Mutlu Boşanmalar

Çocuklarımız için mutlu boşanmalar yaşayabilmeliyiz

MUTLU BOŞANMALAR

Evet, artık literatürde böyle bir kavram var. Mutlu boşanma!

Boşanmanın mutlusu mu olurmuş demeyin. Bazen oluyor. Bazen de olması gerekiyor.

Hiçbir çift ileride anlaşmazlıklar yaşamak, mutsuz olmak ve hatta ayrılmak için evlenmez. Herkesin geleceğe dair güzel ümitleri vardır. Ancak hayat her zaman planladığımız gibi gitmiyor ne yazık ki. Aynı evin içine girildiğinde, çocuk sahibi olunduğunda, maddi ya da manevi sıkıntılar baş gösterdiğinde evlilikler de yıpranıyor. İnsanlar da artık eskisi gibi ömür boyu mutsuzlukla boğuşmak yerine, her iki tarafı da daha fazla yıpratmadan ayrılma yoluna gidiyorlar.

Kötü örnekler ve istisnalar var elbette. Ancak son dönemlerde artan boşanma oranlarına ve boşanma biçimlerine bakıldığında bahsettiğim kısmın büyük bir çoğunluğu kapsadığını sizler de görüyorsunuzdur.

Medeni bir biçimde anlaşarak yollarını ayıran ancak hala aralarındaki arkadaşlık bağını zedelemeyen çiftler gün geçtikçe artıyor. Yaşanmışlıklarına saygı duyanlar ancak birlikte mutlu olamadıklarını fark eden bireyler, hele de çocukları da varsa bu şekilde kendi yollarına gidebiliyorlar.

Boşanmalardan şüphesiz ki en çok etkilenenler çocuklar. Onların bu süreçteki psikolojileri ve yaşayabileceği travmaları bilinçli bir şekilde yönetmek çok çok önemli.

Şunu asla unutmamalı; boşanan ve anlaşamayan sizlersiniz, bunda çocuklarınızın bir payı ya da bir suçu asla yok. Bu yüzden de o zorlu süreci en doğru şekilde atlatabilmek adına yaşanan problemler çocuğa mümkün olduğunca az yansıtılmalı.

Tabi ki işin ehli ya da uzmanı değilim. Ancak son zamanlarda yaşanan buna benzer ayrılıkları gözlemlediğim kadarıyla düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istedim. Çünkü bizler eşlerimizi seçebilir, uzun bir yol yürüyemeyeceğimizi anladığımızda ayrılma kararı alabilir ve yollarımıza iki ayrı birey olarak devam edebiliriz. Ancak çocuklarımız için her zaman birer anne ve babayız. Kendi mutsuzluklarımızı onlara yansıtarak psikolojik gelişimlerini etkilemeye, eşimize karşı duyduğumuz öfke ya da sinirle,  onları karşı taraf aleyhine yönlendirmeye hakkımız yok.

Her çocuk gibi boşanan çiftlerin çocukları da anne ve baba sevgisini, onlara olan ihtiyacını karşılamakta sonuna kadar hak sahibidir. Aynı zamanda onları aynı anda görebilme hakkına da sahip olmalıdır. Tam da bu noktada bilinç oldukça artmış olacak ki, etrafımızda sıklıkla bu bahsettiğim  “mutlu boşanma”ları görür olduk. Çiftler artık ayrı yollarda yürüse dahi, ortak yolları olan çocuklarını yalnız bırakmıyorlar ve onların yanında, ara sıra da olsa yan yana olmayı başarabiliyorlar. Zaten en doğrusu ve anne baba olmanın temeli de bu değil midir? 🙂

sevgiler

idilob

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.