Çocuklarımızı “İnsan Yerine Koymak”

Çocuklarımızın ileride ruhen daha sağlıklı, öz saygılı  bireyler olmasını istiyorsak lütfen, çocuklar her şeye karışmaz, sen ne bilirsin, sana soran olmadı, hadi bakayım küçükler öyle her lafa karışmaz, hadi sen odana vs. gibi çocuğun fikirlerini dile getirmesini engelleyici, konuşmasına müsaade etmeyen tutumları sonlandırmamız gerek.  En tuhaf olanda ne biliyor musunuz büyürken ebeveynlerimizi bize bu şekilde davrandıkları için eleştirirken bizim de çocuklarımıza bunu yapmaya çalışmamız.Biraz ironik.

Odasını dekore ederken ona danışmanız, giysilerini seçmesine izin vermeniz  ve buna benzer birçok söz hakkı ileride kendi kararlarını yalnız başına ve onaylanma ihtiyacı duymadan alabilmesinde çok etkili olacaktır.

Çocuğun yaşamında en önemli faktör, küçükken ne derece umursandığı, kaale alındığıdır. Kısacası, işin özü çocuklarımız da “ İnsan Yerine Konmak” istiyor. Söz hakkına sahip, bireyler olduklarını hissetmek istiyorlar.

Çocuğunuzla göz göze gelebilecek şekilde, onun hizasına iniyor musunuz? İnmiyorsanız, çocuk pek kaale alınmadığını düşünür. Mutlaka çocuğumuzu dinlerken gözlerinin içine bakmalıyız. Telefonu karıştırmaya devam ederken, yada izlediğimiz diziden gözlerimizi ayırmadan ona verdiğimiz cevaplar, değil o küçücük kalpleri, hiçbir bireyi tatmin etmez. Kimse dikkate alındığını düşünmez. Öyleyse göz göze gelmek de çok ama çok önemli.

Onunlar beraber yürürken yürüyüş hızınızı onun yürüyüş hızınıza göre ayarlıyor musunuz? Ayarlayamıyorsanız, yine pek de kaale alınmadığını hisseder.

Çocukluğunda, ‘sen yoksun, umursanmaya değmezsin’ mesajını ailede bolca alan çocuk, okulda, sokakta, toplumda, trafikte bu mesajları ala ala, gerçekten kendinin umursanmayacak bir kişi olduğuna inanmaya başlar. ‘Umursanmaya değmezsin’ mesajıyla büyüyen böyle bir kişi, bürokraside veya meslek yaşamında mevki sahibi olunca, umursanmak için, ”Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” deme ihtiyacını duyar. Altındaki koca kamyonla, sollamanın yasak olduğu yolda araçları sollayan şöförün yüzündeki ifadeden de şu anlaşılır: ”Kamyonum arabanı ezeceği için beni umursamalısın.” Eline fırsat geçince umursanmamışlığın acısını çıkarmak, insanlar için doğal bir davranıştır.

Öte yandan, çocukluğunda, ‘Sen varsın, sen değerlisin’ mesajını ailede, okulda, sokakta, toplumda çokça alan çocuk, kendinin değerli olduğuna inanır, özgüveni gelişir. Kendini değerli gören kişi, karşısındakini de değerli görme tavrı içinde olur. Mevki ve görevi ne olursa olsun, umursanmak için, ”Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” deme ihtiyacı duymaz.

Hepimiz eşsiz ve biriciğiz. Bu dünyadan ne senden, ne de çocuğundan bir tane daha yok. O zaman değerimizi bilelim ve çocuklarımıza da değerli olduklarını hissettirelim.

Biraz benden, biraz Doğan Hocadan….

Sevgiler

idilob

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.