Okul Başarısını Sağladık! Peki ama Yaşam Başarısı!

Öz güvenli Bireyler yetiştirmek için okul başarısı tek başına etken değil.

Çocuklarımızın en iyi eğitimi alabilmeleri için hepimiz büyük bir çaba içindeyiz. Kendi konforumuzdan, gezme, tozmamızdan, giyimimizden, kuşamımızdan kesip, her birimiz çocuğumuz için kendimizce en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Doğal olarakta hep yorgun, hep huzursuz, hep bezginiz. Hepimiz biraz zihin yorgunuyuz. Peki ya sonuç; yorgun ve mutsuz ebeveynler, bunca özveriye rağmen yeterince ilgi görmediğini düşünen çocuklar.  Acaba, yalnızca iyi okullarda okumak yaşam başarısını getiriyor mu??? Bence hayır…

Ben Nehir için çok üzülüyorum. Evimiz bahçe içinde olmasına rağmen kızımın toprakla oynadığı zaman o kadar az ki. Gerçi, sanırım  bizim kuşak toprakla oynayan son kuşaktı. Ne yazık ki şimdi herkes sanal alemlerde. Hatta biliyor musunuz, Steve Jobs’un çocukları  teknolojiden tamamen uzak, hala kara tahtanın kullanıldığı, kesinlikle cep telefonu da dahil hiç bir teknolojik aletin alınmadığı bir okulda okuyormuş.

Tabii bence bizi özel okullara iten Türkiye deki eğitim sistemi başlı başına ele almamız gereken ayrı bir konu.

Neyse ben yine konumuza döneyim, başarı üzerine düşünürken çok beğendiğim Doğan Cüceloğlu’nun aşağıdaki yazısı gözüme takıldı. Geçen ay Nehir’in okuluna seminere gelmişti ve maalesef kendisini canlı olarak dinleyebilme fırsatım olmadı ama iyi ki yazıları var.. Eminim herkes bu yazıyı okuduktan sonra durup, düşünecektir.

Başarı herkes için önemli bir kavramdır. Anne- babalara ‘Çocuğunuzun okulda başarılı olmasını ister misiniz?’ diye sorulduğunda hepsinin cevabı doğal olarak ‘’Evet’’ olacaktır. İşte, tam da burada sorulması gereken önemli bir soru ortaya çıkıyor: ‘Okul başarısını garanti etmeniz yaşam başarısını da beraberinde getirecek mi?

Başarı birbirini takip eden alt başlıkları olan bir kavramdır. Okul başarısı– Meslek başarısı- Evlilik ve Aile başarısı ayrı ayrı önemlere sahiptir. Ancak hayatta bir önemli başarı vardır ki o olmadan kişi tam anlamıyla yaşamış sayılmaz: Yaşam Başarısı. Kişi kendine şu soruyu her zaman sormalı:  ‘Bu hayatta ben var mıyım?  Yaşadığım benim hayatım mı?’ Şöyle bir düşündüğümüzde kim bilir aldığımız kaç kararda başkalarının düşünceleri mevcut…  Hangi okula gideceğimize, hangi mesleği seçeceğimize, kiminle evleneceğimize hatta çocuğumuzun adına bile başkası karar vermiyor mu? Peki, siz ne zaman yaşayacaksınız? Hayattaki en acı durum hayatı başkalarının kararlarına göre yaşamaktır. Eric Fromm ‘Yaşanmamış yaşamlar dünyadaki bütün kötülüklerin ve savaşların temelidir’ der. Kendi yaşamında var olabilmek, yaşamı anlamlı ve güçlü bulmak yaşam başarısıdır.

Konuyla ilgili küçük bir öykü anlatmak istiyorum. Bir gün eşimle boğazda kahvaltı yapmaya gittik. Karşı masada genç bir çift oturuyordu. Yanlarında 4-5 yaşlarında adının Hakan olduğunu öğrendiğim bir de oğulları vardı. Küçük Hakan boğazdan geçen gemiyi görünce babasına sevinç içinde seslendi: ‘ Büyük gemi geçiyor!’ Babası önce irkildi, sonra umursamaz bir tavırla’ Tamam, tamam’ diye geçiştirdi. Çocuk bu sefer annesine dönerek aynı şevkle ‘Büyük gemi geçiyor!’ diye bağırdı. Annesi de oralı olmadı. Küçük Hakan pes etmedi, tekrar babasına ‘ Büyük gemi geçiyor!’ dedi. Babasının cevabı daha sert bir sesle ‘Tamam, anladım’ oldu. Hakan babasının sinirlendiğini anlayamadan annesine döndü geçen gemiye bakmasını istedi ancak annesi yine umursamaz bir tavır içindeydi. Son bir çırpınışla babasına dönen Hakan ‘Büyük gemi geçiyor!’ dedi. Babası iyice sinirli bir tavırla ‘Yeter artık! Kapa çeneni, duydum, sus!’ diyerek küçük çocuğu susturdu. Hakan olduğu yerde mahzunlaştı, dondu kaldı. Masadaki bir kadın Hakan’ın üzüldüğünün farkına vararak:’ Hakan, büyük gemi geçiyor, ne güzel değil mi?’ dedi. Hakan üzgün bir ses tonu ile: ‘Evet’, cevabını verdi. Çok incinmişti. Günümüzde kim bilir kaç yüz bin çocuk Hakan’ın yaşadığını yaşıyor ve de yaşayacak! Bu şekilde yetişen çocuklar ileride kendi çocuklarına da aynı şekilde davranacak.

Sağlıklı Bir Çocukluk Yaşam Başarısının Anahtarıdır

İnsanların varoluşunun 6 temel gereksinimi vardır:

1-Ait olmak, birey olmak

2-Önemsenmek

3-Kabul edilmek

4-Değer verilmek

5-Güvenilir olmak

6-Sevilmeye değer olmak

Eğer Hakan’ın babası bu gereksinimlerin farkına varmış olsaydı Hakan boş yere üzülmemiş, utanç içine düşmüş olmayacaktı. Hakan heyecanla ‘Büyük gemi geçiyor!’ diye bağırdığı zaman babası oğlu için son derece heyecan verici bu duruma kayıtsız kalmayıp, ‘Efendim oğlum, öyle mi, oo kocamanmış, ne kadar da güzel bir gemiymiş!’şeklinde cevap vermiş olsaydı Hakan’a:

Sen bir bireysin ve aitsin

Benim için önemlisin

Doğalsın

Değerlisin

Sana güveniyorum

İyi ki varsın! mesajını vererek onu mutlu edip gelişimine oldukça önemli bir katkı sağlamış olacaktı.

Özellikle 2-4 yaş arası yaşanılan olumsuz olaylar bilinçaltından asla silinmez. Gömülü öfke diye tabir edilen bu olumsuzluklar çocuğun ileride bütün hayatını etkiler. Kimseye güvenemezsin, sürekli sinirli olursun ama nedenini bilemezsin. Temelinde mutlaka çocukluktan kalma ruh incinmeleri, utançlar, üzüntüler vardır. Bir çocuğun sağlıklı bir ailede yetişmesi için o ailede korku, huzursuzluk, hüzün, karmaşa ortamı olmaması lazım.   Bir çocuk doğduğu zaman tanıklık ortamında doğuyor ve o tanıklık çerçevesi içerisinde yetişiyor. Çocuk böyle bir çevreye tanıklık yaparak büyürse sürekli mutsuzluk halinde, içine kapanık, utandırılmış olarak yaşar. Huzurlu aile ortamı neşeli, ruh hali sağlıklı, özgüveni yüksek çocukların yetişmesini sağlar. Bu çocuklar ileriki yıllarda yaşam başarısını yakalayan hayatı kendileri için yaşayan bireyler haline geleceklerdir.

Bir toplumda hesaba alınması gereken en önemli kişiler çocuklardır. ‘30 yıl sonra Türkiye’yi nasıl göreceksiniz?’deseler ‘Bugün yetişen çocuklara bak! İşte, 30 yıl sonraki Türkiye o olacak’ derim.

İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar.

Hayatta başarısızlık değil, öğrenme fırsatları var.

Çocuğunuza değerli olduğunu hissettirerek özgüven aşılayın.

Bir ailede çocuğun yüzü gülüyorsa sağlıklı ve bilinçli bir ailede yetişiyor demektir.

Umarım  herkes için faydalı olmuştur. Çocuğu olmayanlar da, şu anki davranışlarına sebep olan “çocukluğuna dönüyoruz” klişesinin sebebini  anlamışlardır 🙂

Sevgiyle kalın…

İdilob

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.