Yerdeki Yıldızlar ( taare zameen par )

Film Önerisi: Her Çocuk Özeldir – ( Yerdeki Yıldızlar – Taare Zameen Par )

( Yerdeki Yıldızlar – Taare Zameen Par )

 

Taare_Zameen_Par_Like_Stars_on_Earth_poster Film Önerisi: Her Çocuk Özeldir - ( Yerdeki Yıldızlar - Taare Zameen Par )

 

Merhaba,

Bu haftaya size harika bir film  önerisi ile başlamak istedim. Hafta sonları herkes evde toplanmışken,  film izleme keyfi bir başka oluyor. Tabii aslında bu durum seçilecek filme de bağlı…

 

Her Çocuk Özeldir – ( Yerdeki Yıldızlar – Taare Zameen Par )

Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlere ve ailelere önerdiği bir film listesi var. Sanırım liste 20 filmden oluşuyor. Hatta sınıf öğretmeni olan ablamdan biliyorum bu filmleri zaman zaman eğitimlerde öğretmenler de seyrediyor. Nehir ile birlikte seyredebilmek için biz de filmimizi bu listeden seçtik.

Bollywood yıldızı Amir Khaan‘ı tanıyor musunuz bilmem ama filmlerinin çoğu ders niteliğinde. Daha önce 3 Idiot’u izlemiştim. O da hayat amacınızın peşinden koşun, aşkla bağlı olduğunuz işi seçin ve her zaman olumlu düşünün gibi mesajlar veriyordu. Filmi seyredenler hatırlar ” All is well ” 🙂

Şimdi önereceğim filmin yıldızı da Amir Khaan ama bence filmin çocuk oyuncusu da muhteşem. İnanılmaz rol yapıyor. Filmin adı ( Yerdeki YıldızlarTaare Zameen Par ) ve disleksi bir çocuğun hayatla mücadelesini, ailesi ve öğretmenleri tarafından nasıl uçurumun kenarına itildiğini anlatıyor. İlk başlarda olay biraz uzun anlatılmış ama sakın sıkılıp kapatmayın çünkü Amir Khaan’ın filme dahil olmasıyla işler değişiyor ve göz yaşlarınıza hakim olamayacağınız muhteşem bir maceraya dönüşüyor. Film bittiğinde bir süre içinden çıkmak ve gerçek hayata dönmek zaman alıyor.

Biz you tube’dan türkçe dublajlı seyrettik. İzlemek isterseniz vereceğim linke tıklayıp ulaşabilirsiniz ( Yerdeki Yıldızlar – Taare Zameen Par ).

Ayrıca diğer film önerisi yazılarına ulaşmak için; Film Önerisi

Albert Einstein’ın, Thomas Edison’un, Walt Disney’in, Stephan Hawkings’in Mozart’ın,  Picasso’nun ve daha bir çok yaratıcı insanın disleksi olduğunu biliyor muydunuz?

Umarım siz de bizim kadar beğenirsiniz.

 

Sevgiler

idilob

 

Taare_Zameen_Par_Like_Stars_on_Earth_poster Film Önerisi: Her Çocuk Özeldir - ( Yerdeki Yıldızlar - Taare Zameen Par )

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Konumuz anne olunca biz neden “Hayatı kaçırıyormuşuz” gibi bir telaş içine giriyoruz acaba? Hayat kaçmıyor aksine daha bir anlam kazanıyor daha bir değerleniyor.

Arkadaşlarımızla kahve içememekten, eşimizle sinemaya gidememekten, alışverişe çıkamamaktan şikayet edip duruyoruz. Sanki hayatımızda pis bez kokusu, sütlü kusmuktan başka bir şey yokmuş gibi 🙂 Yaaaa sevgili anne hayatında hiç sahip olmadığın bir şeye sahipsin şu anda fark etsene… Aç gözlerini! Karşında koşulsuz sevgi ile bağlı olduğun minicik bir insan var.  Oyuncakları artık bir yana bırak, gerçek bir bebeğin var.

Anneliğin sana kattığı güzelliği ve olgunluğu açığa çıkar. Bırak güzelliğin ışıldasın. Sen artık bir annesin.

Bu dünyada dikili bir ağacın var.  Hayat macerasında geri kaldığını sanarken asıl macera yeni başlıyor ve o minik bedenin her nefesinde  pupa yelken yol alıyor… Asıl keyfini çıkarman gereken, her anını hafızana kayıt etmen gereken günler yeni başladı.

Arkadaşlarınla gecelere akamamaktan  mı şikayetçisin, asıl arkadaşların şu anda o minicik bedenin sıcacık nefesini koyunlarında hissedemedikleri için, o minnacık eli tutamadıkları için suni gece akımından yakınsınlar bence. Şu anda kıymetini anlayamadığın gece birlikteliklerini o kadar özleyeceksin ki ben sana söyleyeyim. Kendine acımayı bırak, anın tadını çıkar.

Hem eskiden bir arkadaşınla kahve içmek, eşinle sinemaya gitmek bu kadar zevkli ve kıymetli miydi… Şimdi o sıradanlıklar bitti yerine her saniyesi değerlendirilen kıymetli zamanlar geldi.

Dostum benden sana tavsiye

-Yakınmayı bırak! Anın tadını çıkar ve keyfini sür…

– Zorlukları aşmanın zafer kazanmanın tadı bambaşka olsun.

-Hayat kaçmıyor. Hayat yeni anlam kazanıyor ve başlıyor. Yepyeni çok keyifli  bir maceraya atıldın yolun açık olsun.

 

Sevgiler

 

idilob.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kocaman bir aferin sana: Kendimize çok mu hoyrat davranıyoruz. Belki de en çok takdiri biz hak ediyoruz. Hadi bakalım! Biraz yavaşla. Kendine sarıl ve kocaman bir AFERİN de. Bravo sana.

KOCAMAN bir aferin sana! :)

Yeni bir haftaya daha başlıyoruz. Bu hafta ilk olarak  kendimize kocaman bir aferin diyoruz! Sebeplerini ise nasılsa bir şekilde bulursunuz 🙂

Her birimiz her gün bir çok farklı parçaya bölünüyoruz. Evimize, işimize, sevdiklerimize, rutin işlerimize.. Hele ki çalışan anneler. İş yerlerimizde patronumuza, toplantılara, müşterilere, dosyalara.. Eve geldiğimizde eşimize, çocuğumuza, uzak ya da yakın diğer aile bireylerine, ev işlerine…

Biliyorsunuz ki bir anne, hiç bir zaman sadece bir anne değildir. Onlar gerektiğinde ilk yardım uzmanı, aşçı, pastacı, doktor, psikolog, moda danışmanı, öğretmen, öğrenci, kısacası ihtiyaç ne ise o olurlar genellikle 🙂

Bir çoğumuz hayatın akışı içinde yuvarlanıp giderken vücudumuz kadar ruhumuzun da bir o kadar yorulduğunu farkedemiyoruz ne yazık ki. Vücut yorgunluğunu atmanın bir çok yolunu bilirken, ruhumuzu dinlendirmeyi genellikle aklımıza bile getirmiyoruz ya da vakit bulamadığımızı düşünüyoruz. Ama asıl önem vermemiz ve beslememiz gereken yönümüzün ruhumuz olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizi ayakta tutan enerji, şüphesiz ki dinlenmiş ve huzurlu bir ruhtan geliyor.

Elbette ki her işimizi bir aferin duymak için yapmıyoruz. Ya da belki de beklediğimiz halde gelmiyor o aferinler. Ee kendimizi motive etmek için vakit de bulamadığımızı söylüyoruz. Peki nasıl olacak bu iş?

 

KOCAMAN bir aferin sana! 🙂

İşte tüm bu sebeplerden dolayı aynaya bakıp kendimize koccamaann bir “aferin” diyelim. Hak ettiğimiz için, kendimiz için, ruh sağlığımız için, vakitimizden çalmadan iyi hissedebilmek için ya da neye ihtiyacınız varsa onu karşılamak için! Bakın görün ne kadar iyi gelecek, enerjimizi ne kadar yükseltecek.

Yazımı okuyan anneler, evlatlar, eşler.. Her kim olursanız olun emin olun ki bu aferini siz de fazlasıyla hak ediyorsunuz! 😉

Aferin sana…..

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 KOCAMAN bir aferin sana! :)

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Kurallar,Sınırlar ve Özgürlük

Dünyaya geldiğimiz ve ilk soluk aldığımız anda annemizin o daracık karnından ellerimizi kollarımızı rahatça hareket ettirebilmenin derin mutluluğunu yaşayarak başlıyoruz hayata. Büyüdükçe küçülen kıyafetlerimiz gibi bize devasa büyük gelen sokaklar gelişip yetişkin bir birey olunca artık içinde kaybolmadığımız mekanlar haline geliyor.  Biz büyürken dünya küçülüyor sanki…

Sonra yıllar geçiyor ve özgürce bir yaşam sürebilmeye bir adım kala tekrar dünya küçülmeye başlıyor. Bu sefer fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak kurallar ve sınırlar zincirine takılıyor insan. Toplumsal baskılar,eğitim hayatı,iş hayatı,evlilik sorumluluğu,çocuk sorumluluğu,gelecek kaygısı,ekonomik sorunlar derken beden olarak özgür ,ruh olarak ise annemizin karnındayken ki hissettiğimiz o müthiş güven duygusunu kaybetmiş yorgun bireyler haline dönüşüyoruz.  Oysa ki biz dünyaya gelirken hiç böyle hissetmemiştik.Son derece korunaklı ve güvenli bir alanda büyüyüp gelmiştik buraya ! Bedenlerimizin büyümesi içimizdeki o sonsuz sevgi ve güven duygusunu alamazdı. Almamalıydı.

Belki de bu kadar olumsuz duygu içimizdeki o gizli Hazine’nin üzerini örtmüştü.Yaşam okulundan almamız gereken dersler aslında hepimiz için aynıydı. Çocukken gözümüzde devleşen sokaklar gibi tüm bu sorun olarak algıladığımız olayları biraz fazla büyüttük.Sınırları ve kuralları fiziksel dünyalarımızda başarılı olmak adına koyarken ruhumuza da dünya hırslarının prangalarını geçirdik.Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamak için var gücümüzle çalıştık. Genişledikçe artan imkanlarla ,daralan ruhlarımızın özgürlüğünü küçük pantolonlu,elbiseli zamanlarımızda aradık.

Şimdi sadece buraya sevgi ve güven içinde geldiğimizi ve son nefesimizde de sevgi ve güven içinde olacağımızı hatırlamak zamanı. İnsanoğlu’nun kuralları da sınırları da başkalarının haklarına ve kendi haklarına sahip çıkmak içindir.Özgür olma hissi ruhumuzun bu dünyadaki tattığı ilk duygudur ve yaşam bize sunulmuş en büyük hediyedir…

Bize düşen en önemli görev ise hakkıyla yaşamak ve yaşatmaktır… Sınırlarınızın,kurallarınızın ruhlarınızı özgür hissettireceği bir yaşam dileğiyle,

 

Nur Üçgün

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

çocuklarımızı temiz tutmaya, temiz beslemeye özen gösterdiğimiz gibi zihinlerini de temiz bilgilerle doldurmalıyız. Eeee hadi o zaman ne duruyorsun? Ben senin için yaptım bile....

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Merhaba,

Bugün sizlere Selina’nın Maceraları nereden çıktı, beni bir kitap yazmaya iten neydi  tekrar anlatmak istedim.

Kızım Nehir  12 yaşında  ve  her gece ona kitap okuyorum. Daha doğrusu ilk 6 yıl ben ona okudum, 6 yaşından beri de  birlikte okuyoruz.  Fakat okuyacak kitap, anlatacak masal bulmakta zorlandığım bir süreç oldu. İnsan anne olduktan sonra her şeye, hayata bakış açısı değişiyor. Çocuğuna uygun olup, olmadığını sorgulamaya başlıyor.  Dünya klasikleri inanılmaz. Hepsi ama istisnasız hepsi hikayesinin içinde kötülük barındırıyor. Her zaman iyi ve kötünün savaşını anlatıyor. Evet çoğu zaman iyi kazanıyor  ama kötülüğü, büyücüyü, cadıyı, canavarı da çocuğun aklına sokuyor. Beni en çok üzense bu masallar çocuklarımıza 3 yaşından itibaren anlatılmaya başlanıyor. Tevekkeli  boşuna psikologlar çocukluğa döndürmüyor insanları. Çocuklarımızın o tertemiz beyinlerine neler yüklüyoruz.

Şimdi bir düşünsenize, Hansel ve Gratel, Pamuk Prenses, Rapunzel, Uyuyan Güzel, Cinderalla… böyleeee uzar gider. Cadıların, büyücülerin ve kötü üvey annelerin yanı sıra beni üzen diğer bir noktada, kötülük yapanların da kadın, mağdur olanın da kadın olmasıydı. Ayrıca kurtarılmak için bir prens beklenmesi de ayrı bir sorundu. Sonra kurbağayı öpmek zorunda kalan Prenses gibi anlamsız konular da bence çocukların taze beyinlerine yüklenmemesi gereken, gereksiz işler.

Ben; çocuklukta bedenlerimizin nasıl sağlıklı ve doğal, iyi beslenmeye ihtiyacı varsa,  zihinlerimizin  de sağlıklı, temiz ve iyi bilgiyle doldurulması gerektiğine inanıyorum.

Bunun üzerine, ” ben de kendi masalımı kendim yazarım” dedim ve  Selina’nın Maceraları’nı  yazmaya başladım. İlham kaynağım kızım oldu. Yaşadığımız otel, buradaki doğa, arkadaşları  vs..  Hatta kahramanımızın ismini Nehir’in sınıfında yaptığımız bir anketle, çocuklar belirledi.

Resimlerini  Aygül Öveç Avcı çiziyor. Harika da bir iş çıkarıyor. Beynimdekileri, hayallerimi neredeyse bire bir canlandırıyor. Selina’da şu anda etrafta dolaşan, ne olduğu belirsiz, eciş bücüş kahramanlara inat, çocuk gibi çocuk, afacan ve sevimli bir karakter oldu. Ayrıca kızımın bir fotoğrafından yola çıkarak çizildi.

Hikayelerde vurgulamak istediğim diğer bir hususta “doğa ve hayvan sevgisi”  . Beton apartmanların içinde, tabletlerin sanal dünyasında hapsolmuş çocuklara, unuttukları doğayı, mahalle arkadaşlığını hatırlatmak istedim. Gittikçe betonlaşan dünyada çocuklarımıza tekrar doğa sevgisini aşılamak amacındayım.

Bu hikayelerin en önemli özelliği, bir çok pedagogdan, öğretmenden ve anneden destek alınarak oluşturulmuş, çok büyük oranda  kendi kızımla yaşadıklarımdan yola çıkılarak yazılmış gerçek bir hayat hikayesi  olması. Daha da önemlisi; içinde hiçbir subliminal mesaj, şiddet, korku, canavar, büyücü vs. içermemesi. Ayrıca seri olacağı için devamı da gelecek. Üçücü maceramız “Ormanımızı Kurtarıyoruz” resimlenmeye başladı. Aaaaa bu arada ilk maceramız olan “Selina’nın Okul Macerası” ingilizceye çevrildi bile…

Macerlar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen kitaplar listesine de alındı.

 Umarım elden ele dolaşsın tüm çocuklara ulaşsın çünkü o sevgiyle, iyi niyetle, pozitif düşüncelerle yazıldı. Devamı da gelecek. Eeeee hadi öyleyse  çocuğunuza, arkadaşınızın çocuğuna, yeğenlerinize, torunlarınıza ve hatta yeni kurulacak okul kütüphanelerine vs. artık hangi kitabı hediye edeceğinizi biliyorsunuz. 🙂

Sevgiler

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Selina'nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku