Etiket: yazar çocuk

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Teknoloji ışık hızıyla ilerliyor. Hatta öyle ki; takip etmekte zorlanıyoruz. Ama diğer yandan da en son çıkan telefon, tablet hangisiyse koştura koştura almaya gidiyoruz. Üstelik sadece kendimize değil, çocuğumuza da en güzelinden bir tane. Eee alacağız tabi , ne de olsa bir tanecik çocuğumuz var, paraya kıyıp en güzelinden en kalitelisinden alacağız.

Alalım tabi ki iyi güzel de; bunları yaparken çocuğumuzun ruhunu doyurmaya, hayal gücünü geliştirmeye yarayan kitapları arka plana atmayalım. Çocuklarımız en büyük hazinemiz değil mi? Onlara kitapları sevdirmemiz, okuma alışkanlığı edinmesine yardımcı olmamız gerekmez mi? Elbette ebeveyn olarak bu bizim en önemli görevlerimizden birisi. Bunun içinde öncelikle çocuklarımıza  kitap almalıyız!!! Ne yazık ki  toplumumuz şöyle bir anlayışa sahp; kitap almayı gereksiz buluyor ve kitaba verilen paranın da boşa giden bir para olduğunu düşünüyor. Her şey internette var nasılsa, kitaba ne gerek var ki?

Birileri hediye ederse o zaman iş başka. Ama kendimiz almaya gelince nedense zor geliyor. Hatta imza gününe gidip, kitabın ücretli olduğunu öğrenince ortadan kaybolan insanlar biliyorum 🙂 🙁 Traji komik değil mi? Kendi başıma geldi de oradan biliyorum. Hatta daha da acı bir şey, arkadaşımın açtığı resim sergisine gelen bir grup insan, ikram olarak verilen kurabiyeleri alıp, az ötede piknik yapacak kadar da işi ileri götürebilmiş.

Ben bir uzman, bir eleştirmen değilim. Amacım nasihat vermek de değil, zaten haddime de değil. Sadece ben de bir anne olarak bazı gözlemlerimi yazmak istedim.Çocuklarımıza kitaplar alalım, mutlu, pozitif, eğitici, öğretici kitaplar. Okumaz, dinlemez demeyelim.  Kitaplara dokunsunlar, resimlerine baksınlar bu bile yeter. Daha sonra dinlemeye, zamanı gelince de kendisi okumaya başlayacaktır.

Kitap okumak beyni açar, hantallıktan kurtarır. Bilgi dağarcığımızı ve kelime haznemizi zenginleştirir. Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir. Genel kültürümüzü arttırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar.Hayal gücümüzü geliştirir.

Umarım okuyan bir toplum olabiliriz. Onun, bunun ağzından çıkan kelimelere bakacağımıza kendimiz okuyup, en doğrusunu öğreniriz.

Güzel bir kitap önerisiyle de yazımı bitireyim. İdil Öztürk Başara’nın yani kendimin yazdığı Selina’nın Maceraları serisinin 1. Sayısı Selina’nın Okul Macerası. Eğitici, eğlenceli ve özellikle okula gitmek istemeyen bir çocuğunuz varsa mutlaka edinmelisiniz. Kitap 1. ve 2. sınıfa yönelik. Daha alt yaş grupları da resimlerini çok ama çok seviyor.

Kitap okuyalım! Hem de pek çok kitap!

Sevgiler,

İdilob

 

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Kitap Okuyalım! Hem de Pek Çok Kitap!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Her şeye yetişeyim derken hiç bir şey yaşayamadığımızn farkında mısınız

ANDA KALIN

 ANDA KALIN

Hayatımıza yeni bir kavram girdi Multitasking. Yani çoklu görev. Ekşi sözlükte sakız çiğnerken, merdiven çıkabilmek diye yazmış. Yada eli işte, gözü oynaşta durumu demiş 🙂

Bu kavrama nedense en çok kadınlar uyuyor gibi düşünmeye başlıyorum artık. Pazar sabahı uyandığımda aklımdan ilk önce “Ayyy dün çok yoruldum, bugün bol bol dinleneceğim” diye geçirdim. Sonra günün planını yapmaya koyuldum. İlk düşündüğüm “Kahvaltıda şöyle güzel bir tereyağlı yumurta yapalım da keyfime diyecek olmasın” oldu. Fakat peşi sıra düşünceler akın etmeye başladı: önce “kahvaltıyı hazırlarken önden ocağı bir sileyim de sonra iş kalmasın” dedim sonra “ocağı silmeye başlamadan önce bir çamaşır atayım da biz kahvaltı yaparken o çıkar” diye düşündüm. Üzerine çamaşır çıkınca kurutma makinesine atayım da ikinci makineyi de o arada doldurur yıkarım diye planladım. Bütün bunları kafamda planlarken de eşimin ve çocuğumun uyumaya devam etmesini, kahvaltı hazır olunca onları kaldırmayı planladım. Sonuçta bir tane hafta sonumuz var onlar da rahatça uyusun istedim. Tamam da hani ben de dinlenecektim?

Hafta sonu versiyonu deyip belki abartıyor olduğumu düşündüğünüz bu planın bir de hafta içi versiyonu var ki o çok daha beter. Kahvaltı mı hazırlayayım, işe mi hazırlanayım, çocuğu servise mi yetiştireyim, akşamın yemeğini mi düşüneyim, toplantıya mı konsantre olayım derken, en iyisi öğle arasında bir şeyler atıştırıp kırılan saçımı kestirmeye kuaföre gideyim diyorum.

Bu sürekli bir şeyleri yetiştirme ve bir şeylere yetişme telaşındaki bünyenin de arada bir durması, yediği yemeğin lezzetine varması, bahar güneşinde bir banka oturup içini ısıtması lazım. Her şeye yetişeyim derken hiçbir şey yaşayamadığımızın farkında mısınız? İnsan aynı anda 5 iş birden yapmaya çalışırken, çocuğunun yüzündeki ışıltıyı, radyoda çalan müziği, kapının önünde açan gülü görüp, fark edebilir mi??? Telaş içinde yaşarken “anda kalmayı” unutuyor insan.

Birkaç yıl sonra dönüp geçmişe baktığımızda, en çok kahkaha attığımız günü, en eğlendiğimiz geziyi, en huzurlu olduğumuz mekanları hatırlayacağız. Evimizin bir ayın kaç gününde pırıl pırıl olduğunu ya da kaç kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu bulunduğunu değil. Ailenizle beraber geçireceğiniz güzel an sayısı şu anda kafanızda planladığınız yapılacak işlerin hepsinden daha önemli.

“Bugün hava ne güzel” dedikten hemen sonra dışarı atın kendinizi, çok acıktığınızı hissettiğiniz anda mutfağa koşun, çocuğunuz sıkıldım diyorsa can sıkıntısını beraber yok edin.

Unutmayın, en önemli kişi şu anda yanınızda bulunan kişidir.

En önemli iş şu anda yaptığınız iştir.

En önemli an ne geçmiş, ne de geleceğinizdir.

Anda kalın.

idilob

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 ANDA KALIN

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

ergen annesi olmak

Her Şeye İtiraz!

Her Şeye İtiraz!

Merhaba,

Merak ediyorum sizler de bazen benim gibi  isyan bayrağını açıyor musunuz? Her söylenene itiraz, her söyleneni duymazdan gelme!!!

– Çocuğum hadi uyku saati geldi, yatmaya gidiyoruz. Bak sonra sabah uyanamıyorsun. -Yaaa ben daha uyumayacağım, uykum gelmedi.

Sonra sabah olur yine aynı terane,

-Kızım hadi uyan… -Yaaaa 5 dakika daha!Uyumak istiyorummm…

Sonra banyo zamanı, hadi banyoya…. Yaaaa istemiyorum. Sonra zorla, şerle sokarsın banyoya, Hadi kızım, çık artık.. Yaaaaa ben daha çıkmayacağım..

Hadi sofraya, yemek hazır. – Ben yemeyeceğim… Sofrayı toplarsın, acıktım ben!!!

Ayyyy yazarken bile daraldım 🙂 Herhalde ergen olmaya başlamak, itiraz edip, neyi ne zaman yapacağıma kendim karar veririm demek… Belki biz de böyleydik.

Ama her neyse, bu her söylenene itiraz etme, karşı çıkma düğmesi nereden kapatılıyorsa, bilen lütfen yoruma yazsın.

Sevgiler,

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Her Şeye İtiraz!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

Her çocuk kendi macerasını yaşıyor

Macera Başladı!

Merhaba,

Hayaldi, gerçek oldu… Selina nasıl mı doğdu? Hemen anlatayım;

Her akşam uyumadan önce Nehir ile kitap okuduğumuzu zaten sürekli  söylüyorum. Fakat okuyacak kitap, anlatacak masal bulmakta zorlandığım bir süreç oldu. Dünya klasikleri inanılmaz. Hepsi ama istisnasız hepsi hikayenin içinde kötülük barındırıyor. Her zaman iyi ve kötünün savaşını anlatıyor. Evet çoğu zaman iyi kazanıyor  ama kötülüğü, büyücüyü, cadıyı, canavarı da çocuğun aklına sokuyor. Beni en çok üzense bu masallar çocuklarımıza 3 yaşından itibaren anlatılmaya başlanıyor. Tevekkeli boşuna psikologlar çocukluğa döndürmüyor insanları. Çocuklarımızın o tertemiz beyinlerine neler yüklüyoruz.

En çok verdiğim örnek; Pamuk Prenses! Üvey anne dehşeti 🙁 Düşünsenize kalbini sök ve bana getir!!! Bu nasıl bir vahşettir.

-Anne neden annesi Pamuk Prensesi öldürüyor. Kalbini neden söküyor? vs. vs..

Hadi anlat bakalım, anlatabilirsen. Tabii bir sürü uydurmalar, masalı değiştirerek anlatmalar filan…

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Macera Başladı!

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku

İçimizdeki çocuğu hep yaşatalım...

Küçük Simyacı

Küçük Simyacı

Henüz 12 yaşında ama dünyada best seller olmuş kişisel gelişim kitaplarına taş çıkartıyor. Karanlık odasına girdiğinde yerde duran çantasını, bir insan sanarak korktuktan sonra, korkusunu yazıya döküp, dönüştüren Beril Üçgün’ün biz büyüklere ders verir nitelikteki bu yazısını okumaya hazır mısınız?

Hayal gücümüzü ve içimizdeki oyun oynayan çocuğu hiç kaybetmememiz dileğiyle; Hadi o zaman…

Beril’in kaleminden dökülenler;

Korkular ya da duygular herkes için aynı mıdır? Mesela boş bir oda, yetişkinler için bomboş sıradan bir ortamdır. Fikirlerin olmadığı, duyguların olmadığı, hayallerin olmadığı bir odadır. Bakış açıları dar, düz ve mantıklıdır.  Kendilerine hep sınır koyarlar. Belki de bu yüzden bu kadar sıkıcılar çünkü HAYAL ETMİYORLAR!

Her günleri aynı. Kalk, kahvaltı et, işe git, çalış, eve gel, yemek ye, yat, kalk, kahvaltı et, işe git , çalış…. Her günleri böyle! Hayal etmiyorlar, oyun oynamıyorlar, resim çizmiyorlar.

8287fbba6ecccbc025bb7e1def45cfcd?s=100&d=https%3A%2F%2Fi2.wp.com%2Fwww.idilob.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2017%2F11%2Fsocial-logo-1 Küçük Simyacı

Hakkımda ne yazmalıyım acaba? acaba? acaba? Düşündüm, taşındım ve ciddi bir öz geçmiş yazmaktansa beni ben yapan niteliklerimi yazmaya karar verdim:) Devamını oku