Etiket: çocuk gelişimi

çocuklarımızı temiz tutmaya, temiz beslemeye özen gösterdiğimiz gibi zihinlerini de temiz bilgilerle doldurmalıyız. Eeee hadi o zaman ne duruyorsun? Ben senin için yaptım bile....

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Merhaba,

Bugün sizlere Selina’nın Maceraları nereden çıktı, beni bir kitap yazmaya iten neydi  tekrar anlatmak istedim.

Kızım Nehir  12 yaşında  ve  her gece ona kitap okuyorum. Daha doğrusu ilk 6 yıl ben ona okudum, 6 yaşından beri de  birlikte okuyoruz.  Fakat okuyacak kitap, anlatacak masal bulmakta zorlandığım bir süreç oldu. İnsan anne olduktan sonra her şeye, hayata bakış açısı değişiyor. Çocuğuna uygun olup, olmadığını sorgulamaya başlıyor.  Dünya klasikleri inanılmaz. Hepsi ama istisnasız hepsi hikayesinin içinde kötülük barındırıyor. Her zaman iyi ve kötünün savaşını anlatıyor. Evet çoğu zaman iyi kazanıyor  ama kötülüğü, büyücüyü, cadıyı, canavarı da çocuğun aklına sokuyor. Beni en çok üzense bu masallar çocuklarımıza 3 yaşından itibaren anlatılmaya başlanıyor. Tevekkeli  boşuna psikologlar çocukluğa döndürmüyor insanları. Çocuklarımızın o tertemiz beyinlerine neler yüklüyoruz.

Şimdi bir düşünsenize, Hansel ve Gratel, Pamuk Prenses, Rapunzel, Uyuyan Güzel, Cinderalla… böyleeee uzar gider. Cadıların, büyücülerin ve kötü üvey annelerin yanı sıra beni üzen diğer bir noktada, kötülük yapanların da kadın, mağdur olanın da kadın olmasıydı. Ayrıca kurtarılmak için bir prens beklenmesi de ayrı bir sorundu. Sonra kurbağayı öpmek zorunda kalan Prenses gibi anlamsız konular da bence çocukların taze beyinlerine yüklenmemesi gereken, gereksiz işler.

Ben; çocuklukta bedenlerimizin nasıl sağlıklı ve doğal, iyi beslenmeye ihtiyacı varsa,  zihinlerimizin  de sağlıklı, temiz ve iyi bilgiyle doldurulması gerektiğine inanıyorum.

Bunun üzerine, ” ben de kendi masalımı kendim yazarım” dedim ve  Selina’nın Maceraları’nı  yazmaya başladım. İlham kaynağım kızım oldu. Yaşadığımız otel, buradaki doğa, arkadaşları  vs..  Hatta kahramanımızın ismini Nehir’in sınıfında yaptığımız bir anketle, çocuklar belirledi.

Resimlerini  Aygül Öveç Avcı çiziyor. Harika da bir iş çıkarıyor. Beynimdekileri, hayallerimi neredeyse bire bir canlandırıyor. Selina’da şu anda etrafta dolaşan, ne olduğu belirsiz, eciş bücüş kahramanlara inat, çocuk gibi çocuk, afacan ve sevimli bir karakter oldu. Ayrıca kızımın bir fotoğrafından yola çıkarak çizildi.

Hikayelerde vurgulamak istediğim diğer bir hususta “doğa ve hayvan sevgisi”  . Beton apartmanların içinde, tabletlerin sanal dünyasında hapsolmuş çocuklara, unuttukları doğayı, mahalle arkadaşlığını hatırlatmak istedim. Gittikçe betonlaşan dünyada çocuklarımıza tekrar doğa sevgisini aşılamak amacındayım.

Bu hikayelerin en önemli özelliği, bir çok pedagogdan, öğretmenden ve anneden destek alınarak oluşturulmuş, çok büyük oranda  kendi kızımla yaşadıklarımdan yola çıkılarak yazılmış gerçek bir hayat hikayesi  olması. Daha da önemlisi; içinde hiçbir subliminal mesaj, şiddet, korku, canavar, büyücü vs. içermemesi. Ayrıca seri olacağı için devamı da gelecek. Üçücü maceramız “Ormanımızı Kurtarıyoruz” resimlenmeye başladı. Aaaaa bu arada ilk maceramız olan “Selina’nın Okul Macerası” ingilizceye çevrildi bile…

Macerlar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen kitaplar listesine de alındı.

 Umarım elden ele dolaşsın tüm çocuklara ulaşsın çünkü o sevgiyle, iyi niyetle, pozitif düşüncelerle yazıldı. Devamı da gelecek. Eeeee hadi öyleyse  çocuğunuza, arkadaşınızın çocuğuna, yeğenlerinize, torunlarınıza ve hatta yeni kurulacak okul kütüphanelerine vs. artık hangi kitabı hediye edeceğinizi biliyorsunuz. 🙂

Sevgiler

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Selina'nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Erken Kalkmak İstemiyoruz.

BİZİM EVİN SABAH SAVAŞÇILARI

BİZİM EVİN SABAH SAVAŞÇILARI

Yeni doğan bebeklerimizin ardından uykuya hasret o yıllar. Ah ne çok dua ederdik “lütfen biraz uyusun da, dinleneyim, işlerimi halledeyim, kendime zaman ayırayım” diye.

Sonra yıllar geçti, miniklerimiz büyüdü, okullu oldu.

Ama şimdi de uyanmak bilmiyorlar! 🙁

Bizim evde her sabah adeta uyku savaşları çıkıyor. Nehir bir beş dakika daha uyumak için neredeyse her şeyden vazgeçebilir bir hal alıyor! 🙂 Bir de şu saat uygulamasından sonra zifir karanlıkta kalkmak üzerine tuz biber ekti.

Çoğu konuda uyumlu ve uysal olan Nehir, mevzu sabah uyanmak olduğunda Aman Allaaahım!! hepimize kök söktürüyor resmen. Ne güzel sözler, ne yalvarmalar, neler neler.. hiç biri kâr etmiyor vallahi.

Eminim  ki okul çağında çocuğu olanlar beni gayet iyi anlayacaktır. Çünkü bu problem, gözlemlerime göre sadece bizim evde yaşanmıyor. Hemen hemen her çocuk sabahları yatağından sürüne sürüne kalkıyor, zorla kahvaltısını yapıyor, bir gözü yatakta kalmış şekilde okullarına gidiyor.

Hee.. tabi okula girdikleri anda o bitmek bilmeyen enerjileri bir anda yerine geliyor nedense 🙂 Sanki bir saat önce yataktan sürükleyerek çektiğimiz bizim çocuklar değil gibi oradan oraya koşturuyorlar, hele de tenefüs saatlerinde 🙂 Akşam eve geldiklerinde de durum değişmiyor tabi. Her zaman bir film daha izlemeye, bir iki masal daha dinlemeye, bir kaç yaramazlık daha yapmaya enerjileri kalıyor. Ama ne oluyorsa bu sabahları uyanma zamanlarında oluyor.

Vallahi çocuğumu tanımasam “isyankar oldu yavrum” diye endişeye kapılacağım. Tamam boğa burcudur, inatçıdır ama hiç bir zaman sabahları olduğu kadar isyankar değildir. 🙂 Bizi ikna etmek için okulu bırakmaya mı karar vermiyor, istediği saatte okula gidebileceğini düşündüğü için Almanya’ya yerleşmeyi mi teklif etmiyor, bizi uyku hırsızları mı ilan etmiyor 🙂 neler neler.. 🙂

Babası da, ben de aklımıza gelen her yöntemi, her güzel sözü,bazen kızmayı, her motive edici hamleyi denedik ama bu sabahları uyanma konusuna bir çözüm üretemedik. Biliyorum ki sizler de yaşıyorsunuz bu sabah savaşlarını.

O yüzden sizden ricamdır;

Eğer o büyülü kelimeyi bilen varsa ne olur bana da söylesin! 🙂

Sevgiler

idilob

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 BİZİM EVİN SABAH SAVAŞÇILARI

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Çocuklarda Diş Bakımı

Blogda arkadaşlarımı misafir etmeye devam ediyorum. Bugün de çocuklarda diş bakımı hakkında yazdığı açıklayıcı yazısıyla sevgili Tuğba yani Şapşikanne misafirim oldu. Beni kırmayıp, yazdığı bu bilgilendirici yazı için kendisine sonsuz teşekkürler.

Çocuklarda Diş Bakımı

Dişlerimiz hem beslenmemiz hem de estetik duruşumuz için önemli.. Peki ya çocuklarda… Onlar önemsemiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sağlıklı ve güzel dişleri olan çocukların her yaş aralığında daha mutlu ve kendine güvenli olduğunu söylüyor otoriteler..

Anlayacağınız hiç bir şey için değilse bile çocuğunuzun mutluluğu için  önemli yani dişleri 🙂

Çoğunlukla ergenlik dönemiyle kendisini ve sıkıntılarını daha fazla belli eden diş yerleşim sorunları ve diş- çene ilişkileri de işte tam da bu sebeplerden ihmal edilmemeli.

Diş yerleşim sorunları diyorum, çünkü hem çapraşıklık hem de dişlerin arasındaki açıklık rahatsız edici olabiliyor.

Peki önlemenin bir yolu yok mu? Var..

Pedodonti (Çocuk Diş hekimliği), 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal  ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesini  amaçlayan bir anabilim dalıdır.  Pedodonti, bebeklik çağından itibaren çocukların ağız-diş sağlığını ve çene-yüz bölgesi gelişimini takip ve tedavi eden, aynı zamanda koruyucu önlemleri de içine alan diş hekimliği dalıdır. Bu konuda uzmanlaşmış diş hekimlerine de Pedodontist denir.

Yaklaşık 6 aylık bir bebekte süt dişleri çıkmaya başlar ve bu dişler ortalama 13 yaşına kadar ufak eksilmeler ve artmalarla ağızda kalır. 13 yıl hiç de az bir süre değil. Süt dişlerinin önemini buradan da anlayabilirsiniz…

Zamanından önce çekilen bir süt dişi, sağındaki solundaki dişlerde boşluğa doğru kayma yapar ve çapraşıklık sebebi olur.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Çocuklarda Diş Bakımı

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Çocuklarımızı tatilde özgür bırakalım, yönergesiz özgürce eğlensinler

Tatil Oyunmuş! Tatil Özgürlükmüş!

Tatil Oyunmuş! Tatil Özgürlükmüş!

Hayat zaten bir oyun. Lütfen çocuklarımızı rahat ve özgür bırakalım. Bırakalım dağ, tepe, bahçe koşsunlar, zıplasınlar, terlesinler,kirlensinler, oyun oynasınlar. Kumlardan kaleler, çamurdan koltuklar, televizyonlar yapsınlar, ip atlasınlar, sek sek oynasınlar, beş taş oynasınlar, misket oynasınlar… Yaratıcılık için, hayattan tat almak için bunlar gerekli. Eğer çocuğumuzun problem çözme yeteneğinin gelişmesini istiyorsak, bırakalım biraz da sokak çocuğu olsun, oyun çocuğu olsun. Aman bu idilob da yine neler yazmış böyle diyorsanız. Alın size Pedagog Seçil ÖZCAN’ın yazısı… Ben kanıtlarla konuşuyorum 🙂 İşin ehli de aynı benim gibi düşünüyor. Eee hadi onun yazısını da okuyalım öyleyse..

Anneeeee Beş Dakika Dahaaaaa!!!!

Evet! Tatilde, özgürlük ve oyun için, kuralları yıkmaya çalışan bu sese kulak verin!

Evet! Çocuklarımız karnelerini aldılar. Birçok aile, çocuklarının yerine, onların tatillerini planlamaya başladılar bile. Öyle değil mi?

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Tatil Oyunmuş! Tatil Özgürlükmüş!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Çocuklarımızı yetenekleri doğrultusunda meslekler seçmekte özgür bırakabilmeliyiz.

Aslında Herkes Bir Dahidir!

Aslında Herkes Bir Dahidir!

Bugün içimden çocuklarımızın meslek seçimleri konusunda bazen bilinçli olarak bazen de hiç bir olumsuz söz söylemediğimiz halde, bakışlarımızla, gözlerimizle, mimik ve yüz ifadelerimizle yaptığımız enerjisel baskı hakkında yazmak geldi.

Her çocuğun yetenekleri farklı. Herkes doktor, mühendis, mimar olmak zorunda değil. Kaldı ki her doktor çok para kazanacak veya her mühendis, mimar da zengin olacak diye bir koşul yok.

Önemli olan çocuğumuz ne iş yaparsa yapsın işinde en iyisi olabilsin. Hiç bir işi; sırf  yapmış olmak için veya anne, babasını memnun etmek için yapmamalı. Sevdiği işi yaptığı zaman zaten o iş ona bir külfet, bir yük olarak gelmeyeceği için, işini yaparken keyif alacağından hem mutlu olacak, hem de başarı kendiliğinden gelecektir.

Nice insanlar biliyoruz gönlünde müzisyen olmak yatan, hatta kan görmeye dayanamadığı halde aile baskısı ile doktor olmuş ve şu anda eziyet çekerek işini yapmaya çalışan… Gönlünde arkeolog olma isteği varken subay olmuş insanlar, öğretmen olmak isterken polis olmuş kişiler….. Liste uzar gider…

Müzisyen olmak, ressam olmak, öğretmen olmak, dansçı olmak… Bunlar da harika meslekler. Bir İdil Biret, bir Fazıl Say, bir Tan Sağtürk daha kimler kimler… Hepsi son derece prestij sahibi, başarılara imza attılar.

Albert Einstein ne demiş.

“Aslında herkes bir dahidir… Ama siz kalkıp,  bir balığı ağaca çıkma yeteneğine göre yargılarsanız, balık tüm ömrünü bir aptal olduğuna inanarak geçirecektir.”

Lütfen çocuklarımıza, kendi isteklerimiz yada isteyip de olamadıklarımızı yani kendi hayallerimizi gerçekleştirmeleri konusunda baskı yapmayalım. Çocuğumuzun yeteneği ne ise, o konuda yüreklendirelim, eğitim almasına yardımcı olalım. Her şey gibi herkes de ait olduğu yerde hayat bulur.

Sevgiler

idilob

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Aslında Herkes Bir Dahidir!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku