Kıskançlık mı? O da Ne ki?

aile içi ufak çekişmeler

KISKANÇLIK MI? O DA NE? 🙂

Sevgi, paylaşılması en zor olan mıdır? Bizim evde böyle sanırım 🙂 Kıskançlık duygusunun hep aşırı sevgi ve sahiplenmeden kaynaklandığına inanmışımdır. Hatta zarar verici boyutta olmadıkça da tatlı geliyor bana. Günlük koşuşturmalar içinde sevgimizi ve ilgimizi o kadar fazla yere dağıtmamız gerekiyor ki, evin huzurlu ortamına geldiğinde, yani en sevdiklerin yanındayken de o ilgiyi başkasıyla paylaşmak istememek çok normal. Yani biraz normal.. Aman ne var canım normal işte 🙂
Evin içinde en sevdiğim üç varlık, annem, kızım ve eşim. Hangisini diğerinden daha çok seveyim bilemiyorum. Yanlız bu durum herkeste aynı anda hasıl olunca, tatlı çekişmeler de kaçınılmaz oluyor. Mesela, en değerli varlığım Nehir, babasına daha fazla ilgi gösterdiğinde içten içe hem mutlu oluyorum hem de laf aramızda çok az da kıskanıyorum, ama çok çok az, valla! 🙂
Nehir’de de durum farklı değil. Doğduğu andan beri yanında olan anneannesi mesela, kimselerle paylaşmak istemiyor onu. Hatta kuzenleri Burcu ve Burçe ile bile. Onların büyüdüğünü, artık anneannelerinin ilgisine ihtiyaç duymadıklarını düşünüyor. Nehir’e göre anneannesi bir tek ona ait 🙂 Tabi annem de bu durumdan pek rahatsız değil bence. Kötü zamanlarında sakinleştirici etkisi gibi gelen Nehir onun için de çok farklı bir yerde. Bakmayın koca bir anneanne olduğuna, Nehir kendisinden daha fazla başkasıyla ilgilense hemen gözünün ucu kayıyor o tarafa 🙂
Eminim ki bu tatlı çekişmeler, ufak kıskançlıklar hemen hemen herkesin evinde olan şeylerdir. Nehir’in bir kardeşi olmadığı için kardeş kıskançlığına pek fazla değinemiyorum, ancak ablamdan ve kendimden gayet iyi hatırlıyorum o kapışmaları.Bu arada Nehir tabii ki bir kardeşi olmasını hiç ama hiiiiççç istemiyor. Sebebi de onu daha fazla sevebilecek olmamız mış. Hatta bir keresinde bana; ikimiz aynı anda ağlarsak ne yapacaksın? tabii ki önce ona bakacaksın çünkü o daha küçük. Hııııhhhh ben bunu istemeeemmm!!! diyebilecek kadar da bu konuda cüretkar.
Ah, neyse ki büyüdük de şimdi üzerine bilmiş bilmiş konuşabiliyoruz. 🙂 Oysa hala içimizde bir yerlerde en sevdiğimiz tarafından hep en sevilen olma isteğini taşıyan çocuk hiç ölmüyor. Ölmesin de zaten.. Hayat bu renklerle daha güzel değil mi? 🙂

sevgiler

idilob

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.