Kategori: Nur’un Kaleminden

Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Kurallar,Sınırlar ve Özgürlük

Dünyaya geldiğimiz ve ilk soluk aldığımız anda annemizin o daracık karnından ellerimizi kollarımızı rahatça hareket ettirebilmenin derin mutluluğunu yaşayarak başlıyoruz hayata. Büyüdükçe küçülen kıyafetlerimiz gibi bize devasa büyük gelen sokaklar gelişip yetişkin bir birey olunca artık içinde kaybolmadığımız mekanlar haline geliyor.  Biz büyürken dünya küçülüyor sanki…

Sonra yıllar geçiyor ve özgürce bir yaşam sürebilmeye bir adım kala tekrar dünya küçülmeye başlıyor. Bu sefer fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak kurallar ve sınırlar zincirine takılıyor insan. Toplumsal baskılar,eğitim hayatı,iş hayatı,evlilik sorumluluğu,çocuk sorumluluğu,gelecek kaygısı,ekonomik sorunlar derken beden olarak özgür ,ruh olarak ise annemizin karnındayken ki hissettiğimiz o müthiş güven duygusunu kaybetmiş yorgun bireyler haline dönüşüyoruz.  Oysa ki biz dünyaya gelirken hiç böyle hissetmemiştik.Son derece korunaklı ve güvenli bir alanda büyüyüp gelmiştik buraya ! Bedenlerimizin büyümesi içimizdeki o sonsuz sevgi ve güven duygusunu alamazdı. Almamalıydı.

Belki de bu kadar olumsuz duygu içimizdeki o gizli Hazine’nin üzerini örtmüştü.Yaşam okulundan almamız gereken dersler aslında hepimiz için aynıydı. Çocukken gözümüzde devleşen sokaklar gibi tüm bu sorun olarak algıladığımız olayları biraz fazla büyüttük.Sınırları ve kuralları fiziksel dünyalarımızda başarılı olmak adına koyarken ruhumuza da dünya hırslarının prangalarını geçirdik.Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamak için var gücümüzle çalıştık. Genişledikçe artan imkanlarla ,daralan ruhlarımızın özgürlüğünü küçük pantolonlu,elbiseli zamanlarımızda aradık.

Şimdi sadece buraya sevgi ve güven içinde geldiğimizi ve son nefesimizde de sevgi ve güven içinde olacağımızı hatırlamak zamanı. İnsanoğlu’nun kuralları da sınırları da başkalarının haklarına ve kendi haklarına sahip çıkmak içindir.Özgür olma hissi ruhumuzun bu dünyadaki tattığı ilk duygudur ve yaşam bize sunulmuş en büyük hediyedir…

Bize düşen en önemli görev ise hakkıyla yaşamak ve yaşatmaktır… Sınırlarınızın,kurallarınızın ruhlarınızı özgür hissettireceği bir yaşam dileğiyle,

 

Nur Üçgün

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

ülkemiz için de dilemeyi unutmayalım

Bir Cumhuriyet Yazisi

Bir Cumhuriyet Yazisi

Cumhuriyet!… 6 yaşında okula başladığım günden bugüne değin beni hep gururlandıran tek kelime.
İlkokul yıllarımda törenlerde bayrağı taşımak için can atardım.Boyumdan en az iki kat daha uzun olan bayrağı taşıdıktan iki gün sonra her yerim ağrırdı.Ama hiç şikayet etmezdim.Çünkü çok önemli bir görev yapmanın gururu ruhumu adeta okşardı. Cumhuriyetin kurulmasına şahit olmuşum gibi önemli hissederdim yaptığım işi ve tabiki kendimi.
Kutlamalar,törenler,istiklal marşı,destanlarımızı anlatan belgeseller benim hep rüylerimi diken diken eder.Çocukluğumda şiirsi bir dille anlatılan tarihimizi hakkıyla anlayamadığımı ancak şimdi farkedebiliyorum.Şimdilerde ise kazanılan zaferlerin, coşkulu kutlamaların ,aynı bayrağın altında yaşamanın,aidiyet duygusunu tatmin etmenin getirdiği bir sevinç unsuru olarak kutlandığını düşünüyorum.O yıllarda ki dinlediğim savaş hikayeleri sanki masal kitaplarından bir farkı yokmuşcasına bir kulağımdan girip bir kulağımdan çıkmış meğerse.Nedeni ise hep sınavda şu konu çıkar bu konu çıkar kaygısı.Sözleri küçükken yazılı kağıtlarına doğru aktarabildik ama atalarımızın verdiği o dillere destan mücadelesini ruhumuza sindiremedik maalesef. En basiti Atamızın bize ulusumuzun ilelebet özgür yaşaması için neler yapmamız gerektiğini anlatan o müthiş kitap Nutuk’u bazı bölümleri dışında okumadık.Çanakkale savaşı ,sakarya savaşı, başkomutan meydan muharebesi, inönü savaşlarını kana kana öğrenemedik.Kısacası ,dün kü yediğimiz yemeği bile unuttuk.Ama geçmişi bilmeden oturduğumuz yerden siyaset yapmayı unutmadık.Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bildik ama bilmezlikten geldik.Biz okumadan ahkâm kesen ,ayrıştıran, anlamadan bilmeden sadece bayrağını klavyesinin tek tuşuyla fotoğrafına yapıştıran bireyler olduk.Ben kendi adıma bir sonraki bayrama kadar Nutuk’u okuyup anlamaya çalışmak için kendime söz verdim.Anladıklarımı çocuklarıma ve yakınlarıma paylaşarak bayrağımızın o derin manasını daha çok bilmeye niyet ettim.
Biz cennet bir vatanda yaşayan ,tüm dünyanın gözü sırtlan gibi üzerinde olan bir ülkenin evlatlarıyız.Geçmişini bilmeyen toplumların geleceği de olmaz.Devir okumak zamanı…Bilmek,azimle çalışmak ve bu şanlı vatanımızı hakettiği seviyelere getirmek zamanıdır.

Nice coşkuyla ,bilgece kutladığımız Cumhuriyet bayramlarımız olsun…

Sevgiler

Nur Üçgün

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Bir Cumhuriyet Yazisi

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kilitleri Açma Vakti

Kilitleri Açma Vakti 
Bir hazan mevsimi yeniden içime sonbaharın diriltici rüzgarı esti. Taaa çocukluğumdaki havuz problemlerine kadar açtı zihnimi.Aslında tam da şimdi ki ruh halim gibi sanki. Bu an’a kadar okuduğum onca kitaptan akan bilgilerle öğretmenimin tahtaya ,soruyu nasıl çözmek gerektiğini anlatan formülleri yanyana …Bunca yıl bunca saat sanki hiç yaşanmamış gibi.
Ben hep başarılı bir öğrenci sayıldım.Sorumluluk sahibi ve hep gayretli idim.Ama o formülleri baştan aşağı bilmeme rağmen öyle bir an gelirdi ki o soruları çözemezdim.Bilgim işe yaramazdı.Bu durum yıllarca beni çok üzdü ve hep daha çok hırslandırdı.Sonuç ben hâlâ havuz problemlerini çözemem.Bu kadar analitik düşünüp bu kadar geride kalmamın sebebini şimdi yaşadığım an ‘da fark ediyorum. Bilmek ve uygulamak bu hayatın adeta kilidi ve anahtarı gibi.Fakat daha iyi olmak,daha başarılı olup birilerini geçmek,daha çok akıllı sanılmak,daha çok bilgili zannedilmek ve en önemlisi en çok sevilen olmak uğruna kocaman bir yaşam beyhude geçmeye mahkum oluyor.
Ben fark ettim ki yıllardır okuduğum ve öğrendiğim bilgileri tıpkı havuz problemlerindeki gibi uygulamakta sıkıntı çekiyorum.Öğrendiğim bir bilgi yaşam için bir anahtar niteliğinde ve kapı açma gibi bir fayda sağlamasına rağmen ben o anahtarı hep elimde tutuyorum.Elimdeki onca anahtarın ağırlığını hissederek hep daha iyi olmak isterken buluyorum kendimi.
Son zamanlarda elime kitap alınca birkaç sayfadan fazla okuyamaz oldum.Kendime şaştım kaldım.Hani en çok okuyandın dedim kendi kendime ve yüz yüze geldim beni yıllardır havuz problemlerinden mahrum kılan hırsımla.Yıllarca azimle hırsın arasındaki farkı anlayamamış olmak içimdeki onca kitabı yakmak kadar acı verdi.O acıyla içgüdüsel olarak ellerime baktım ve bütün anahtarlar yok olmuştu.
Ruhumdaki o hafiflemeyle bir karar aldım sessizce. Öncelikle okuduğu her değerli bilgiyi kendi içinde anlamaya çalışıp ,yaşayıp, sindirmeye çalışmalı insan. En iyi olmak sadece en iyi şekilde anlamak ve yaşamakla oluyor.Gerisi zaten zaman ve su misali akıp gidiyor. Ve son olarak en iyi öğrenci olma derdiyle havuzun içindeki suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu merak etmek ise şimdiye nasipmiş…
Değerlerinizle en çok sizin mutlu olmanız dileğiyle,
Nur Üçgün

 

 

 

 

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kilitleri Açma Vakti

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Sonbahar

Sonbahar

Yine bir sonbahar geldi.Son Bahar! Söylerken son derece sıradan ama kelimeye dikkatini verince hafif bir veda hissi anlamı içeren gizemli mevsim.Bu mevsimde doğduğum için midir neden çok severim ben sonbaharı.Yaprakların yeşilden kahveye dönüşünü,güneşin alevli sıcaklığından içleri sıcacık ısıtan havadaki o muhteşem döngüyü…Pencere kıyılarını,yağmur damlalarını eve yayılan kahve kokusunu…

Bence yapraklar da benim gibi en çok bu mevsimi seviyor.Bağrında yetiştiği daldan kopup rüzgarın sayesinde o sokak senin bu kaldırım benim geziyorlar..E hakları tabii.O kadar zaman insanoğluna oksijen sağlayıp bu kadarcık keyifle havalara uçmayı çok görmemek lazım o aşktan gevremiş,misyonunu tamamlamış aziz yapraklara…Belki de giderayak bir karıncaya çatı olurlar yağmurda belli mi olur hiç?Ne çok izledim o uğultulu rüzgarlarla halay çeken o yaprakların dansını.Tozu dumana katan coşkuları ilham oldu ruhuma.Karıştık coştuk hep beraber şu üç günlük dünyada..

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Sonbahar

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Güz Güneşi

Güz Güneşi
Yolda amaçsızca yürüyordu Leyla..Yazdan kalma kilolarını eritmek mi yoksa havayı ciğerlerine çekerek ferahlamak için mi çıkmıştı hiç bilemiyordu.Zaten artık önemsemiyordu da…Kırk yaş bir dönüm olmuştu hayatında.Hep otuzlu yaşlar görüntüsünü aynada görme baskısı ruhundan çıkıp gitmişti sanki..Yaprakların yeşil kısmının sonbaharın solgun kahvesine döndüğü gibi değişmişti hayattan beklentileri.Eskiden rimelsiz ve rujsuz kendini eksik ve hasta hissederken şimdilerde sadeliğin ve asaletin zirvesini yaşıyordu.Üstelik bakışları daha anlamlı, daha derinleşmişti hani!
Havada serin bir nemlilik vardı. Ekinokstu bugün.Güneşin fersiz ama daha huzur verici yansıması vardı.En azından o öyle hissediyordu.
Tarkan ‘ın en sevdiği şarkısı kış güneşini hep bu dönemde daha bir anlamlı bulurdu.Kafasının içinde hemen çalmaya başladı şarkı.Azar coşar deli gönül, bu gözler ah neler görür …..Gerçekten de neler görmüştü bu gönül.
Bir mevsimden bir mevsime, bir dönemden bir döneme, kah mutlu ,kah umutlu şimdiyi bulmuştu.Birden nefesine odaklandı, kalbinin biraz daha hızlı attığını fark etti. Eskiyi hatırında canlandırmak kalp atışlarını hızlandırmıştı.
Aslında eski bitmişti ama niyeyse her hatırlama eylemi o an’ı kalbinde sanki şimdi yaşanıyormuş gibi hissettirdi.Tuhafına gitti biraz ama hemen o duygudan kendini uzaklaştırmayı başardı.Çünkü tam yolun kıyısında yıkık dökük bahçe duvarı olan bir ev vardı.Önce dikkatlice bu metruk evi inceledi.Bomboş ve ruhsuzdu. Perdelerin yarısı halkalarından çıkmış yarısı da kırılmış camın arasına sıkışmış şekildeydi. Duvarın kaldırıma bakan kısmında ise kocaman ve duvarın yarısını kaplamış yasemin dallarını gördü.Burnunu bembeyaz açmış yaseminlere doğru uzatırken gözleri hafif kapanmıştı.Bir an kendini cennet bahçelerinde gibi hissetmişti.O an hiç bitmesin istedi.
Ama gözlerini açınca o yemyeşil dalların arkasından o soluk ve soğuk görüntülü ev yine gözlerinin hizasındaydı. Ne garip dedi.Duvarın kendine bakan kısmı hala bahardı.Duvarın arkası ise üşüten kış gibiydi.Hemen kokuyu tekrar hissetmek için yine eğildi.O derin ve ferahlatıcı havayı içine çekti.Minik bir dal koparıp yürümeye devam etti.
Aslında güzellikte çirkinlikte tıpkı gün ışığının ve karanlığın eşit olması gibiydi.Ekinoks her şeyin içinde aynı derecede vardı.Önemli olan neyi görmeye niyetli olduğuydu.Karanlıktan şikayet etmeye mi yoksa aydınlığa şükretmeye mi .Elindeki yasemin dalını istemsizce saçına iliştirdi. Kendini daha alımlı ve farkındalıklı hissetti…
Yürüyüş parkurunun sonunda en sevdiği yere gelmişti.Dağların,güneşi evine uğurlamasını en çok buradan izlemeyi seviyordu.Derin bir nefes aldı ve evden çıkarken neye kızdığını hatırlamaya çalıştı.Hatırlayamadan o kızıla ve turuncuya çalan ateş topunun ışıklarını kaçırmamak için günün son fotoğrafını çekti ve sonbaharın ilk günü bu güzelliğe şahit olduğu için elini kalbine götürerek birkez daha şükretti.Dağın arkasına gönderdiği güneşin ışıklarının yüreğinden huzurla doğdunu hissetti… Güz güneşinin yüreğinize doğması dileğimle,
Nur Üçgün

12348172_10154095663572580_5058907310273319042_n Güz Güneşi

12348172_10154095663572580_5058907310273319042_n Güz Güneşi

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku