Mutlu olmak Öğrenilebilir mi?

Bugün ben  yazmıyorum çünkü Üstün Dökmen Hocam öyle güzel yazmış ki. Bize de sadece okumak düşüyor. Yalnızca görsel seçtim ve görselde ki çocuğun bir makarna ile ne kadar eğlendiğine, keyfine, mutluluğuna bakın.  Sahip olduğunla mutlu olabilmek bu olsa gerek! Ama annesini bilemiyorum 🙂

Okurken umarım benim kadar mutlu olursunuz…

Mutlu olmak öğrenilebilir mi?

Evet.

Mutlu olmayı nasıl öğrenebileceğimiz konusundaki görüşlerimi sizlerle kısa kısa paylaşmak istiyorum…

İnsanlar, hayret, öfke, korku, mutluluk, üzüntü, tiksinme, küçük görme gibi birtakım temel duygulara sahiptirler. Bu duyguların ifade edilme şekli evrenseldir.

 

Yani, bir Japon elindeki fotoğrafa bakarak bir Afrikalı’nın üzgün olduğunu anlayabilir; veya bir Kanadalı’nın üzgün olduğunu bir Avusturalyalı anlayabilir. Ancak hangi durumda, hangi tepkinin verileceği kültürden kültüre değişir. Siz bahçenizde bir fil görünce hayretten donakalablirsiniz; fakat bir Afrikalı bahçesinde fil gördüğünde bu durumu doğal karşılayabilir. Ya da kedi seven birisinin yüzü, evine bir yavru kedi girdiğinde mutlulukla aydınlanırken, kediden korkmayı öğrenmiş biri yatağının üzerinde bir kedi gördüğünda dehşete kapılabilir. Karnı aç bir Japon’un tabağına çiğ balık konduğunda yüzünde mutlu bir ifade belirirken, bu kültürü edinmemiş bir kişi yüzünü tiksinti ile buruşturabilir.

Özetle, duygusal tepkilerin ifade şekli kişiden kişiye değişmez; iç güdüseldir. Ancak neye tepki verileceği öğrenme sonucunda ortaya çıkar.

Bu durumda, neye, ne şekilde, ne kadar sevineceğimiz, mutlu olacağımız bize bağlıdır; tüm bunları öğreniriz. Mutlu olmamızı engelleyen en önemli nedenlerden birisi “uygun şartlar ortaya çıksın da mutlu olayım” düşüncesidir. Oysa, “uygun şartlar” haznemizi (repertuarımızı) genişletebiliriz; mutlu olacağımız şeylerin sayısını arttırabiliriz. Örneğin,

1. Sabah uyandığımızda, yeni bir güne başladığımız için, sadece yeni bir güne daha ulaştığımız için mutlu olmayı öğrenebiliriz.

2. Ufacık bir serçenin yaşam telaşıyla zıp zıp oynayışını farkedebilir ve bundan ötürü mutlu olmayı öğrenebiliriz.

“Peki, basın ile, sosyal meyda ile bize ulaşan çok üzücü haberler karşısında ne yapacağız?” diyebilirsiniz. Üzülmek gereken durumlarda üzüleceğiz elbette; ancak mutlu olmak gereken durumlarda da mutlu olmalıyız. Sadece mutlu olmak, hiç üzülmeden mutlu olmak, duyarsızlık getirir; hiç mutlu olmadan, sürekli üzülmek ise depresyon yaratır. İkisinin ortalamasını alıp, gerektiğinde üzülüp, gerektiğinde mutluluk duyup daima güçlü olmalıyız.

ÜD

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.