Tesbih Böceği ve Ben

Tesbih Böceği ve Ben

İçe dönüşler yaşarım bazı zamanlarda.Kırılganlığımın arttığı,hafiften bir alınganlık rüzgarının estiği o vakitler yüzüme yansımayan fakat yüreğimde yelpazenin katları gibi katlanan hassas kanatlarım hemen titremeye başlar. Kuru bir rüzgarda kıvrılan yaprak gibi oluverir…tedirgin olunca kabuğunu top gibi yuvarlayan tesbih böceği misali kıvrılır,tostoparlak yapıveririm ruhumu.Kendimi dış dünyaya ve beni incitebilecek her olaya karşı kendimce bir savunmaya geçerim.
Anladım ki; tesbih böceğiyle ruh kardeşliği yaşıyoruz biz.Sevdiğimiz şeyler de çok benziyor.Mesela; O da benim gibi sıcağı sevmiyor ,nemli ve serin havalardan hoşlanıyor.Yağmuru,taşı ,toprağı,yaprağı görmeden edemiyor.O da korktuğunda kendini anne karnındaki gibi güvende hissetmek için cenin pozisyonuna geçiyor.Onun da vücudu kat kat dizilen kabuklardan oluşuyor tıpkı benim bedenimin ve ruhumun yedi katı gibi..Ruhlarımızın tabiatı bile aynı!Sevdiğinde ve sevildiğinde yola devam eden,üzüldüğünde ,incindiğinde kabuğunda sıkışıp kalan.
Değişik olan şey aslında sadece insanların bakış açıları ve sonradan öğrendikleri algıları.Kainattaki yaratılmış her şey eğer aynı atomdan yaratıldıysa bence gerisi sadece teferruat…Hem dünya da zaten tesbih böceğinin yuvarlanmışı gibiyse eğer ayrıdan gayrıdan bahsetmek gerçekten anlamsız değil mi ?:)
Şimdi düşünüyorum da ; tesbih böceği sessiz ve sabırlı bir bekleyişten sonra yoluna devam edip yürüyorsa ,benim de sakince bekleyip tebessümle ruhumu yeni güzelliklere davet etmem gerekir..Yaşasın Ruh kardeşliği…..

Sevgilerimle,
Nur Üçgün

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.