Ruhumuzda Açılan Kapılar

İnsanı en çok geliştiren eylemin, aklını ve mantığını kullanarak düşünmek olduğuna inanırım hep! Ve sırf bu yüzden kendimle kalıp ,akıl terazimde olayları ve duygularımı ölçüp tarttığım ,kendime ayırdığım zaman dilimlerim vardır .

İşte yine böyle bir zamandan geçtim..Ne mutlu bana ki tüm hissettiklerimi paylaşabileceğim gönül dostlarım var ! Kelimelerle örülmüş köprülerde buluştuğum, edebiyatın o sihirli dünyasında ki manzaraları birlikte seyrettiğim, görünmez kahramanlarım var zaman tünellerim içinde…

Zaman algısı duygusal dünya da yok gibi algılansa da, dünya boyutunda son yıllarda farklı bir hale büründü sanki.Eskiden gün içinde akşamı düşünürken ya da akşama plan yaparken soluklanabilecek aralar bulabilirken şimdi kahvaltıdan sonra kendimi birden güneşin batışındaki harika atmosferin fotoğrafını çeker buluveriyorum.Gün doğumu ile gün batımı arasındaki mesafe, insanların birbirlerine karşı duyduğu anlayış ve hoşgörü gibi gittikçe daraldı.. Algılar, boyutlar ,olaylar ve hissedilenler hızlı çekime alınmışcasına sarsıcı hale geldi.Bunun yaşattığı yoğunluk herkesin mücadele ettiği bir duygu durumu halini aldı.Bireysel olarak kendi kendimize göstereceğimiz tolerans, sosyal alandaki iletişim başarımızı ve mutluluğumuzu belirlemeye başladı.

Bence ;tüm bu yaşananlar, kaos gibi görünse de insanoğlunun bin yıllık devirlerde galaksilerle eş zamanlı devam eden döngüsü sadece.Karmaşık olan duygu yerine, arzu edilen ve ulaşılması gereken duyguya yoğunlaşamamanın verdiği ruhani bir sıçrayış çabası..her bireyin yolu, hiç şüphesiz ki çok farklı ve ayrı.İşte tam da bu noktada kendimize göre yorum katarak şekillendirdiğimiz olaylar da ve kişiler de karşılıklı yanıltmalar, insanoğlunu içinden çıkılmaz bir sarmala sokmakta. Susmanın , izlemenin ve izin vermenin altından bir anahtar olduğu bir devirden geçiyoruz.

Etki yaratmak çabası, yeniyi oluşturmaya değil yeni sorunlar yaratmaya neden oluyor maalesef.Zaman kaybı, artık insan ruhunun tölere edebileceği bir yeterlilikte değil.İşte tüm bu kendimizi ilgilendiren ayrık otlarını temizlemeden, başka yaşam bahçelerinin çiçeklerini ekmeye çalışırsak, kendi yabani otlarımızın olduğu akıl ve mantık bahçelerimizi görmek bile istemeyiz.Unutmayalım ki; evrende yaşanan her olay, dağa çarpan sesin yankısı gibidir.Her olay biz kaynaklı oluşur.İlk odaklanmak gereken yer, kendi aklımız, kendi düşüncelerimiz ve kendi kalbimizdir.Zamanın, mekanın ve ruhun aşılabilecek menzil noktasının sırrı ; sadece ve sadece kendimizdir.

İçsel yolculuğumuzda zamanın değil, ruhun derinliğini hissetmeye niyet etmek , varmamız gereken noktanın başlangıcı olabilir.Bunu uyguladığımız her ‘’an ‘’ önce kendimizi, sonra ailemizi ve yakın çevremizi daha hoşgörü ve anlayışlı karşılayacağız mutlaka…ve her yolun ayrı ve farklı olduğunu anlamak tüm insanlığı kurtarmışcasına kapılar açacak ruhumuzda! O kapının yaşatacağı duygu ise tamamen bizim çabamız ve tercihlerimiz ile belirlenecek…

Umudun,saygının,hoşgörünün ve karşılıksız sevginin açtığı kapılardan geçmeniz dileğiyle,

Nur Üçgün

“Ruhumuzda Açılan Kapılar” için 18 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.