Günaydın

Hepinize  günaydınlar,

Bu sabah kasvetli ve yağmurlu bir Cuma sabahına uyandık ama bu bizim enerjimizi düşürdü mü??? kesinlikle hayırrrrrrrrrrrrrrrr… Hatta bu aralar çokça ilgilendiğim kişisel gelişim, meleklerin rehberliğini alma ve kundalini yoga eğitimlerinden öğrendiğim bir konuda nnneeediiir? Yağmurda edilen dualar daha hızlı kabul edilirmiş ve hatta yağmur damlalarını üzerimize yağan bolluk bereket gibi de vizyonlayıp, dualarımıza ekleye bilirmişiz.

Artık beni ve ailemizin diğer kahramanlarını size tanıtmaya başlıyorum. Öncelikle standart bir sabahımız nasıl geçiyor?

Bizim evde her sabah saat 06:30’da saat çalıyor ve hoop duydunuz zilin sesini, maraton başlıyor. Saat 06:30 dan 06:45’e kadar,-

Nehirciğim hadi uyan annecim. Günaydııınnnn

Nehirrrrr hadi uyan, geç kalacağız….

Nehir hadi kalk bebeğim… Anneciğim lütfen uyanır mısın..

Nehir‘in cevapları:

Sen uyku hırsızısın. Uykumu çalışıyorsun..

Ühhhhhhüüüüüüü uyumak istiyorum, uykuuuuuu, ben daha çocuğum, çocukların büyümesi için uykuya ihtiyacı olduğunu sen söylemedin mi? Ühüüü.. Cumartesileri de uyuyamıyorum. Okula gitmeyeceğim. Gitmeyeceğim..

Ve önce babamız:  – NEHİR!!!!! peşinden de anneannemiz:- Nehir kime söylüyoruz biz? Kalk bakayım artık!!! hımmmm.. sözleriyle sahneye girerler. Ve evimizin en küçük ama en güçlü kişiliği bağıra çağıra uyanır. Bu arada babamız ona yiyecek bir şeyler hazırlar, ben de odalarımızı toplarım, anneannesi de giyinmesine yardımcı olur. Yani anlayacağınız evin bütün hizmetkarları bu 1.50cm’lik bücürün emrine amadedir. Derken Nehir’in okul servisi gelir. Bağrış, çağrış, ayakkabılar giyilir, sanki çocuğumuzu halter şampiyonasına hazırlıyormuşuz  ağırlığındaki çantamız sırta takılır, eline yemek termosu verilir ve servise yetişilir. (ps: bu yemek termosunu da bilahare size anlatacağım.)

Ohhhhhh sessizlik ve huzur . Evin yetişkinlerinin her biri bir koltuğa serilir. Sanki üzerimizden bir tusunami geçmiştir ama maalesef dinlenmeye vakit yok çünkü ben ve eşim turizmciyiz ve Belek’de 5 yıldızlı bir otelde çalışıyoruz. Bu sefer prof. Zihni Sinir başlıyor, hadi İdil, hadi İdil geç kalıyoruz.. – Tamaaaammm geliyorum bir dakika filan falan derken hoooopppp  07:20’de Antalya-Belek yolundaki macera başlıyor….

To be continued…

İdil Öztürk Başara Namı diğer idilob

ps: Bu arada kendime bir de logo buldum. Logodaki tombul kuşlar Nehir ve benim…

 

 

 

 

 

“Günaydın” için 4 yorum

  1. Sevgili karıcığım, başlangıçta hiçte fena olmayan , ama ilerisi için karanlıkta ışık olacak siten hayırlı olsun. Zaten sende böyle bir potansiyel olduğunu seninle evlenirken anlamıştım da sana belli etmemiştim.
    İşte budur….. başarılarının, yaratıcılığının devamını dilerim.
    Zihni tasarımlarda yardımcı olmaya çalışacağım. Logo daki kuşlardaki geniş kanatlarda benimmmmmm…:))

    1. TEŞEKKÜR EDERİM CANIM 🙂 SENİN GENİŞ KANATLARINI SEVSİNLER.. ASLINDA TOMBULLUK DURUMUNA BAKILINCA DÜŞÜNDÜM DE SANKİ SENİ DAHA ÇOK ANDIRIYOR… :)))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.