Sanal Yönetmenlik

Sanal Yönetmenlik

Teknoloji, artık yaşamlarımızın vazgeçilmezi oldu.Çok değil 10-15 yıl öncesini şöyle bir düşündüğümüzde nerelerden nelere geldik diye hayretler içinde kaldığımız bir seviyeye ulaştı.Bundan 10-15 yıl sonrasını hayal etmek bile korkutucu. En azından kendi adıma… 🙂

Tabii bu hızlı ilerlemenin ürkütücülüğünün yanı sıra hoş tarafları da saymakla bitmez hani.İnsanların ve tüm dünyanın faydasına yapılan her şey başımızın tacıdır.Teknoloji söz konusu olunca aklımıza ilk önce “sosyal medya” geliyor. Eee doğal olarak! Biz teknolojinin insanlara ulaşmak ve iletişim kurmak tarafıyla ilgilenirken her an yeni bir keşfe ve gelişime imza atılıyor..

Son zamanlardaki yazılarımda hep saygı,hoşgörü ve sevgiden bahsettim.Tam da üstüne bir olay yaşayınca yazdıklarımı kendim ne kadar yaşıyorum diye sorguladım.Hep bahsettiğim o sevgi boyutunu, ne kadar yansıtıyorum diye düşündüm ve yaşadığım bir olayı paylaşmak istedim.

Geçen hafta sonu ailecek arabada giderken oğlum bana eve gidince bilgisayarda işi olduğunu söyledi. Ben de :
– Okul ödevi mi? diye sorunca ,
-Hayır! dedi..İlla ki okul için mi iş olabilir? Sen tabi ki oyun oynayacağım sandığın için hemen kızıyorsun bana dedi.

Ben yok yanlış anladın oğlum dediysem de pek inandırmayı başaramadım.Çok kötü hissettim ve kısa bir sessizlikten sonra kendisini ifade etmesine izin vermeden konuştuğum hissine kapıldığı için oğlumdan özür diledim.O da kibar bir şekilde tamam ben de biraz abarttım anne dedi ve olayı tatlıya bağladık. Normal şartlarda yolumuza devam edip bu konuyu kapatırdım fakat o hoşgörü kapısından sevgi evine girmek istedim. Bir adım attım ve oğluma bilgisayarda ne işi olduğunu merak ettiğimi söyledim. Daha doğrusu, onu heyecanlandıran bu işi merak etmiştim.Çünkü her zaman bana bahsetmezdi kafasındaki işlerden. Belli ki bu farklı bir işti…Sonra başladı anlatmaya.

Bana Japon çizgi film(Buna ANİME deniyormuş) karakterleriyle ilgili blog tarzı bir grup oluşturduğunu,bu grubun önceden sadece tek bir film için olduğunu fakat kısıtlı bir kitleyle kaldığını daha çok kişiye açılma hedefi olduğunu,şimdi sayısının çok daha fazla olduğunu,hatta bu konuda uzman bir yardımcı atadığını ve bir ekip kurduklarını ve çok daha dikkatli ilerlediklerini anlattı.

Az önce yeni nesil nasıl ülke yönetecek? ne olacak bu gençlerin hali? diye eşimle sohbet ederken, oğlumun tüm dünyadan sayısı 400-500 kişiyi bulan bir grubu görev atamalarıyla birlikte oturduğu yerden yönetmesini işitmek beni hem utandırdı hem de onurlandırdı.

Utandım çünkü bunları hazırlarken ben ödevlerini yaptın mı ki oyun oynuyorsun diye onu sorguladım. Onurlandım çünkü; oğlum tahminimden çok daha fazla büyümüştü. Dünyanın her yerinden yaşıtlarıyla, bu karakterlerin film esnasındaki onurlu ve duygulu davranışlarını tartışmaya başlamış bile. Üstelik bu sayede Japonca kelimeleri yazmayı öğreniyormuş.

Yeni nesil ,organize olmayı,durum yönetmeyi ve etkili iletişim yöntemlerini daha ergenlik döneminde ön prova olarak sanal yönetmenlik şeklinde öğreniyorlar. Ne diyelim çağa ayak uydurmak lazım:)

Ben artık sevgi evinin kapısından girdiğime inanıyorum. Sadece olayları tatlıya bağlamak o an’ı kurtarıyor.Geleceği kurtarmak ise biz ebeveynlerin bir sonraki adımı atmalarına bağlı. Umarım yaşadığım bu olay sözlerimle özdeşleşip yaşamınızda küçük bir yer alır.

Sevgi ve anlayış dolu nice güzel anılar yaşamanız dileğiyle,

Nur Üçgün

“Sanal Yönetmenlik” için 15 yorum

  1. Ben bu yazıya yorum yazmıştım. Göremeyince şaşırdım.
    Ne mutlu sana ki oğlun interneti güzel bir şekilde kullanıyor. Yabancı dili ya da dilleri bu şekilde öğrenecek.
    Dünya da zaten iş yapma şekillerinin değişeceğini uzmanlar söylüyor. İlk adımları çocuklar atıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.