Etiket: nehir

Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Konumuz anne olunca biz neden “Hayatı kaçırıyormuşuz” gibi bir telaş içine giriyoruz acaba? Hayat kaçmıyor aksine daha bir anlam kazanıyor daha bir değerleniyor.

Arkadaşlarımızla kahve içememekten, eşimizle sinemaya gidememekten, alışverişe çıkamamaktan şikayet edip duruyoruz. Sanki hayatımızda pis bez kokusu, sütlü kusmuktan başka bir şey yokmuş gibi 🙂 Yaaaa sevgili anne hayatında hiç sahip olmadığın bir şeye sahipsin şu anda fark etsene… Aç gözlerini! Karşında koşulsuz sevgi ile bağlı olduğun minicik bir insan var.  Oyuncakları artık bir yana bırak, gerçek bir bebeğin var.

Anneliğin sana kattığı güzelliği ve olgunluğu açığa çıkar. Bırak güzelliğin ışıldasın. Sen artık bir annesin.

Bu dünyada dikili bir ağacın var.  Hayat macerasında geri kaldığını sanarken asıl macera yeni başlıyor ve o minik bedenin her nefesinde  pupa yelken yol alıyor… Asıl keyfini çıkarman gereken, her anını hafızana kayıt etmen gereken günler yeni başladı.

Arkadaşlarınla gecelere akamamaktan  mı şikayetçisin, asıl arkadaşların şu anda o minicik bedenin sıcacık nefesini koyunlarında hissedemedikleri için, o minnacık eli tutamadıkları için suni gece akımından yakınsınlar bence. Şu anda kıymetini anlayamadığın gece birlikteliklerini o kadar özleyeceksin ki ben sana söyleyeyim. Kendine acımayı bırak, anın tadını çıkar.

Hem eskiden bir arkadaşınla kahve içmek, eşinle sinemaya gitmek bu kadar zevkli ve kıymetli miydi… Şimdi o sıradanlıklar bitti yerine her saniyesi değerlendirilen kıymetli zamanlar geldi.

Dostum benden sana tavsiye

-Yakınmayı bırak! Anın tadını çıkar ve keyfini sür…

– Zorlukları aşmanın zafer kazanmanın tadı bambaşka olsun.

-Hayat kaçmıyor. Hayat yeni anlam kazanıyor ve başlıyor. Yepyeni çok keyifli  bir maceraya atıldın yolun açık olsun.

 

Sevgiler

 

idilob.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Anne Olunca Hayat Kaçmıyor!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Kurallar,Sınırlar ve Özgürlük

Dünyaya geldiğimiz ve ilk soluk aldığımız anda annemizin o daracık karnından ellerimizi kollarımızı rahatça hareket ettirebilmenin derin mutluluğunu yaşayarak başlıyoruz hayata. Büyüdükçe küçülen kıyafetlerimiz gibi bize devasa büyük gelen sokaklar gelişip yetişkin bir birey olunca artık içinde kaybolmadığımız mekanlar haline geliyor.  Biz büyürken dünya küçülüyor sanki…

Sonra yıllar geçiyor ve özgürce bir yaşam sürebilmeye bir adım kala tekrar dünya küçülmeye başlıyor. Bu sefer fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak kurallar ve sınırlar zincirine takılıyor insan. Toplumsal baskılar,eğitim hayatı,iş hayatı,evlilik sorumluluğu,çocuk sorumluluğu,gelecek kaygısı,ekonomik sorunlar derken beden olarak özgür ,ruh olarak ise annemizin karnındayken ki hissettiğimiz o müthiş güven duygusunu kaybetmiş yorgun bireyler haline dönüşüyoruz.  Oysa ki biz dünyaya gelirken hiç böyle hissetmemiştik.Son derece korunaklı ve güvenli bir alanda büyüyüp gelmiştik buraya ! Bedenlerimizin büyümesi içimizdeki o sonsuz sevgi ve güven duygusunu alamazdı. Almamalıydı.

Belki de bu kadar olumsuz duygu içimizdeki o gizli Hazine’nin üzerini örtmüştü.Yaşam okulundan almamız gereken dersler aslında hepimiz için aynıydı. Çocukken gözümüzde devleşen sokaklar gibi tüm bu sorun olarak algıladığımız olayları biraz fazla büyüttük.Sınırları ve kuralları fiziksel dünyalarımızda başarılı olmak adına koyarken ruhumuza da dünya hırslarının prangalarını geçirdik.Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamak için var gücümüzle çalıştık. Genişledikçe artan imkanlarla ,daralan ruhlarımızın özgürlüğünü küçük pantolonlu,elbiseli zamanlarımızda aradık.

Şimdi sadece buraya sevgi ve güven içinde geldiğimizi ve son nefesimizde de sevgi ve güven içinde olacağımızı hatırlamak zamanı. İnsanoğlu’nun kuralları da sınırları da başkalarının haklarına ve kendi haklarına sahip çıkmak içindir.Özgür olma hissi ruhumuzun bu dünyadaki tattığı ilk duygudur ve yaşam bize sunulmuş en büyük hediyedir…

Bize düşen en önemli görev ise hakkıyla yaşamak ve yaşatmaktır… Sınırlarınızın,kurallarınızın ruhlarınızı özgür hissettireceği bir yaşam dileğiyle,

 

Nur Üçgün

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kurallar, Sınırlar ve Özgürlük

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

çocuklarımızı temiz tutmaya, temiz beslemeye özen gösterdiğimiz gibi zihinlerini de temiz bilgilerle doldurmalıyız. Eeee hadi o zaman ne duruyorsun? Ben senin için yaptım bile....

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Selina’nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Merhaba,

Bugün sizlere Selina’nın Maceraları nereden çıktı, beni bir kitap yazmaya iten neydi  tekrar anlatmak istedim.

Kızım Nehir  12 yaşında  ve  her gece ona kitap okuyorum. Daha doğrusu ilk 6 yıl ben ona okudum, 6 yaşından beri de  birlikte okuyoruz.  Fakat okuyacak kitap, anlatacak masal bulmakta zorlandığım bir süreç oldu. İnsan anne olduktan sonra her şeye, hayata bakış açısı değişiyor. Çocuğuna uygun olup, olmadığını sorgulamaya başlıyor.  Dünya klasikleri inanılmaz. Hepsi ama istisnasız hepsi hikayesinin içinde kötülük barındırıyor. Her zaman iyi ve kötünün savaşını anlatıyor. Evet çoğu zaman iyi kazanıyor  ama kötülüğü, büyücüyü, cadıyı, canavarı da çocuğun aklına sokuyor. Beni en çok üzense bu masallar çocuklarımıza 3 yaşından itibaren anlatılmaya başlanıyor. Tevekkeli  boşuna psikologlar çocukluğa döndürmüyor insanları. Çocuklarımızın o tertemiz beyinlerine neler yüklüyoruz.

Şimdi bir düşünsenize, Hansel ve Gratel, Pamuk Prenses, Rapunzel, Uyuyan Güzel, Cinderalla… böyleeee uzar gider. Cadıların, büyücülerin ve kötü üvey annelerin yanı sıra beni üzen diğer bir noktada, kötülük yapanların da kadın, mağdur olanın da kadın olmasıydı. Ayrıca kurtarılmak için bir prens beklenmesi de ayrı bir sorundu. Sonra kurbağayı öpmek zorunda kalan Prenses gibi anlamsız konular da bence çocukların taze beyinlerine yüklenmemesi gereken, gereksiz işler.

Ben; çocuklukta bedenlerimizin nasıl sağlıklı ve doğal, iyi beslenmeye ihtiyacı varsa,  zihinlerimizin  de sağlıklı, temiz ve iyi bilgiyle doldurulması gerektiğine inanıyorum.

Bunun üzerine, ” ben de kendi masalımı kendim yazarım” dedim ve  Selina’nın Maceraları’nı  yazmaya başladım. İlham kaynağım kızım oldu. Yaşadığımız otel, buradaki doğa, arkadaşları  vs..  Hatta kahramanımızın ismini Nehir’in sınıfında yaptığımız bir anketle, çocuklar belirledi.

Resimlerini  Aygül Öveç Avcı çiziyor. Harika da bir iş çıkarıyor. Beynimdekileri, hayallerimi neredeyse bire bir canlandırıyor. Selina’da şu anda etrafta dolaşan, ne olduğu belirsiz, eciş bücüş kahramanlara inat, çocuk gibi çocuk, afacan ve sevimli bir karakter oldu. Ayrıca kızımın bir fotoğrafından yola çıkarak çizildi.

Hikayelerde vurgulamak istediğim diğer bir hususta “doğa ve hayvan sevgisi”  . Beton apartmanların içinde, tabletlerin sanal dünyasında hapsolmuş çocuklara, unuttukları doğayı, mahalle arkadaşlığını hatırlatmak istedim. Gittikçe betonlaşan dünyada çocuklarımıza tekrar doğa sevgisini aşılamak amacındayım.

Bu hikayelerin en önemli özelliği, bir çok pedagogdan, öğretmenden ve anneden destek alınarak oluşturulmuş, çok büyük oranda  kendi kızımla yaşadıklarımdan yola çıkılarak yazılmış gerçek bir hayat hikayesi  olması. Daha da önemlisi; içinde hiçbir subliminal mesaj, şiddet, korku, canavar, büyücü vs. içermemesi. Ayrıca seri olacağı için devamı da gelecek. Üçücü maceramız “Ormanımızı Kurtarıyoruz” resimlenmeye başladı. Aaaaa bu arada ilk maceramız olan “Selina’nın Okul Macerası” ingilizceye çevrildi bile…

Macerlar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen kitaplar listesine de alındı.

 Umarım elden ele dolaşsın tüm çocuklara ulaşsın çünkü o sevgiyle, iyi niyetle, pozitif düşüncelerle yazıldı. Devamı da gelecek. Eeeee hadi öyleyse  çocuğunuza, arkadaşınızın çocuğuna, yeğenlerinize, torunlarınıza ve hatta yeni kurulacak okul kütüphanelerine vs. artık hangi kitabı hediye edeceğinizi biliyorsunuz. 🙂

Sevgiler

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Selina'nın Maceraları Nasıl Doğdu?

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Kasım ayı biraz melankolik biraz duygusal en çokta romantik bir ay

Kasım’da Aşk!

Kasım’da Aşk!

Sıcak bir şeyler içmenin hoş sohbetler eşliğinde tadına doyum olmayan zamanlarına geldik. Yazın bir plaj havlusuyla deniz,güneş ve kumun bireysellik içinde yaşattığı huzurun yerini sarıp ,sarmalanmaya ihtiyaç duyduğumuz günler aldı.

Yıllar geçtikçe kış mevsiminin ruhumun mevsimi olduğunu anladım. Çocukluk döneminde evimizin hemen alt kısmındaki plajın merdivenlerinden denize atlayıncaya kadar kalbim heyecanla atardı.Sanki; deniz çabuk hareket etmezsem çekilip gidiverecekmiş gibi bir an evvel kendimi suya atmak isterdim. Dudaklarım morarıncaya kadar ,ellerim buruşuncaya kadar suda kalır oynardım.Şimdi düşünüyorum da biz sokakta ve denizde oynamaktan başka eğlencesi olmayan çocuklardık. Buna rağmen de çok mutluyduk.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kasım'da Aşk!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Külkedisi Pastası

Bal Kabağı Pastasına Ne dersin?

Bal Kabağı Pastasına Ne Dersin?

Böyle havalı, sosyetik görüntüsü sizi ürkütmesin… Havasını kurdeleye borçlu; yoksa kendileri son derece kolay ve ekonomik bir tarif.
Bal kabağınız yoksa denemekten vazgeçmeyin, başka bir meyve püresiyle de yapabilirsiniz. Veya meyveli kısmı tamamen çıkarabilirsiniz. Çok lezzetli, kolay servis edilebilen, sizi üzmeyecek bir reçete bu. Kelepçeli kalıbınız yoksa, kedi dillerini kullanmayarak düz bir kalıba da dökebilirsiniz. Veya kedi dillerini kahve ile ıslatıp tabana dizebilirsiniz. O vakit bisküvili tabanı iptal edersiniz. Hayal gücünüz ve evdeki imkanlarınıza göre şekil alabilirsiniz. Benim size ulaştırmaya çalıştığım asıl lezzet buradaki krema zaten. İstediğiniz pastanızda kullanabilirsiniz bu reçeteyi. Deneyin, pişman olmayacaksınız.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Bal Kabağı Pastasına Ne dersin?

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku