Turizmcinin Tatili

Turizmcinin Tatili

Okulların açılmasından önceki son çıkışta  nihayet biz de tatile çıkıyoruz. Herkes soruyor ” Sizin tatiliniz nasıl olur ki?” diye. Şimdi anlatayım arkadaşım; Bir turizmcinin tatili şöyle olur;

Öncelikle herkesin tatil yaptığı zamanlarda maalesef biz yoğun bir biçimde çalışırız. Dolayısıyla anca böyle son çıkışlarda 1-2 gün, o da çocuğunun yalvarıp, yakarmalarına kayıtsız kalmadığın için tatile çıkılır.

İkincisi kesinlikle otellere gidilmez. Yoksa alimallah hemen denetçi havalarına girilir. Hımmmm dur bakıyımmm… Bu peynirler neden sararmış? Siz büfeden dönen yiyecekleri ne yapıyorsunuz? Sizde HACCP var mı? Havuzun kloru biraz fazla mı? Sizin dozaj pompanız nerede? Sizin burada kaç personel çalışıyor. Aaaa öyle mi? vs. vs… o kadar uzar gider ki sizi detaylarla sıkmayacağım.

Eeehh otele gidemezsek nereye gideceğiz? Tabii ki salaş pansiyonlara. Burada ki işletmeci ile hemen ahbap olunur. Biz de turizmciyiz abi… Bak abi ne olur yanlış anlama sana naçizane bir, iki tavsiyede bulunacağım. Havluları şöyle şöyle yapsan iyi olur,  cost’ları düşürmek istiyorsan mutfakta şööööyyyle yapmalısın 🙂 Ama yinede pansiyon candır. Otel kadar kasmaz.

Tatilde gördüğün her şeyi başka bir gözle incelersin. Aaaa dönünce biz de tesiste bunu yapabiliriz? Aaaa  aaaa ben bunu neden düşünemedim ki?…

Velhasılıkelam biraz iş gezisi tadında bir tatil oluyor bizimki. Ama her şey çocuklarımız için… Onlarla fazladan geçirilecek saatler, biriktirilecek anılar her şeye değer.

sevgiler

idilob

 

 

 

 

 

Değişik Bir Anneler Günü Kutlaması Oldu Benim ki!

Değişik Bir Anneler Günü Kutlaması Oldu Benim ki!

Eveeeeetttt!!! Anneler günü de geldi çattı! Herkeste bir telaş, bir telaş… Eyvahhhh annemize ne hediye alacağız? Mağazalarda ne kampanyalar, ne indirimler.  Anneler ise hediyenin geleceğinden emin, istemem yan cebime koy  modunda 🙂  Amaaaaaannn ne hediyesi, ne gerek vardı şimdi. Siz aklı başında çocuklar olun, ödevlerinizi yapın vs. vs… bana bir öpücük yeter filan, falan…

Ne yalan söyleyeyim ben de olayın tamamen ticari olarak ele alındığını düşünüyorum. Hele annesine mutfak eşyası, dekoratif ev eşyası filan hediye edenlere de gıcığım… Nehirciğimmmm mesaj alındı mı annecim? 🙂 haahaaa..

Kadınlar bu dünyada çok yol kat etti. Erkeklerinse yerlerinde saydığını düşünüyorum. Özellikle kadınların iş hayatına da atılmasıyla, çocukta yaparım, kariyerde devri başladı. Hem işi, hem evi hem de çocukları çekip çevirme işlemi tamamlandı.  Hatta kadınlar işi abartıp, erkeklerin ayağındaki pantolonları bile çaldılar. Kendi görevleri yanı sıra erkeklerin tüm görevlerini de üstlenmeye başladılar. Yeni duruma göre düzenler kuruldu. Erkekler mi???? Onlar hep aynı yerdeler…Beylerrrrr, kadınlar tuttu yolu gidiyor, siz de biraz hareketlenseniz diyorum… O yüksek egonuzdan kurtulsanız,  biraz kendinizi geliştirseniz.

Okumaya devam et “Değişik Bir Anneler Günü Kutlaması Oldu Benim ki!”

Dütdürüdüüüüüüüütttt Nehir Bugün 12 Yaşında!

Dütdürüdüüüüüüüütttt Nehir Bugün 12 Yaşında!

Nehir’im… Neşe kaynağım, gün ışığım, canım kızım. Bugün senin doğum günün. Benim de ikinci doğum günüm. Seninle birlikte ikinci kez doğdum ben de. 12 yıl önce tam da bugün verdiler seni kucağıma. Çekik gözlü, ipek tenli minicik bir kız çocuğuydun. Çok ama çok güzeldin. İşte o gün aşık oldum sana. O gün yaşadım bu dünya üzerindeki “aşk” kelimesinin gerçek karşılığını. Çünkü bu aşk başka hiçbir aşka benzemiyor. Bu kadar yoğun, sonsuz başka bir aşk olamaz ki..

İyi ki doğdun kızııımmm
Bugün Nehir’in Prenses Günüsüüüüü……

Nereye gidersem gideyim, işte,sokakta, toplantıda aklımda hep sen varsın. Yemeğini yedi mi? Üstü ince mi? Keyfi yerinde mi?gibi sonsuz sorular sormamın sebebisin. O günler ışık hızıyla geçti. Ne kadar da çabuk büyüdün. O koynumda uyuttuğum minicik kız çocuğu genç kızlığa giden yolda.

Tabi bu dönemde bütün ergen ebeveynlerinin başına gelen kaçınılmaz tavırlar bizimde başımıza geldi. Atar gider yapmalar, kapıları çarpmalar, bizimle değil de arkadaşlarla vakit geçirmek istemeler gibi 😊

Her ne olursa olsun senin her döneminde, her yaşında bunlara şahit olmak, seninle birlikte yeniden büyümek, yeniden çocukluğu genç kızlığı yaşamak hepsine değer. Bundan sonra da hayatında yaşayacağın her heyecanında, mutluluğunda, hayal kırıklığında ,üzüntünde baban ve ben yanında olacağız. Anneanneni de unutmayalım tabi 😊

Evimizin neşesi, bu hayattaki umudum, amacım, güç kaynağım. Seni çok seviyorum, sonsuza kadar çok seveceğim. Dilerim yeni yaşında ve bütün hayatın boyunca; doğayla iç içe, insanlara saygılı ve sevgi dolu, pozitif, başarılarla, en önemlisi sağlık ve mutluluklarla dolu bir hayatın olur.

Mutlu yıllar canım kızım. İyi ki doğdu

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Teknoloji ışık hızıyla ilerliyor. Hatta öyle ki; takip etmekte zorlanıyoruz. Ama diğer yandan da en son çıkan telefon, tablet hangisiyse koştura koştura almaya gidiyoruz. Üstelik sadece kendimize değil, çocuğumuza da en güzelinden bir tane. Eee alacağız tabi , ne de olsa bir tanecik çocuğumuz var, paraya kıyıp en güzelinden en kalitelisinden alacağız.

Alalım tabi ki iyi güzel de; bunları yaparken çocuğumuzun ruhunu doyurmaya, hayal gücünü geliştirmeye yarayan kitapları arka plana atmayalım. Çocuklarımız en büyük hazinemiz değil mi? Onlara kitapları sevdirmemiz, okuma alışkanlığı edinmesine yardımcı olmamız gerekmez mi? Elbette ebeveyn olarak bu bizim en önemli görevlerimizden birisi. Bunun içinde öncelikle çocuklarımıza  kitap almalıyız!!! Ne yazık ki  toplumumuz şöyle bir anlayışa sahp; kitap almayı gereksiz buluyor ve kitaba verilen paranın da boşa giden bir para olduğunu düşünüyor. Her şey internette var nasılsa, kitaba ne gerek var ki?

Birileri hediye ederse o zaman iş başka. Ama kendimiz almaya gelince nedense zor geliyor. Hatta imza gününe gidip, kitabın ücretli olduğunu öğrenince ortadan kaybolan insanlar biliyorum 🙂 🙁 Traji komik değil mi? Kendi başıma geldi de oradan biliyorum. Hatta daha da acı bir şey, arkadaşımın açtığı resim sergisine gelen bir grup insan, ikram olarak verilen kurabiyeleri alıp, az ötede piknik yapacak kadar da işi ileri götürebilmiş.

Ben bir uzman, bir eleştirmen değilim. Amacım nasihat vermek de değil, zaten haddime de değil. Sadece ben de bir anne olarak bazı gözlemlerimi yazmak istedim.Çocuklarımıza kitaplar alalım, mutlu, pozitif, eğitici, öğretici kitaplar. Okumaz, dinlemez demeyelim.  Kitaplara dokunsunlar, resimlerine baksınlar bu bile yeter. Daha sonra dinlemeye, zamanı gelince de kendisi okumaya başlayacaktır.

Kitap okumak beyni açar, hantallıktan kurtarır. Bilgi dağarcığımızı ve kelime haznemizi zenginleştirir. Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir. Genel kültürümüzü arttırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar.Hayal gücümüzü geliştirir.

Umarım okuyan bir toplum olabiliriz. Onun, bunun ağzından çıkan kelimelere bakacağımıza kendimiz okuyup, en doğrusunu öğreniriz.

Güzel bir kitap önerisiyle de yazımı bitireyim. İdil Öztürk Başara’nın yani kendimin yazdığı Selina’nın Maceraları serisinin 1. Sayısı Selina’nın Okul Macerası. Eğitici, eğlenceli ve özellikle okula gitmek istemeyen bir çocuğunuz varsa mutlaka edinmelisiniz. Kitap 1. ve 2. sınıfa yönelik. Daha alt yaş grupları da resimlerini çok ama çok seviyor.

Kitap okuyalım! Hem de pek çok kitap!

Sevgiler,

İdilob

 

ANDA KALIN

 ANDA KALIN

Hayatımıza yeni bir kavram girdi Multitasking. Yani çoklu görev. Ekşi sözlükte sakız çiğnerken, merdiven çıkabilmek diye yazmış. Yada eli işte, gözü oynaşta durumu demiş 🙂

Bu kavrama nedense en çok kadınlar uyuyor gibi düşünmeye başlıyorum artık. Pazar sabahı uyandığımda aklımdan ilk önce “Ayyy dün çok yoruldum, bugün bol bol dinleneceğim” diye geçirdim. Sonra günün planını yapmaya koyuldum. İlk düşündüğüm “Kahvaltıda şöyle güzel bir tereyağlı yumurta yapalım da keyfime diyecek olmasın” oldu. Fakat peşi sıra düşünceler akın etmeye başladı: önce “kahvaltıyı hazırlarken önden ocağı bir sileyim de sonra iş kalmasın” dedim sonra “ocağı silmeye başlamadan önce bir çamaşır atayım da biz kahvaltı yaparken o çıkar” diye düşündüm. Üzerine çamaşır çıkınca kurutma makinesine atayım da ikinci makineyi de o arada doldurur yıkarım diye planladım. Bütün bunları kafamda planlarken de eşimin ve çocuğumun uyumaya devam etmesini, kahvaltı hazır olunca onları kaldırmayı planladım. Sonuçta bir tane hafta sonumuz var onlar da rahatça uyusun istedim. Tamam da hani ben de dinlenecektim?

Hafta sonu versiyonu deyip belki abartıyor olduğumu düşündüğünüz bu planın bir de hafta içi versiyonu var ki o çok daha beter. Kahvaltı mı hazırlayayım, işe mi hazırlanayım, çocuğu servise mi yetiştireyim, akşamın yemeğini mi düşüneyim, toplantıya mı konsantre olayım derken, en iyisi öğle arasında bir şeyler atıştırıp kırılan saçımı kestirmeye kuaföre gideyim diyorum.

Bu sürekli bir şeyleri yetiştirme ve bir şeylere yetişme telaşındaki bünyenin de arada bir durması, yediği yemeğin lezzetine varması, bahar güneşinde bir banka oturup içini ısıtması lazım. Her şeye yetişeyim derken hiçbir şey yaşayamadığımızın farkında mısınız? İnsan aynı anda 5 iş birden yapmaya çalışırken, çocuğunun yüzündeki ışıltıyı, radyoda çalan müziği, kapının önünde açan gülü görüp, fark edebilir mi??? Telaş içinde yaşarken “anda kalmayı” unutuyor insan.

Birkaç yıl sonra dönüp geçmişe baktığımızda, en çok kahkaha attığımız günü, en eğlendiğimiz geziyi, en huzurlu olduğumuz mekanları hatırlayacağız. Evimizin bir ayın kaç gününde pırıl pırıl olduğunu ya da kaç kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu bulunduğunu değil. Ailenizle beraber geçireceğiniz güzel an sayısı şu anda kafanızda planladığınız yapılacak işlerin hepsinden daha önemli.

“Bugün hava ne güzel” dedikten hemen sonra dışarı atın kendinizi, çok acıktığınızı hissettiğiniz anda mutfağa koşun, çocuğunuz sıkıldım diyorsa can sıkıntısını beraber yok edin.

Unutmayın, en önemli kişi şu anda yanınızda bulunan kişidir.

En önemli iş şu anda yaptığınız iştir.

En önemli an ne geçmiş, ne de geleceğinizdir.

Anda kalın.

idilob