Korkularla nasıl başa çıkacağız? Gerçekten de bazen çok çaresiz kalıyoruz 🙁

Bazen zihnimiz bize korkutucu hayallerle şaka yapabiliyor.

Korkularla nasıl başa çıkacağız? Gerçekten de bazen çok çaresiz kalıyoruz 🙁

Bir gün Nehir okuldan dönerken servisteki yaramaz arkadaşlar başlamışlar son derece korkunç hikayeler anlatmaya. Tuvaletten çıkan eller, karanlıktaki kırmızı gözler, herkes yattıktan sonra okul tuvaletlerinde gezen yaratıklar vs. vs. vs. Bizimki servisten bir inmiş ki; alı al, moru mor. Korkudan beti benzi atmış. Zaten soyut kavramları anlamakta son derece zorluk çeken çocukların tüm bunları anlaması, anlamlandırması gerçekten de çok ama çok güç. Elimizden geldiği kadar çocuklarımızı bu tip hikayelerle yüzleşmekten koruyalım, gazeteleri göstermeyelim, haberleri seyrettirmeyelim, televizyon dizilerinde seçici olalım, bilgisayar oyunlarını yasaklayalım, maalesef eninde sonunda bir şekilde korkularla da yüzleşmek durumunda kalınıyor.

Gerçekten de çok kötü bir gece geçirdik. Yanında biz olmadan tuvalete gitmedi, odasında yalnız uyuyamadı ve tüm gece uykusunda sıçradı.:( En kötüsü de ertesi sabah okula gittiğinde tek başına tuvalete gidememiş ve gerisi malum. İlk önce ne yapacağımızı pek bilemedik ve rehber öğretmenle telefonda konuşup, durumu anlatarak, yardım istedim. Sağ olsun öğretmenimiz Nehirle çok güzel bir görüşme yapmış.

Ona akşam uyurken yanına peluş bir oyuncak almasını önermiş. “Nehirciğim biliyor musun neden her çocuğun yanından hiç ayırmadığı bir oyuncağı vardır çünkü bu oyuncaklar korkularımızı emerler ve bizi rahatlatırlar.” demiş.

İkinci olaraksa, birlikte bir sandık hayal etmişler ve tüm korkularını bu sandığın içine koyup, güzelce kilitlemişler. Daha sonra da anahtarı sadece Nehir’in bildiği bir yere saklamışlar. Nehir’den başka kimse kutuyu açamazmış ve Nehir istemediği sürecede kutuyu kimse açamayacakmış .

Ayrıca bize de Nehir her çağırdığında onunla birlikte tuvalete gitmemizi, uyuyana kadar yanında kalmamızı, asla kızmamamızı, anlayışlı olmamızı kesin bir dille tembihledi. Kızıp, ehhh korkacak hiç bir şey yok, sen de amma ödlekmişsin, hadi hepimiz buradayız çabuk git, kendi kendine yat uyu bakıyım vs. gibi öfkelenip, onu yalnız başına bırakırsak bu durumun ileri de daha kötü düzeyde travmalara dönüşebileceğini söyledi.

Nehir’e bunun zihnimizin bize bir oyunu olduğunu nasıl winxler, uçan filler, konuşan hayvanlar, tek boynuzlar gibi güzel hayallerimiz varsa bazen böyle korkutucu hayallerimizin de olabildiğini anlatmaya çalıştım. Ama şanslıyız. Çok güçlü bir silahımız var. Pozitif düşüncenin gücü. Güzel ve komik anlarımızı düşünerek bu kötü düşünceleri bir anda iyiye çevirebileceğimizi anlattım. Sonra en komik anlarımızı hatırladık ve aklımıza korkunç hikayeler geldiğinde hemen komik anıları düşünüp, gülmeye başladık.

Uyumadan önce dua etmeyi tam anlamıyla bir alışkanlık haline getirdik ve yatağımızın başına bir cevşen duası astık.

Sonra birlikte bir kitap okuduk. Kitabın ismi “Moa’nın Karanlığı” Kitapta Moa aslında karanlığın da çok korkak olduğunu, ışığı açınca korkup, kaçtığını fark ediyor ve başlıyor O da karanlığı korkutmaya 🙂 Biz de bazen Nehir ile bu oyunu oynayıp, karanlığın ödünü patlattık !!! 🙂

Ayrıca çok sevdiği ve güvendiği bir arkadaşı olan Elif Naz, Nehir ne zaman rica etse, okulda  tuvalete giderken Nehir’e eşlik etti.

Bu bir süreçti. Hiç bıkmadan usanmadan, birlikte tuvalete gittik,  uyuyana kadar yanında yattık, gece uyanınca çağırdı, yine gittik yanına uzandık. Zamanla eski öz güvenini, cesaretini kazandı. Şimdi ne zaman korkunç bir şey duysa yada görse püfffff hayal gücümüzün kötü oyunları deyip, geçebiliyoruz. Çok şükür. En zorlandığımız zamanlardı.

Umarım benzer korkular yaşamıyorsunuzdur ama eğer yaşıyorsanız belki bizim hikayemiz size de yardımcı olabilir.

Sevgiler

İdilob

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.