İçimdeki Orman

İçimdeki Orman

Gözlerimi kapattim ve deriiiiin bir karanligin icinde önce baş dönmesi gibi yüksek bir yerden atlamışçasına sonra yere yavaşça konan bir tüy misali ruhumu yerde hissettim.

Karanlık halâ cok belirgindi ama garip bir şekilde nasıl bir yerde olduğumu hissediyordum.Işıktan karanlığa aniden geçtiginde gözler ilk etapta geçici bir körlük yasıyormuş gibi etrafı seçemez fakat bir süre sonra ortama alışınca şekiller ve siluetler seçilmeye başlar. İşte tamda etrafımda hissettiğim böyle bir görüntüydü.
Aslında ipten bir merdivenle usul usul temkinli bir sekilde inmeyi tercih ederdim.Fakat ruhum beni yüzmeyi hemen öğrenmem gereken çocuk gibi atıverdi bu belirsiz boşluğa!!
Belirsizlik korku getirir herzaman ama bu sefer içimdeki cesaret feneri bana karşıma çıkan ilk görüntüyü halet i ruhiyeme bir projektor gibi yansıttı.Kocamaaan dev gibi bir ayna vardı alabildiğine büyük alabildiğine puslu…Kendimi görmeye calıştım fakat sisli görüntünün ardından sadece gölge gibi yansımamı hissedebiliyordum.İçim gibiydi sanki ayna puslu ve belirsiz..


Bugüne değin bu kadar cesaretli olduğumu hiç bilmiyordum.Bilgi almak sözkonusuysa bir aslan gibi cesaretli olabilirdim ama iş kendimi aramaya geldiyse bu kadar cabbar olabileceğimi hiç tahmin etmezdim.Akıl değil mi işte hemen olduğunun aksine inandırarak cesaret fenerimi kapatmak istiyor…
Hava da serine yakındı ama tuhaf bir şekilde de ferahlatıcı bir etkisi vardı.Sanki dirilmem,uyanmam farkına varmam için böyleydi…
Kokudan çok nem hissediliyordu..İçine çektiğin her nefes sanki her hücreye gidip benim her şeyi daha iyi anlamam için seferber olmuştu adeta…Her hücrem benim kontrolumun dışında başka bir güç tarafından yönetiliyordu ve bende tüm bu olanları sadece izliyordum.Film gibi…
O kocaman aynaya daha fazla bakmak istemedim. Net olmayan her şey beni bunaltiyordu çünkü.
Yoluma devam etmeye karar verdim. Uzakları seçemiyordum ama küçük adımlar atarak ilerleyebilirdim. Ayaklarım çıplak olduğu için nemli yapraklardan ormanlık bir alanda olduğumu hissettim. Sanki koca koca ağaçların altında küçücüktüm. Ama o ağaçlarla benim aramda eterik bir bağ vardı. Ben onları etkiliyordum onlarda beni. Ağacın altında durduğumda ortam öylesine sessizdi ki dalların arsasında bir çıtırtı duydum.Yere pat diye bir şey düştü.Bir de baktım ki küçük bir meşe palamudu..Ağacın tepesinden hızlıca dolgun kuyruklu minnacık bir sincap korkuyla dalların arasına saklandı.Belliki kemirdiği palamudu elinden düşürdü.Ne tuhaf ki o anda içimi kemiren tüm şüphelerim gelmişti.

Ruhum aslında bunlara hiç itibar etmiyormuş ama akıl ipi beni ortada bırakıverince bunu şıp diye anlayıverdim.Meşe palamudu yere düşerken meğerse bunu fısıldamış kulağıma.
Hafif bir tebessümle sincap gözden kayboluverdi.Sanki bana iletmesi gereken mesajı iletmenin verdiği mutlulukla..
Gözlerim ortama alıştığı içinmidir yoksa sincabın mesajiyla benim cesaret fenerim daha bir aydınlattığı içinmidir hava biraz daha aydınlanmış gibiydi..Karanlık belirgindi ama o zifiri renginden duman griliğine terfi etmişti sanki..
Biraz daha yürüdüm.Kendimi kontrol edemediğim için ne kadar yürüdüğümün farkında değildim.Hafif esen bir rüzgâr vardı..Yaprakların hışırtısından anlamıştım.Birden ayaklarım durdu.Ayaklarımın altına birşeyler batıyordu.Yürümek ilerlemek istedim ama olmadı.Rüzgar biraz daha serin esip cildimi hissettirdi bana..

Önümde uçları sivri dikenleri olan garip bir bitki vardı.Daha önce hiç görmediğim bir türdü.İçim bir tuhaf oldu..Garip bir hüzün duydum.Sonra gözlerim doldu.Birden bütün kırgın olduğum ve acı sözlere maruz bıraktığım kişiler bir ışık haresinin içinde belirdi.Ama nasıl olur ben de vardım onların arasında..Demek ki kendimi bile dikenli dilimle kırmışım ben..Hemen herkesin önünde belime kadar eğilerek özür diledim kendimde dahil herkesten beni affetmesini diledim.

Işık haresi öylesine büyük bir hızla kaybolduki bir an için başım döndü..Sonra o sessiz serinliği yeniden hissettim.Rüzgar da o hareyle birlikte gitmişti.O da görevini yerine getirmişti..içimi tuhaf bir huzur kapladı….
Adımlarım yine beni harekete geçirdi..Normalde hep nereye gideceğini bilen BEN bu sefer en doğru kaptana kendimi teslim etmiştim.Çıplak ayak dolaşmak bana özgürlüğümü tattırmıştı.Hiç durmadan böyle devam edebilirdim..Ama kontrol bende değildi.Yorgunluk hissetmediğim için şikayet de etmiyordum.Sanki hava alacakaranlık bir hal almıştı. Gökyüzü bulutluydu. Yapmurun toprakla buluşmadan hemen öncesini hep hissederim.Bu bana Yaradanın çok özel bir lutfudur.Hissediyordum
yağmur geliyordu ve ilk damla burnuma düştü.İçimde müthiş bir coşku belirdi..Okula giderken yağmurlu havalarda hep ayaklarım ıslanırdı ama bu sefer ıslanmak bana huzur verdi. Öylece durdum. Yağmur yavaş yavaş hızını arttırdı. Tenime düşen her damladan akan tanecikler simsiyah bir şekilde toprağa akıyordu.Sanki üzerimdeki bütün kirler temizleniyordu…Ağlamaya başladım.Gözyaşlarım bembeyaz akıyordu fakat damlacıkların içinde hakkında kötü düşündüğüm herkesin gözlerini görüyordum..Kendimi de gördüm.

O küçücük damladan akıp toprağa kaydım.Yağmur öylesine hızlandı ki göz gözü görmüyordu.Başımı belime kadar eğdim ve kendim dahil herkesten özür diledim.Gözyaşlarim yağmurla karisip toprağa gitti.Birden yağmur bıçak gibi kesildi…
Onca ıslaklık bir anda kup kuru oluvermişti..
Minnetle yola devam ettim.Gökyüzünde bulutlar gri degildi artik..safak yeri sökmeden hemen önce alaca bir hal alir ya icinde kizillik olan iste oylesine büyüleyiciydi rengi..
Olduğum yerde dönmeye başladım birden..Sema ediyordum sanki…Eteğimdeki bedenimdeki tüm kirleri pisleri taşları döktüm diye uçmak istiyordum adeta..Başım hiç dönmedi o kadar tavaf etmeme rağmen..
Ayaklarım yine yürüdü yürüdü.. göğün kızıllığı kalbimin tam üstüne vurdu..
Durdum..Yer ıpılık bir pamuk tarlasıydı..her yer alabildiğine bembeyazdı..Havadan uçuşan tüyler vardı..Zümrüd ü Anka nın tüyleriydi bunlar..Başımı gökten sağıma çevirdim bir de baktım ki o kocamaaan alabildiğine dev aynası ışıl ışıl yeni doğan güneşi bana yansıtıyordu..Her şey o kadar net ve o kadar berraktı ki kendimi şeffaf bir ışık olarak gördüm..Ruhumun önünde yüce Yaratıcıya secde ettim..Gözyaşlarıyla kalktım…
İpten yapılmış o merdiveni bir gayretle çıkmaya başladım..son basamağında derin bir nefes alıp gözlarimi açtım…

Sevgiyle…

Nur Üçgün

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.